Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

13 Nisan '17

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
91
 

Kimse yalnız kalmak istemiyor/ farkında olarak fark yaratabilirsiniz

Kimse yalnız kalmak istemiyor/ farkında olarak fark yaratabilirsiniz
 

Derin Bakış


Hep uzaklara bakar ve sorarım kocaman ufuktaki boşluğa;  İnsan nasıl bir hayalin peşine takılır diye! Neler bekler şu koca dünyadan. Yalnız olmak, hele karşı cinsten biriyle bir şeyleri paylaşmamak nasıl bir duygudur? Ah evet! herkesin bir hastalığı var. Kimimizin şeker, astım, sinüzit, tansiyon.. Bense benimkini “yalnızlıktan kaynaklanan mutluluk” olarak tanımlıyorum. Yaşadığım hayatı durmadan kontrol ederek ve yılmadan onun beni denetlemesine izin verdiğim günlerde; Daha mutlu, güçlü ve zinde hissediyorum. Tersi durumda ise bıkkınlıklar oluyor sonra öf pöf etmeler, çıkmaz sokaklar, artan zaman kayıpları derken mutsuzluklar ve yıkımlar bir türlü peşimi bırakmıyor. Sözgelimi gezginler çoğunlukla “gidilecek yer değil, yolda olmak” durumunun, hayatın neşesini getirdiğine inanırlar ve bu onları bir sonraki hedefine kitleyerek, heyecanları için motive eder. Ve bu da ancak  bir anlamda çalışmanın ve birden fazla yerde birden fazla insanı emek sarfederek tanımanın vede sevmenin zenginliğine ödediğiniz bedelle ölçülüyor. Yenilen pehlivan nasıl ki güreşe doymazsa, ıslHayatımıza  düzeyi iyi, kötü, alçak, yüksek seviyede olan pek çok insan giriyor. Aynı zamanda her birimizinde kendi benliğimize özgü iyi-kötü yanlarımız eksik ve fazla taraflarımız oluyor. Mesela diyelim ki; Kendimizi gayet özgüven sahibi biri olarak tanımlıyor ve günlük ilişkilerimizi de buna göre ayarlıyoruz. Buraya kadar güzel ve bir sorun görünmüyor. Fakat işler, bizim dışımızdaki bir başkasının karakter analizimizi yaparken diyelim rahatsızlık veren derecede bencil ve kıskanç birisi olduğumuzu söylüyor. Dolayısıyla aynı algı dolayısıyla kurulan benzer yada aynı ifadeleri başkalarından da işitmeye başladığımızda sıkıcı bir hale gelen  egoistliğimiz yüzünden, insanlardan darbe üstüne darbe yiyerek aslında kendimize zarar vermeye başladığımızda, şu halde kendimizi değiştirmeye karar verebiliyoruz veya tam tersi bir pozisyonda tavırlarımızı olağan seyrinde bırakarak vede müphem davranışlarımızdan ders almayarak, bunları tekrar durumuna düşmekte bir sakınca görmüyoruz. Tamam bu bizim tercih ettiğimiz bir şık olabilir. Ama bu durumda o bedeli yine ve yeniden yaşamak durumunda kalacak olanda bizler oluyoruz. Benzer şekilde hoşumuza gitmeyen ve saygısız tavırları olduğunu düşündüğümüz biriyle aynı ortamda bulunabiliyoruz. Böylece olumsuz tavırlar içinde olan insanları gözlemleme şansına sahip olarak, belki de kendimize kişisel gelişimimiz için fırsat bile sağlamış oluyoruz. Şöyle biraz kafamızı kaldırarak çevremize baktığımızda bile, aslında her etkileşimde bulunduğumuz canlı, (bitkiler dahil) ve her iletişim kurduğumuz insan sayesinde artı ve eksi yönlerimizi görmemiz, sivri uçlarımızı törpülemek konusunda birer fırsat oluyor bizlere. Robinson Crouse misali sonuçta bir ada da tek başımıza yaşasak, herhalde sıfır tavizde bulunarak, neticede kendi özgürlükler ülkemizde gönlümüzce yaşayabilir, kendi karakter döngümüz içinde ideale yakın bir düzeydeki hayatı belki de yüzde yüz yaşayabilirdik. Fakat herşey gibi insanda değişiyor; zaman gibi değişiyor. çağlar gibi, yerler gibi değişiyor. Ama belki de, en önemlisi hayatlar gibi…anmadan da balık tutulmaz.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 107
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 112
Kayıt tarihi
: 20.02.17
 
 

Eğitim Durumu Halkla İlişkiler Yüksek Lisansı İsletme Fakültesi Sosyoloji Bölümü Gazeteci ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster