Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

20 Nisan '18

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
407
 

Kime Oy Vereceğini Bilen de Okumasın, Bilmeyen de... Gerek Yok!

Kime Oy Vereceğini Bilen de Okumasın, Bilmeyen de... Gerek Yok!
 

Türkiye iki ay içinde seçime gidiyor. Yönetim sistemi değişmiş durumda. Parlamentarizmden başkanlığa geçiyoruz. Uyum yasaları yok henüz. Kimsenin umurunda da değil pek. Kervan yolda düzülür anlayışı iklime egemen. Kim kazanırsa kazansın, çok güçlü bir “başkan” seçileceği için, ihtiyaç olan düzenlemeleri istediği her an “başkanlık kararnameleriyle” yapar zaten, sorun yok… diye bakılıyor olmalı.

Rahatız vesselam…

Bu koşullar altında, seçilmek istenen “başkan”ın çözmek zorunda olduğu sorunları ve adayların çözümlerini biliyor muyuz, yoksa alışık olduğumuz üzere rakiplerin birbirlerine bağırıp çağırarak ve çoğu zaman hakaretamiz sözcüklerle yürütecekleri kavgalı gürültülü kampanyada baskın gelecek olanın kazanmasını yeterli mi görüyoruz?

Ülke gerçekten çok ağır sorunlarla karşı karşıya. Biz, burada, bu sorunlardan hemen bir çırpıda aklımıza geliverenlerinin bir listesini yazma denemesi yapmaya çalışacağız. Adayların bu sorunlardan hangilerini nasıl çözeceklerinin cevaplarının seçim kampanyaları döneminde aranması ve ihtiyaca cevap verebilecek olanın bulunup seçilmesi ise “milletin” sorunu…

Mekanizmanın böyle basit bir işleyişinin olmadığını, “oy hakkı sahibi” olmaktan (belki çok) daha güçlü muhtelif iç ve dış çıkar ve güç odaklarının bizim bildiğimiz ve bilmediğimiz yöntemlerle bu sürece etki edecekleri gerçeğini de hafife almamak gerek. Geçiyoruz.

Başkanlık sisteminde seçilecek iktidarın çözmek zorunda olduğu sorunlar kabaca şunlar.

1- Terör, Güvenlik ve Dış Siyaset: Yarım asırdır süren terör, yöntem ve boyut değiştirerek çullanışını sürdürmektedir. FETÖ geriletilmiş olmakla birlikte PKK arkasına ABD desteğini de almış olarak ve sınırlarımızın dibinde üniter bütünlüğümüze tehdit oluşturacak bir “devlet” kurma konusunda cüretkar bir şekilde ve üstelik şimdiye kadarkinden de daha korkutucu boyutlarda tehlike oluşturmaya devam etmektedir. Diğer dinci terör örgütlerinin yok edilmiş olduğunu ileri sürebilmek de iyimserlik olacaktır. TSK ve Emniyet, bünyelerinde onyıllardır nüfuz etmiş FETÖ mikrobunu temizleme sürecinde örselenmenin yaralarını sarmaya devam ederken terörle mücadelesini de kesintisiz sürdürmek durumunda kalmıştır. Terör, en ağır sorunlarımızın başındaki varlığını korumaktadır. Dünyanın tüm süper güçlerinin öbeklendiği bölgemizde dış tehlike ve tehditlerin boyutları ise “kâbus” düzeyindedir.

2- Ekonomi: Dış borç yarım milyon dolara ulaşmıştır. Cari açık bu rakamı beslemeye devam etmektedir. İç borç, bütçe üzerinde ağır faiz yükü olmayı sürdürmektedir. Öte yandan ödeme garantili köprü, tünel, şehir hastaneleri, nükleer santral… gibi yatırımlardan kaynaklanan ve borç hesaplarında “görünmeyen” yükümlülükler gelecekte büyük sorunlar oluşturmaya namzettir. İşsizlik ve yoksulluk had safhadadır. Gelir dağılımı eşitsizdir. Enflasyon bir türlü alt edilememiştir. Tarım ve hayvancılık tükenme noktasındadır. Sanayi yatırımları yetersizdir. Borsa ve finans sistemi etkisizdir. İlave 4 milyon Suriyeli misafir bu tabloyu daha da ağırlaştırmaktadır.

3- Eğitim: Eğitim sistemi tam bir yap-boz oyunu görünümü sergilemektedir. Sorunlar sadece “sınav yöntemi” boyutuna indirgenmiş olup yöntem değişiklikleri denemeleriyle avunulmaktadır. Orta öğretim, dinsel ağırlığa yönlendirilmekte ancak bilimsellik ihmal edilmektedir. Üniversite eğitimi diplomalı işsizleri çoğaltırken ilerlemenin motor gücü olmaktan yana varlık gösteremektedir. Eğitim sistemi, toplumumuza gelecekte dış dünyayla rekabet edebilme gücü kazandırmaktan uzaktır. Ve bu sorun ihmal edilmeye devam edildiğinde dışarısıyla aramızdaki mesafe açılmaya devam edilmektedir.

4 – Hukuk ve Adalet: Ülkemiz terör ve FETÖ kalkışması gibi sebeplerle gerçekten çalkantılı bir dönemden geçmektedir. Süreç, mensuplarının üçte birine yakını cezaevine düşen ve meslekten ihraç olunan “yargı” organının sorunları ve bu sorunlara yol açan süreç içindeki hatalı düzenlemelerin “hukukun üstünlüğü” ilkesini zedeleyen etkilerden kaynaklı sorunlarını bir an önce aşma zorunluluğuyla karşı karşıyadır.

5 – Kültür ve Sanat: 21. Yüzyıla girdiğimiz 2000 yılı başından bu yana, yani 21. Yüzyılın beşte birini geçirmiş olduğumuz an itibariyle resimde, heykelde, müzikte, mimaride, edebiyatta, sinemada, tiyatroda veya diğer herhangi bir sanat dalında varlık gösterebilmiş tek bir sanatçı yetiştirememiştir. Sanat ve kültür yaşamını ihmal eden toplumlar varlıklarını sürdürme şanslarını kaybeder.

6- Sağlık: Sağlık hizmetinde varlığı kabul edilen sorunlar tespit edilmiş olmakla birlikte bu sorunların aşılması hususunda çözüm için düşünülen “şehir hastaneleri”nin yaşama geçmesiyle birlikte başka daha büyük ve ağır sorunlar getireceği görülmekte, sağlık hizmeti git gide daha çok parası olanın daha fazla yararlanabileceği bir hüviyete bürünmektedir.

7- Kentleşme: Yapı stokunun büyük kısmı deprem riski altında olan büyük şehirlerimizin gün geçtikçe daha büyük, daha daha büyük… şehirler olma yönünde gelişmeye devam etmeleri, alt yapının yetersiz kalmasına, trafik keşmekeşine, güvenlik sorunlarına ve daha pek çok soruna kaynaklık ederek şehirlerimizi yaşanılamaz hale getirmeye devam etmektedir.

8- Turizm: (Adaletsizce de olsa) artan zenginleşmeye ve refaha bağlı olarak gelişen turizm ekonomisinden pay alma çabasındaki turizm sektörümüz iç ve dış ekonomik ve siyasi çalkantıların olumsuz ve hatta yıkıcı etkilerine en açık alanlardan biridir ve bu yüzden elden çıkarılmak zorunda kalınan pek çok tesis yabancıların eline geçebilmektedir.

9- Basın: 2000 yılından önce birer banka, birer holding, birer gazete ve birer televizyon sahibi olma hastalığındaki sermayedarların elinde yozlaşan basın-yayın alanında yaşanan sorunlar çözülememiş olup son zamanlarda gözlenmekte olan tekelleşmeyle birlikte olumsuz etkileri gelecekte ortaya çıkacak yeni sorunlar önümüzde durmaktadır.

10 – Diğer: Ve saydıklarımızın dışında, siyasi kutuplaşmalar, ekonomik yolsuzluklar, örgütlenme sorunları, çeşitli toplum kesimlerinin kültürel ve inançsal sorunları.. gibi aklımıza gelen gelmeyen pek çok iç ve dış sorun, çözüm beklemektedir.

İşte iki ay sonra gideceğimiz seçimde başımıza getirecek olduklarımızın yüz yüze oldukları sorunlar bunlardır. Bu sorunları bilmeli, kampanya sürecinde hangi adayın bu sorunlardan hangisini nasıl çözeceğinin cevaplarını aramalı ve eğer gerçekten varsa, bu cevaplardan akılcı, inandırıcı, gerçekçi… olanını verenleri bulmalı ve seçmeliyiz.

Yaa… kardeşim! Oy kullanacaksan, işte bunları bileceksin… O zaman, oyunu kime verirsen ver, başım gözüm üstüne… Bunları bilmeden oy kullanıyorsan o zaman ben oy kullanmayayım… Çünkü seninle baş edemem.

 

Kenan IŞIK

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Detaylı ve gerçekçi bir yazı olmuş. Ülkemiz için en iyisi neyse onu dilerim.

beyazışık 
 20.04.2018 15:07
Cevap :
Teşekkürler ilginize, selamlar  20.04.2018 19:53
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 432
Toplam yorum
: 639
Toplam mesaj
: 10
Ort. okunma sayısı
: 2547
Kayıt tarihi
: 16.05.07
 
 

Mülkiye mezunuyum. Emekli müfettişim. Ankara'da yaşıyorum. S'oligarşi isimli kitabı yazdım. Kitap..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster