Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

15 Temmuz '10

 
Kategori
Blog yazarları tartışıyor!
Okunma Sayısı
386
 

Kimliğimiz ve benliğimiz

Kimliğimiz ve benliğimiz
 

kimliğimiz


Tartışma konusunu teşkil eden kimlik ve sıfatlar bir kaç farklılık ile bütün insanlarda bir arada olabilecek vasıflardır. Müslümansınızdır veya gayri müslim, Türk veya herhangi bir etnik kökenden olabilirsiniz bununla beraber, bir çok ortak meslek icra edebilirsiniz. Evli olabilirsiniz veya bekar. Ana baba olabilirsiniz herhangi bir bölgede yaşıyor olabilirsiniz. Belki aynı ya da farklı bir spor kulübüne ilgi duyar aynı ya da farklı müzikleri dinleyebilirsiniz. Aynı müzik tarzını seven iki kişi bile bu tarzdaki farklı şarkıları sevebilir. Çeşitlilik her manada o kadar çoktur ki, din algısından tutun siyasi görüşlere kadar insan sayısı kadar milyarlarca değişiklik gösteren tercihler ve bakış açılarına sahiptir. Ancak beraber yaşamanın getirdiği kurallar çerçevesinde insanlar belli şablonların içine yerleştirilmiş görünürler. Mesela bir ankette sorulduğunda müziği severmisiniz diye tamamı evet diyebilir ancak hangi tür müzik seversiniz dendiğinde ayrışmalar başlar, hangi şarkıları ve yorumcuları seversiniz diye bir madde eklendiğinde ise bu ayrışma iyice su yüzüne çıkar yani detaylara inildikçe farklılıklar ortaya çıkar.

Neticede hepsi müzik sevmektedir. Siyasette böyledir toplasanız yirmi tane siyasi parti vardır ve birçok insan bu görüşleri benimseyerek sempati duyarlar ve bu görüşleri savunurlar. Bir o kadarda farklı bakış açısı vardır aslında içlerinde her bireyin kendine göre değişmesini istediği yada ilave edilmesini istediği maddeler olmasını istediği gibi bu da bir takım iç mücadelelere vesile olur. Bir insan İngiltere de, Çin de ya da Afrika’nın herhangi bir ülkesinde doğabilirdi bambaşka kimliklerle çok farklı yaşam şartları ile variyetini sürdürür. İnsan olma noktasında bütün bunlar zaten iç içedir. Kimimiz Karadenizlidir kimimiz Egeli ya da doğulu böyle bir ortamda önce insanlığın ön plan da olmasını düşünürüm. İnsanlar da olması gereken bulunduğu şartlar da öncelikle mensubiyet şuuru doğrultusunda geleneklerine bağlı, insana doğaya saygılı önyargılardan uzak ve bu farklılıkları idrak ederek birlikte yaşamayı içine sindirebilmiş bir toplumun ortaya çıkması. Bu doğrultuda anket ve bilgi açısından Bir sistematik şema yapıldığında mesela en başa insanlığı yazarak başlayalım hemen altına tabiiyeti ve dini daha sonra mesleği, eğitim ve öğrenim durumu, bulunduğu bölge, siyasi görüşünden tutun sevdiği renge tuttuğu takıma kadar yapılan şemada çok enteresan çakışmalara ve ortak paydalara rastladığımıza şahit oluruz. Bu böyle olacaktır da. Bununla beraber bir insan en çok hangi kimliğini ön planda tutar veya çıkarır sorusunu sorarsak insanlar öncelikle isimleri ile yaşarlar derim ve bu bütün yukarda sayılanları içinde barındırır. Bir futbol maçına gittiğimde tuttuğum takımın kimliği ile ön plana çıkar ve o takımı desteklerim.

Yakın olduğum bir siyasi görüş ise meydanlarda bir mitinge katıldığımda siyasi kimliğimle ön plana çıkarım, Sevdiğim bir müzik konserine gitmemdeki en büyük neden o müziğin içindeki beni çeken tarzdır, mesela Türk sanat müziği veya rock seven bir kimliğimle orada bulunurum, mesleki anlamda bir konferansa katılmışsam mesleki kariyer kimliğimle orada varımdır. Bütün bunlar olurken diğer kimliklerimiz de durmaktadır tabi ki. Burada önemli husus zaman ve mekanın gerektirdiği durumlarda taşıdığımız kimliklerden ilgili olanı ön plana çıkarmamız olayıdır. Bugün bir çok insana sorulduğunda kendinizi nasıl tarif edersiniz ve hangi kimliğinizi öne çıkarırsınız sorusu sorulduğun da ise genel de örnek vermek gerekirse kişi ( Türkiye de)Türküm, müslümanım, şu siyasi görüşteyim diye anlatmaya başlayabilir ya da soruya başka bir yaklaşımla öğretmenim, İstanbul da yaşıyorum 35 yaşındayım diyerek de başlayabilir. Başka türlü bir yaklaşımla şöyle de sorulabilir. Örneğin bir caddede elinizde bir mikrofonla röportaj yapma adına yoldan geçen herhangi birine yaklaşıp, efendim merhaba bize kendinizi tanıtabilirmisiniz diye sorduğumuzda ise öncelikle şu yanıtları alırsınız. Merhaba ben emekliyim adım şu Merhaba öğrenciyim Merhaba ben ev hanımıyım Merhaba ben mimarım diyerek söze başladığına şahit oluruz kimse de size ben türküm, müslümanım şu mezheptenim diye söze başlamaz bu da gösteriyor ki genel de insanlar kendilerini tanımlarken isim ve kariyerlerini önce söylüyorlar. Soruların sorulma alanları da bunda etkili mesela her dünya vatandaşının bulunabileceği bir metropol ya da turistik bir alanda kimin hangi dinden hangi ülkeden olduğunu bilemezsiniz sorulan soru da bu yönde yaklaşım ve başlangıç olarak farklı olabilir.

Genelde ortak dünya dilleri kullanılır soru yöneltilirken ilk soru şudur where are you from? yani Neredensiniz? Sorusu ve devamı gibi.. fakat bu soruyu yabancı bir dille Pazar da ayşe teyzeye soramazsınız. Burada tartışılması gereken insan doğduğu andan itibaren kan dediğimiz gen dediğimiz unsurların insanın yaşamı boyunca hangi noktalarda yaşamını etkileyebildiği ya da etkileyebileceğidir. Sonrasında edinilen özellikler yaşam şartları doğrultusunda insan yaşamına yön vermektedir. Bir insan bir takım taraftarı olarak dünyaya gelmez, bir öğretmen, işçi, doktor olarak da fakat doğduğundan itibaren kendisine bir kimlik verilir ve bu kimlikle yaşamının her kademesinde adım atar kendini geliştirir. Bir başka bakış açısı ile zaman zaman tartışma konusu olan kimlik bilgilerinin tartışılmasıdır. Din hanesi kaldırılsın mı? İnsan reşit olduktan sonra kendisi karar versin gibi yaklaşımlar tartışılmıştır. Bu gibi durumlarda içimizde yaşayan bazı insanlar da kimlik bunalımı yaratmıştır.Tabi bu başka bir konudur. Resmi kayıtlardan öte insanın yaşam içinde kendini nasıl hissettiği ve hangi kimliğini öne çıkarmak istediğine kendisi karar verebilir. Zaman içinde yerlerine oturan taşlar edinilen tecrübeler, karakterin vücut bulmasına, kişiliğin şekillenmesine vesile olur. Yoksa bir kişi çıkıp ta kendini sadece Müslüman ya da sadece milliyetçi, laik, liberal Türk, Kürt, Laz, Çerkez gibi sıfatlarla tanımlıyor diğer ortak paydaları bir kenara itiyor ve bu noktalara odaklanmış görünüyorsa ortada bir arıza vardır. Genel manada yerine göre tabi ki farklı kimliklerini ön plana çıkaracaktır. Yaşama sadece etnik ve siyasi veya dini açıdan bakmak birçok ön yargı ve dışlamaları da yanında getirir.

Dili, dini, mezhebi, tabiiyeti ne olursa olsun insanların tek bir müziği dinlerken beraber coştuğunu, aynı stadyumda beraber bir takımın bayrağını salladığını unutmayalım ve yine unutmayalım ki bu insanların başka ortamlar da taşlı sopalı karşı karşıya gelebildiklerini. Demem o ki dünyadaki farklılıklar o kadar çok olmasına rağmen olaya insan olarak bakmak ve farklılıkları fark edebilmek. Kimlikleri radikal bir şekilde ön plana çıkararak durumdan vaziyet çıkarmak sakıncalıdır. Kimliğini veya düşüncesini bir dayatma gibi beyan etmek kargadan başka kuş tanımam mantığı ile karşısındakini yok saymak ve saygı duymamak. İnsanın önce kendini sorgulaması gereğini ortaya çıkarmaktadır. Bireysel gelişim toplumsal gelişimi ne kadar etkiler? Ya da toplumsal gelişim bireyleri nasıl etkiler? İnsanların kendini tanımlamasında toplumun etkisi ve katkısı ne kadardır? Toplumun çekirdeği olan aile kaybolmakta mıdır? gibi soruları da tartışabiliriz.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
 
Toplam blog
: 181
Toplam yorum
: 180
Toplam mesaj
: 2
Ort. okunma sayısı
: 1047
Kayıt tarihi
: 07.03.08
 
 

1957 Eskişehir doğumlu, Esk.A.Ü İşletme, İşbankası emeklisi, İstanbul Büyükçekmece de yaşayan, ST..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster