Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

20 Ocak '09

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
435
 

Kimin reddi?

Çok sevdiğim bir arkadaşım, evdeki çocuk bakıcısının evde bir adam gördüğünü söylediğini ve bundan çok korktuğunu söyledi. Herkes ailecek salonda outururken holden birinin geçtiğini gören kadın ‘A..yine gördüm’ demiş ve benim arkadaşımda çok korkmuş. Bana bunu ilk anlattığında bakıcının o’na birşeyden dolayı kızmış olabileceği ve bunun intikamını da onu korkutarak aldığı fikri geldi aklıma ama arkadaşım onun enerjisinin yüksekliğinden bahsedince daha bir dikkat kesildim.


Azer bakıcının enerjisi yüksekmiş ve görüşmeye ilk geldiğinde de ışıkların voltajı etkilenmiş ve o ışığı yakınca ampullerin patladığı olurmuş. Altın dişleri olan bu enerjisi yüksek bakıcı arkadaşla ben de tanışmıştım ama bu hikayeden sonra ona soracağım çok şey varsa da henüz gitmeye vaktim olamadı.


Topu topu 3 kez görmüş bu görüntüyü ve arkadaşım bu adamın karşı komşusu ve aynı zamanda ev sahibesi olan yaşlı teyzenin artık hayatta olmayan kocası olduğunu düşünüyor. Tam da o sırada yaşlı teyzeye ait bir tabak varmış evlerinde bizimki ertesi gün muhallebi yapıp tabağı geri göndermiş teyzeye. Şimdi şahsı muhteremin karısının tabağının bekçiliğini yaptığı bir ihtimal :-) ama bugün bunları yazmamın nedeni başka.


Toplumda duyarız bunun benzeri hikayeleri, birileri birşeyler görür. Ben şimdiye kadar hiçbirşey görmedim ve görsem ne yapardım hiçbir fikrim yok ama böyle birşeyi gördüğünü yada duyduğunu söyleyen insanlara da kaçırmış gözüyle bakmıyorum açıkcası. Bilgileri kendi süzgecimizden geçirerek kabul, redd, şüpheci yada nötr bir şekilde bırakırız yada duyduklarımızın ilgimizi çekmesi sonucu konuyu kendi çapımızda araştırırız. Ben de beni heyecanlandıran yada ilgimi çeken konuları, ne kadar garip de olsalar reddetmek yada kabul etmek yerine araştırmayı seçenlerdenim. Yetiştiğimiz aile, çevre, toplum ve içinde dünyaya geldiğimiz din bize birçok bilgiyi doğru yada yanlış kabul ettirme çabasındadır. Bunlara itiraz ettiğimiz, farklı davrandığımız, at gözlükleri olmadan 360 derece bakma hevesiyle görüş alanımızı 180 dereceye bile çıkarttığımız zamanlarda bize Mars’dan gelmiş yeşil yaratık gözüyle bakılması deneyimi yaşatır gene aynı çevre. Kimimiz farklı olmanın verdiği rahatsızlıktan dolayı hemen at gözlüğüne geri sarılıverir, kimimiz de cesurca başkalarının varlığını bile red ettiği, ilgilerini çeken kulvarda ilerlemeye devam eder.


Siz yazının başındaki hikayeyi okuduğunuzda nasıl tepki verdiniz? Kabul, reddetme, şüpheci yada nötr müsünüz? Hangisi olduğunuzun farkına varmak ve bu farkındalıkta size koşullandırılmış bilgilerin sizin özgünlüğünüze, kendinizi geliştirmenize katkısı olup olmadığına bir bakın. Esasında yukarıda belirttiğim farkındalığın dört halinden de geçiyoruz hayatta. Araştırmayı seven, sorgulayan zihinler şüphecilikle bakar ama güven sorunu yaşayanlarda burada takılır uzun süre, nötr hale varamaz bir türlü. Özgün olmak, farklı düşünmek, hayatın sunduğu farklı pencerelerden bakabilmek, çeşitliliğin hayatımıza getirdiği hoşgörüyü görebilmek, birşeyleri reddederken acaba bunu bizim mi yoksa koşullandırılmış bilgilerin mi reddettiğini düşünmek gerek derim.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

yazınızda anlattığınız türden bir olay benim de başıma geldi ama görmesemde bazı sesler duydum neydi bilmiyorum açıklayamıyorum. O zamandan beri farklı bakarım bu konuya. Bu konuyu değişik bir şekilde bağlamışsınız. Ayrıntıları, farklılıkları görebilmek ve algılayabilmek geniş bakış açıları kazandırır diye düşünüyorum. Sevgiler.

ümitümit 
 25.01.2009 18:49
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 8
Toplam yorum
: 11
Toplam mesaj
: 3
Ort. okunma sayısı
: 1026
Kayıt tarihi
: 08.01.09
 
 

Uzun yıllar yurt dışında yaşadıktan sonra Türkiye'ye dönmeden önce Ingiltere'de Rehberlik ve Psikolo..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster