Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

08 Mart '18

 
Kategori
Sosyoloji
Okunma Sayısı
95
 

Kimliklerimizin Nasıl Oluştuğunun Farkında mıyız (2)

Kimliklerimizin Nasıl Oluştuğunun Farkında mıyız (2)
 

Bilgi, kendisinden yeni bilgiler üretildiğinde daha değerli olmaktadır.


“Para, Cinsiyet ve İktidar” sözlerini duyduğumuzda, bunlara hangi anlamları yükleriz? Yüklediğimiz anlamlar; "ailemizden, çevremizden ve okuldan öğrendiklerimizin toplamı" mıdır ?

“Kimlik”, genel ifadesi ile “toplumsal bir varlık olarak insanın, nasıl bir kimse olduğunu gösteren belirti, nitelik ve özelliklerin bütünü” (1) olarak tanımlanmaktadır. Tanımlanmaktadır da... Bu nitelik ve özellikler nasıl oluşmakta, oluşturulmakta veya dayatılmaktadır?

“Kimlik”, sadece bir insana özgü değildir. Toplumların, milletlerin de (Kollektif Bellek - Ulusal Kimlik - Etnik ve Dinsel Aidiyet) (*) ortak kimliği vardır.

* * *

Yeni Doğmuş Bir Bebekte Kimlik Oluşumu

Kimlik, (Tarihsel ve Psiko-Sosyal) bir veri bankasının üzerine inşa edilmektedir. Kimlikleri değiştirmek için, insanın özelliklerini oluşturan değerlerin (tarihinin ve değerlerinin) değiştirilmesi gereklidir.

Bu noktada bir ilim insanının yazdıklarına yer verirken, yorumunu okuyanlara bırakıyoruz :

“…Son yıllarda Cumhuriyet Türkiyesi’nin üstünden atlayıp ve yüzyıl öncesinden geriye doğru giderek kimlik arama girişimlerinin, dolayısıyla din ekseninde oluşturulmaya çalışılan bir üstkimlik girişiminin ne denli yapay ve zorlayıcı bir arayış olduğu böyle bir çalışmayla ortaya çıkmaktadır. Şüphesiz, dini aidiyet, kimliğin bir parçası olabilir. Ancak onca devrim ve evrimlerden sonra, Bilgin’in bu kitabından çıkardığımız sonuç gereği, inşa edilmiş bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı yerine Osmanlı Özlemi yaratmanın ne denli ideolojik bir kimlik inşa etme anlamına geleceğini, tarihsel akışın aksi yönünde gideceğini ve Cumhuriyet Türkiyesi'nde elde edilmiş kazanımlara ters geleceğini unutmamak gereklidir." (2)

* * *

Hepimiz bir şeye inanır ve ibadet ederiz.

Bu para da olabilir; cinsiyet, iktidar veya yaratıcı da.

Peki, neye ve neden ibadet ettiğimizi hiç düşündük mü ?

Veya ibadet ettiklerimizin (değer verdiklerimizin) bize neler sağladığını ?

İnsanı (kimliğini); önceliği verdiğinde / değer verdiğinde (nesnede / kişide / inançta) görebilirsiniz.

* * *

“Ey İnsan, Kendini Tanı (Bil) !”

Kendini tanımamış, anlamlandıramamış bir insanın, çevresini anlamlandırması mümkün müdür ?

Peki, insan kendisini - kimliğini nasıl tanıyacak ? Bakınız bu konuda Yunus Emre ne demektedir :

İlim ilim bilmektir

İlim kendin bilmektir

Sen kendini bilmezsin

Ya nice okumaktır.

 

Demek ki, insanı kendisini tanıması, bilgi edinmesine ve bilgiyi işlemesine bağlıdır.

* * *

Bitirirken...

“Para, Cinsiyet ve İktidar”, bize ne ifade etmektedir ?

Değerlerimiz, ilkelerimiz (karakterimiz); yaşamımızda bize nelere izin vermekte veya engel olmaktadır ?

 

Sonsöz:

Kendisini / kişiliğini ve yeteneklerini öğrenememiş birisinin, huzurlu ve mutlu bir yaşama sahip olması mümkün değildir.

 

www.canmehmet.com

Resim :

Açıklama ve Kaynaklar :

(*) Kimlik İnşası. Nuri Bilgin. Aşina Kitaplar, Ankara, 2007. s.329.

(1) Türk Dil Kurumu.

(2) Geçmişi Güncelleştirmek. Salih Özbaran. s.115. (Yazarın alıntı kaynağı : “Kimlikler Basit Birer Etiket Değildir". Kimlik İnşası. Nuri Bilgin. Aşina Kitaplar, Ankara, 2007. s.329).

 

 

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

"Kendini tanımamış, anlamlandıramış bir insanın, çevresini anlamlandırması mümkün müdür?" sorunuza verebileceğim tek bir cevap vardır ve o da evettir. Herkes kendisini bir şekilde tanır, anlamlandırır ve de bu anlamlandırış doğrultusunda da çevresini anlamlandırır. Buradaki temel sorun insanın kendi kişiliğini DOĞRU ve GERÇEKÇİ blgi doğrultusunda inşa edip edemediği meselesidir. Örneğin Hindu kültüründe yetişen bir insan ineği kutsal bir varlık olarak anlamlandırırken İslam kültüründe yetişen bir insan ise aynı ineğe herhangi bir kutsallık yüklemezken o da domuzu mekruh bir varlık olarak anlamlandırır. Oysa inek de domuz da Allah'ın var ettiği, can verdiği milyonlarcası gibi en ufak bir farklılığı olmayan canlı birer varlıktır. Aynı şekilde kimine göre Peygamberimiz kutsal bir kişiliktir kimilerine göre de Atatürk veya sultan Abdülhamit han hatta Abdullah Öcalan da aynı şekilde kutsanmış ve yüceltilmiş kişiliklerdir. Selamlar

Matilla 
 08.03.2018 13:54
Cevap :
Değerli Matilla, Biliriz ki, insan inandığıdır. Mesele, inandıklarını nasıl arşivlediği ve bunlardan nasıl bir yarar sağladığıdır. Kuran : insana, düşündükleri ve yaptıkları ile sorumlu olduğunu; meselelerinde (çözümü aralarında tartışmayı) aklını kullanmayı öğütlemekte, sonrasında da bir hesap günü olduğunu hatırlatmaktadır. Kuran’da ayrıca verilen örneklerden (evvelce yaşanmışlardan), akıl sahiplerinin ibret almasını önermektedir. "DOĞRU ve GERÇEKÇİ" Bilgiye gelirsek: Kuran, İnsanın, diğerlerinden (akraba-komşu-yoksullar, vb) sorumlu olduğunu hatırlatır. İnsanların, bir arada huzurlu yaşamasındaki hikmet de bu olsa gerek. İnsanın Doğrusu, gerçeği de bu olmalıdır. "Kutsanmış ve yüceltilmiş kişiler", insanların bilgi-deneyim doğrultusunda algılamaları ile ilgilidir. Okuyan, araştıran ve sorgulayan kendisi için doğru olanı bulabilmektedir. Sağlıcakla kalınız.   08.03.2018 17:27
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 999
Toplam yorum
: 2630
Toplam mesaj
: 242
Ort. okunma sayısı
: 1712
Kayıt tarihi
: 29.08.06
 
 

Ticari ilimler akademisindeki öğrenciliğim sırasında, bir kamu iktisâdi kuruluşunda başladığım ça..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster