Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

28 Ocak '13

 
Kategori
Şiir
Okunma Sayısı
409
 

Kimi görsem sen sanıyorum

Kimi görsem sen sanıyorum
 

görebildiklerimi sen sanıyorum...göremediklerim gölgelerim,düşlerim...


Düşlerimde gördüğüm biraz kaçak, biraz korkak gölge adam

Uzaktan beni gözlüyor

Ben ona bakıyorum

Kimi görsem sen sanıyorum

----

Gün, kirpiklerini kırpıştırıyor bir bebeğin

Ufak mızmızlanmalar ve pışpışlanmalarla dalıyor tekrar melekler mekanına

Dudaklarında bir anlık tebessüm görüyorum

Kimi görsem sen sanıyorum

----

Veyahut işe gitmek için koşar adım evden çıkıyor genç adam

Biraz ilerde kara asfaltta bembeyaz ekmek kırıntısı

Hemen eğilip alıyor, öpüp başına koyuyor nimeti

Grili apartman duvarının üzerine ufalıyor 'kuşlar yesin' düşüncesiyle

İşe geç kalıyor, kalıyorum öylece

Kimi görsem sen sanıyorum

----

Vakit öğle olmuş

Kulağıma şifa ezan sesi

Durmak(?) için camiden içeri giriyorum

Yüzü ellili yaşları geride bıraktığını,

Göz kapakları çok yükler taşıdığını anlatır gibi kapalı

İniyor sicim gibi yaşlar

Elleri göğe doğru kalkmış dua ediyor

'Evladım tez dön askerden' diyor

'Tez dön' ve susuyor

Yerden destek alarak kalkıyor

Eşarbının ucuyla siliyor gözyaşlarını çıkıyor dışarı, içeride kalıyorum

Kimi görsem sen sanıyorum

----

Koşuyor bir çocuk

Hava soğuk, çocuk yalınayak

Elindeki şeker ile karneyi sallıyor

'Hepsi beş' hayata karşı

Babasının yüzünden hayaller,umutlar,kıvançlar,yaralar,yılmışlıklar,kızlar ve oğullar geçiyor

Baba eğilip yeni soğuk kuyuları çıkarıyor poşetten

Çocuk ağlamaklı oluyor

'Hani uzunlarından alacaktın' diyor

Baba 'öbür seneye söz, hem de sarı olanlarından' deyip susuyor

El ele çıkıyorlar hayat yokuşundan, nefesim kesiliyor çıkamıyorum

----

Kimi görsem sen sanıyorum

Onu da hayra yoramıyorum

FBA

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Sağuk Kuyuya, kara lastik deniliyor bizim yörelerde.Erkekler pek giyinmezler, yorgun, yoksul, çalışkan köy kadınların tercihidir billassa tarım ve hayvancılık işlerinde. Zaten bütün işleri kadınlarımız yapar ya bizim oralarda, neyse... Bu şiirin değişik bir havası var. Hayatın realitesini, sosyal problemleri, fakirliği, mahzunluğu, mahcupluğu, yorgun heyecanları,küçük mutluluk kıvılcımlarını, velhasılı yaşanan, yaşanması muhtemel olan tüm boynu büküklükleri, samimi, sevimli bir özlem potasında harmanlayarak sunuyor bize. Tüm bu yürek sızlanan estanteneleri, özlenen bir sevgilinin varlığı gölgesinde resmediyor. Belki de, özlemlerim çok ama, insanların çektiği acılar karşısında benimkinin değeri az demek istiyor. Kim bilir?

Bir tutam hayat 
 26.03.2013 18:43
Cevap :
Kendi cümlelerimle, gördüğüm renklerin asıl ve nasıl tuvallerden geldiğini anlamaya çalışıyorum.Size doğru aksettirebilmişse ne mutlu aynaya.Sevgiyle,saygıyla...   28.03.2013 12:31
 

''Baba eğilip,yeni soğuk kuyuları çıkarıyor poşetten.'' Bu cümleyi bir türlü çözemedim. Bu güzel ve duygulu şiiri yorumlayabilmek için, bu cümlenin çözümünü rica ediyorum şiirin yazarından.

Bir tutam hayat 
 25.03.2013 18:18
Cevap :
Soğuk kuyu şimdilerde daha çok yaşlıların tercih ettiği siyah lastikten ayakkabılardır.Yaz-kış ayağı buz gibi tuttuğu için soğuk kuyu denmiş,fiyatı deri ayakkabılarla kıyaslanamayacak kadar makul olduğu için şiirimdeki babanın zorunlu tercihidir.  26.03.2013 11:50
 

ayrılmak ayırmadı bizi/beni her gören sen sanır..(murathan mungan)

R Bayram 
 28.01.2013 23:09
Cevap :
Dahası...dahası, susarım...Saygı ve sevgiyle...  29.01.2013 15:33
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 56
Toplam yorum
: 217
Toplam mesaj
: 3
Ort. okunma sayısı
: 319
Kayıt tarihi
: 17.01.12
 
 

1987'de, Ankara'nın sokaklarında kırmızı-kahverengi yapraklar sonbaharın geldiğinin habercisi. Ta..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster