Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

05 Kasım '09

 
Kategori
Dünya
Okunma Sayısı
1356
 

Kim kimin hamisi olur, Kim hamsi olur oltaya!

Kim kimin hamisi olur, Kim hamsi olur oltaya!
 

Büyük Orta Doğu Projesine Büyüteç..!


Kapitalist ve Emperyalist sistemi kuranlar, boş meydanlarda Dünyayı rahatça yönettiler. II. Dünya Savaşının sonrası, dünyada yeni bir soğuk savaş başladı. Değişen şartlara göre yıllarca, piyonlarda değişti figuranlarda. Oysa sistem aynı, yönetenlerde, güreşenlerde aynı. Kendi milli idare ve yöneticilerini çıkaramayan milletler hep sırtını minderde buldu.

Ülkemizden hareketle dünyaya, dünyadan hareketlede ülkemize baktığımızda aslında resim bellidir. Maalesef ülkemiz insanı uzun yazıları okumaktan sıkılıyor bu nedenle nakkaş gibi yazıyorum bende. Fakat suçum yok, konu uzun.

Türkiye, Türk İslam Birliği stratejisi gütmeli. Vaad edilmiş topraklarımız yok bizim, diyerek cesurca yazıyorum. Cesur adamları, hem göreve hemde yoruma çağırıyorum. Büyük Orta Doğu Projesinin sonu Türkiye'nin aleyhine olacaktır. Çünkü menfaatler ve İsrail -Amerika planjonu askeri, mali, ve sonuç ilişkisine dayalıdır. Her anlamda hem ekonomi ile alakalı hemde sonuca varmak üzere tereyağından kıl çeker gibi, ekonomik yürütülmektedir.

Medyamız artık haber yaparken, ulusal menfaatler gereği istihbarat kullanarak yapmalıdır. Çünkü her haber gerçek değil, her kişi oyuncu değil, çoğu figurandır.

Emperyalist ABD İmparatorluğu, yeryüzündeki hegemonyasını pekiştirmek üzere tasarladığı küresel dizayn çerçevesinde Ortadoğu'ya kendince yeniden çekidüzen verme yönünde adımlar atmaya devam ediyor. Tabii ABD'lilerin Ortadoğu'dan kastettikleri malum ülkelerle sınırlı coğrafyadan ibaret değil. ABD Harp Akademileri Stratejik Araştırmalar Enstitüsü'nün, 1999 yılında yayınladığı raporda The Greater Middle East (Büyük Ortadoğu) olarak tanımlanan ve Kazakistan'dan Cebelitarık'a kadar geniş bir coğrafyayı içine alan yeni bir Ortadoğu tanımlanmaktadır. ABD'nin NATO nezdindeki daimi üyesi Nikolas Burns'un Çek Cumhuriyeti'nin başkenti Parg'da geçen yıl yaptığı konuşmada değindiği, daha sonra da ABD Başkan Yardımcısı Dick Cheney'nin Davos'ta düzenlenen Dünya Ekonomik Forumu'nda ilk kez resmi ağızdan telaffuz ettiği, Büyük Ortadoğu Projesi; son iki-üç aydır gündemimize girmesine rağmen aslında 90'lı yılların başından beri ABD'deki tink-tank kuruluşlarında tartışılıp olgunlaştırılmaya çalışılan, hatta kısmen uygulamaya konmuş bir proje. Henüz detayları netlik kazanmamış olsa dahi ana hatlarının belirginleştiği Büyük Ortadoğu Projesi'nin ekonomik, siyasi, kültürel ve askeri olmak üzere 4'lü sacayağı var. Başını ABD'nin çektiği bu projede ağırlıklı olarak G-8'ler ekonomik, AB siyasi ve kültürel, NATO ise askeri partner olarak yer almaya davet ediliyor." Bush'un 2008 Haziran ayında Sea Island'da yapılacak olan G-8'ler toplantısında detaylarını açıklayacağı proje daha sonra İstanbul'da toplanacak olan NATO zirvesinde müzakere edilecek." denmişti.

Türkiye'de yoğun şekilde tartışılmasına rağmen projenin detayları hakkında net bilgiler kamuoyuna pek yansımış değildi. Projeyle ilgili ilk detayları The Washington Post gazetesi 9 Şubat 2004 tarihinde yer aldı. Daha sonra Londra'da yayınlanmakta olan el-Hayat gazetesi, Büyük Ortadoğu Projesi'nin kapsamlı bir metnini ilk kez neşretti. Her şeyden önce el-Hayat gazetesinde yayınlanan metnin, Büyük Ortadoğu Projesi'nin sadece ekonomik ve kültürel bölümünü içeren taslak olduğunu vurgulamak gerekir. Ayrıca projenin askeri ve siyasi yönü henüz netlik kazanmış değil, en azından ilan edilmiş değil. Tabi şunu da vurgulamak gerekir deklere edilen belgelerde projenin tüm yönlerinin yer almasını ve projenin sahibi emperyalist güçlerin asıl niyetlerini ortaya koyacak detayları yansıtmasını beklemek saflık olur.

Ortadoğu'daki Olumsuzluklar BOP'a Gerekçe Taslağa göre Büyük Ortadoğu 22+5 ülkeyi kapsıyor. Yani 22 Arap ülkesinin yası sıra İran, Pakistan, Afganistan, Türkiye ve İsrail. Yine bu metne göre Büyük Ortadoğu, içinde barındırdığı potansiyellerle uluslararası toplum -özellikle de G-8'ler- için her an patlamaya hazır barut fıçısı misali ciddi bir tehdit oluşturuyor. Aynı zamanda kaçırılmaması gereken önemli fırsatlar da sunuyor. BM'nin 2002-2003 yıllarında 'Arap İnsani Gelişimi' ile ilgili hazırlamış olduğu iki ayrı rapora sık sık atıflar yapılıyor. Ürkütücü olarak nitelenen bu verilere göre:

· Yetişkin Arapların yüzde 40'ı -65 milyon kişi- okuma yazma bilmiyor ve bu sayının üçte ikisini kadınlar oluşturuyor.

· Toplumun sadece yüzde 1.6'sı internet kullanma imkanına sahip ki bu da -Büyük Sahra Çölü'nün güneyindeki Afrika ülkeleri dahil- dünyadaki tüm bölgeler içinde en düşük oranı teşkil etmektedir.

· Arap İnsani Gelişim Raporu, her 1000 Arap vatandaşına düşen günlük gazete sayısının 53'ten az olduğunu belirterek, bu oranın gelişmiş ülkelerde 285'i bulduğuna dikkat çekiyor.

· Arap ülkelerinin yayınladığı kitap miktarı dünya toplamının ancak yüzde 1.1'ni teşkil ediyor (ki bunların yüzde 15'ini dini kitaplar oluşturuyor). Üniversite mezunlarının 1/4 yurtdışına göç ediyor. Teknoloji büyük oranda dışarıdan ithal ediliyor.

· 11 milyon kişinin konuştuğu Yunanca'ya tercüme edilen kitap sayısı, Arapça'ya oranla 5 kat daha fazla. · 22 ülkeden oluşan Arap devletlerinin toplam ekonomik girdisi İspanya'nınkinden daha az.

· Bölgede işsizlik oranındaki dengeler mevcut haliyle devam ederse 2010 yılında 25 milyon kişi işsiz olacak.

· Bölge insanının üçte biri günde 2 dolardan daha az bir gelirle yaşamaktadır. Yaşam standardının düzeltilmesi için, bölgenin ekonomik gelişimi mevcut durumun iki katına yani yüzde 3'ten en az yüzde 6'ya çıkarılmalı.

· 2010 yılında 50 milyon, 2020 yılında da yaklaşık 100 milyon Arap genci iş hayatına atılacak. İş hayatına yeni atılacak olan bu gençlerin istihdamı için en az 6 milyon işe ihtiyaç var.

· 2002 yılında hazırlanan Arap İnsani Gelişim Raporu'na göre, yaşları ilerlemiş gençlerin yüzde 51'i başka ülkelere göç etmeyi istiyor. Göç etmek istedikleri yerlerin başında Avrupa ülkeleri geliyor.

· Arap ülkelerindeki kadınlar, parlamentodaki sandalyelerin sadece yüzde 3.5'ni işgal ediyorlar. Kıyaslayacak olursak bu oran Büyük Sahra Çölü'nün güneyindeki Afrika ülkelerinde yüzde 8.4'tür.

· Freedom House'ın 2003 yılında hazırladığı rapora göre yapılan tasnifte, Büyük Ortadoğu ülkeleri içerisinde sadece İsrail 'özgür' olarak tanımlanmış; diğer ülkelerden sadece 4 ülke 'kısmen özgür' olarak nitelenmiştir. Arap İnsani Gelişim Raporu, 90'lı yıllar itibariyle dünyadaki 7 bölge içinde Ortadoğu'nun özgürlük konusunda en az dereceyi elde ettiğine dikkat çekmiştir. 'İfade özgürlüğü' konusundaki sıralama listesinde Arap ülkeleri dünyadaki en alt derecededir.

Jeopolitik, jeoekonomik, ve jeostratejik öneme sahip Ortadoğu'daki siyasi, askeri, kültürel ve ekonomik sorunların oluşturduğu gerginlik başta ABD olmak üzere gelişmiş ülkeleri tedirgin etmektedir. Ortadoğu'daki kültürel farklılık, gençlerin karamsarlığı, kadınların sosyal hayattan dışlanmışlıkları, ekonomik gelişim, refah düzeyi, bilgi birikimi, demokrasi ve özgürlük gibi sorunlar yumağının oluşturduğu kaos ve gerilim böyle devam ederse G-8'lerin ulusal çıkarlarına ciddi tehditler oluşturacağı projede öngörülmektedir.

Buna bir de siyasi, askeri ve İslami faktörler de eklenince batı için tehlikenin boyutları önü alınamaz bir hal alıyor. Bunun bilincinde olan ABD, yanına AB'yi, G-8'leri ve NATO'yu da katarak bu barut dolu fıçıyı yedi katlı pastaya dönüştürmenin yollarını arıyor. Tabi proje bu haliyle pastadan pay alacak söz konusu ülkeler için cazip hale geliyor. Demokrasi, Özgürlük, Kalkınma, Refah vs. vs. Büyük Ortadoğu Projesi'nin basına sızdırılan taslak metni demokrasi, özgürlük, reform, kalkınma hamlesi ve refah gibi kavramlarla yaldızlanmıştır. Emperyalist odaklar, uzun yıllar bölgede zülüm ve inkar politikalarından bezmiş, sömürü ve yoksulluktan usanmış kitlelere sundukları yalan vaatlerin sempati toplayacağını, yerli despot rejimlere muhalif eğilimlerin kendileriyle iş tutacağını ve böylece bölge üzerindeki emperyal hedeflerini adım adım gerçekleştirmeyi ummaktadırlar. Ortadoğu üzerindeki kontrollerini kaybetmekten çekinen emperyalist güçler, bölgedeki sorunları kendi yöntemleriyle ve kendi lehlerine olmak üzere halletmek istiyorlar. Tamamen emperyal dürtülerle hazırlanan bu plan ve projeler tıpkı eskiden olduğu gibi yaldızlı kavramlarla süslenerek sunuluyor. Uluslararası zorba güçler, daha önce bölgeyi işgale geldiklerinde medeniyet götürme, uygarlaştırma ve imar etme kavramlarının arkasına sığındılar. Türkçe'deki 'sömürü' kelimesinin yerine Arapça'da imar etmek anlamında <ı>isti'mar kavramı emperyalistlerce Arapça'ya yerleştirilmiş ve günümüzde hala kullanılmaya devam etmektedir. Modern emperyalizm ise özgürlük, demokrasi, insan hakları ve refah düzeyi gibi albenili kavramlar kullanarak işgal ve sömürüyü meşru göstermeye çalışmaktadır.

Bu projede en önemli unsur, ülkeleri yöneten kafaladır. Ele geçirilmeli veya atama ile gönderilmelidir ki BOP'a hizmet etsin. Biat etmiş insanlar, onlar için biçilmiş kaftandır. Bu projenin en etkili unsuru Türkiye'dir. Ya bu oyunu bozar, süper güç olur. Yada mazallah kendini, iç savaşta ve minderde bulur. Mutlaka Türk esir olmaz, bayraksız kalmaz Tük hürriyetsiz olmaz, fakat neden bedel ödeyelim. Kurtuluş savaşında çok büyük bir bedel ödedi bu millet.13 milyona kadar düştü nüfus, soykırım ise hala devam etmiyormu hem Türklere hem müslümanlara.

Bu bölgenin yeni hamisi olacakmışız, vaadi ve palavrasına, çok aydın çokdan inanmış. Oysa sonu karanlık.

Ahmedi Nejad iktidara geldiği gün, "Mehdi resulu geldi ülkeyi o yönetiyor" dedi halkına. Hemde riyasızca "orduları birleştirin" dedi Türk ve İslam coğrafyasına. İslam ülküsü, misyonerlere gün doğduruyor, tam dış güçlere göre manevi bir silah. Birde şerre hizmet ederse, ozaman o milletin vay haline! Kimsede çıkıp sayın Nejad'a sen kimsin demedi.

Şimdi ise aynı Sayın Ahmedi Nejad, 4 Kasım 1979 da İranda, Amerikan Büyük elçiliğini basan, 1, 5 yıl esir alan grubun içnde gibi gösteriliyor. Oysa doğruluyanlara bir bakın, rehinelerden Albay Chuck Scott ."Bu o adam buna hiç kuşku yok" derken, baskını yapan öğrencilerden gazeteci Abbas Abdi'yse "Ahmedinejad hiçbir zaman o grubun üyesi olmadı, baskında da yoktu" dedi.

İşte en büyük tehlike kendi ülkelerine kahraman gösterilen, sahte kahramanlar. İslam coğrafyasının kullanılması. Ve harcanan gerçek kahramanlar.

Mart 2009 da Keş dağında hayatını kaybeden Sayın Muhsin Yazıcıoğlu ise Uluslararası bir suikasta kurban gitmiş olabilir. Çünkü gerçek Türk İslam Birliği neferi ve kullanılmaya müsait olmayan dik duruşu ile bu oyunu Türkiye'de bozabilirdi. Bu kaza olayının üstüne gidilerek aydınlatılması gerekmektedir.

Fethullah Gülen konusunu ise hiç açmıyorum, o konu yüz bölümlük belgesel olur. Çok karmaşık bir konu. Ancak neye ve nasıl hizmet ettiğine bakarsanız, zaten anlarsınız. Bu kadar anlattıklarımdan sonra Aklı selimlerin işi kolay sanırım. Aklı evveller yine, "hadi ordan" diyecektir. Çünkü onlar resmin içinde kaybolur. Resmin bütününe bakamazlar.

Son Osmanlı, Osmanoğlunun cenazesi aslında ne olursa olsun, aydınlatır konuyu. Bu ülkeyi gerçek seven Cumhuriyet çocukları görev başına. Bu saatten sonra memleketin kurtuluşu, "Ölmekde var eve dönmekte "diyecek, vatan evlatlarının ve cesur adamların işidir. Satılmamış kalemlerin, siyasetçilerin, milletin ve köylünün ayağa kalkıp memleketine sahip çıkma günüdür.

Amerika o Irak topraklarından çekilirken, ne pahasına olursa olsun, Türkiye'de PKK'yı kullanarak Kürt halkına bir kalkışma isyanı yaptıracaktır, diye düşünüyorum.Türk İstihbaratı İsrail'i ve Irak hükümetini çok sıkı takip etmelidir. Büyük Orta Doğu projesini değil, AB'nin çok yıldızlı bayrağını değil, biz Türk İslam Birliğini ve tek yıldızlı Türk Bayrağını istiyoruz.

Ne mutlu Türküm diyene! ve Varlığımız Türk varlığna armağan olsun. Sağlıcakla kalın.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

ANLADIĞIM KADARIYLE BU BOP DENEN MELANET ŞEY HALA ANLAŞILAMAMIŞ.BOP ABD AÇGÖZLÜLÜĞÜ+AB SİNSİLİĞİ+JAPON SERMAYESİNİN ÜRETİMİ OLAN VE BUGÜNE KADAR YER YÜZÜNDE GÖRÜLMEMİŞ BİR YARI CANLI,YARI MEKANİK BİR ORGANİZMA TÜRÜDÜR.BU ORGANİZMA ORTADOĞUNUN KUCAĞINA BIRAKILDI VE SADECE ÜRETİCİLERİNE HİZMET ETMEK ÜZERE PROGRAMLANDI.BU ORGANİZMAYI BUGÜNDEN ÇÖZÜMLEMEK MÜMKÜN DEĞİLDİR ÇÜNKİ BUNU ÜRETENLER BİLE YAPAMAZ.BU ORGANİZMA GÜNÜN,İKLİMİN VE İÇİNDE BULUNDUĞU İNSAN YIĞINLARININ RUH HALLERİNE GÖRE KENDİNİ YENİ DURUMLARA YÖNLENDİREBİLMEKTEDİR.ÖRNEK VEREYİM.IRAK İŞGALİ SIRASINDA KÜRTLERE YÜZLERCE YILLIK VATANLARINI SATTIRDI,ONLARA BİR DEVLET KURDURUP TÜRKİYE'YE KÜRT KEDİSİ BİLE VERDİRMEM DEDİRTTİ AMA ŞİMDİ AYNI KÜRTLERİ DİĞER Şİİ VE SUNNİ ARAPLARIN VE HATTA EL KAİDENİN GAZABINDAN KURTULABİLMESİ İÇİN,BIRAKIN BİR KEDİYİ TOP YEKÜN YÜRKİYE'NİN ŞEFKATLİ KUCAĞINA VERİYOR.BURADA ŞUNU BELİRTEYİMKİ BO BOP ORGANİZMASINI ŞU ANDA ORTADOĞUDA,ASYADA VE AFRİKADAKİ TEK ANTİDOTU TÜRKİYEDİR.BU KONU İÇİN BURASI ÇOK DAR.

ÖKKEŞ 
 09.11.2009 22:01
Cevap :
Boyle okuyucuları çok seviyorum işte budur. Yoruma gerek kalmamış. Demek ki maksadı aşmadan anlatabilmişim. Her engin görüşe yer var. Her görüşe saygı duyup, paylaştıkça daha aydınlık günler yakındır. Çok teşekkürler.  10.11.2009 9:43
 

tayyip aklisira dünya liderleri arasina girmeyi düsünüyor, kendisi bop la ilgili vazifelendirilmis vaziyette, ama birseyi unutuyor Türk insaninin mentalitesini, bu mentalite asla hicbir doktrini, kurali özümsemaz kominizim bile bizim elimizde rezil olurdu, demokrasiyi bile anlamak istemiyoruz hos demokrasi de anlanacak bir konu degil ABD nin uydurmasi

ahmet islar 
 06.11.2009 19:37
Cevap :
Evet Teşekkür ederim yorumunuza. Lider olunmaz, lider doğulur size katılıyorum. Hatiplikle herşeyi örtemez insanoğlu gerçek herzaman gerçektir.  09.11.2009 18:58
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 26
Toplam yorum
: 37
Toplam mesaj
: 19
Ort. okunma sayısı
: 1173
Kayıt tarihi
: 21.06.06
 
 

1973 doğumluyum Türkiye'nin önde gelen firmalarından birinde üst düzey yöneticilik yapıyorum. Siy..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster