Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

19 Kasım '13

 
Kategori
Atletizm
Okunma Sayısı
143
 

Kimsesiz Maraton, Avrasya 2013

Kimsesiz Maraton, Avrasya 2013
 

AVRASYA 2013,Atletler yarış başında Köprü'ye koşuyorlar


Avrasya Maratonu bu yıl adını kaybetti. Altın lige çıkmış da Maratonumuz, adını vermiş karşılığında.

Niye diye soruşturduk, duyduğumuz: iki kıtayı birleştiren bir maraton adı olamazmış, dünyada maratonlar şehir adlarını kullanılıyormuş. Sanki dünyada iki kıta arasında koşulan başka bir maraton var. Kim ne derse desin, adı AVRASYA koşunun, bütün koşanlar aramızda böyle biliyor, böyle diyoruz.

Bu yıl yarışa 10 km eklendi ve 8 km çıkarıldı. 42 km ve 15 km aynı yer ve saatte ama farklı çıkışlarda başladı, 10 km biraz geriden. Halk yürüyüşü ise iyice geriden ve zamanca daha sonra. Böyle olmalı, çünkü ne köprü o salınıma dayanabilir ne de yol kaldırır o kalabalığı yarış bağlamında.

Basından okuduğum yine halk yürüyüşü sırasında köprüye aşırı insan yüklenmiş. Halk yürüyüşüne katılanlar, çoğunlukla o anı yaşamanın tadını çıkarmaya geliyorlar, üstelik fizik bilmek zorunda da olmadıklarından köprüyü salınıma sokabileceklerini asla idrak edemeyip gönüllerince köprü üzerinde olmak istiyorlar. Kimsenin bu idrak içinde olmasını beklemeye hakkımız yok, bu tehlikeyi ortadan kaldıracak uygulamayı yapmak yetkililerin sorumluluğu.

Bu yıl yarış güzergahı da değiştirildi. Koşu zorluğu anlamında 10 ve 15 km için daha olumlu olan bu değişiklik, bitiş yerinin 42 km'den farklı olması  nedeniyle olumsuzdu. 10-15-42 km'lerin  bitiş yerlerinin ayrılması yarışın ruhunu aldı götürdü. Sözde uluslararası üst kurum   yarışın Altın Lig'e çıkabilmesi için  böyle istemiş.

10-15 km bitişi için seçilen yerin estetikten yoksun beton  bir meydan olması, yarışı bitirenlerin, yarış sonunda gerekli hareketleri yapabilecek, soyunup giyinecek, dinlenecek alanları olmaması; yerlerin  şişe, muz kabuğu v.b. pislik içinde kalması, eşya otobüsleri, çadırlar, barikatlar v.b. yığılması nedeniyle de  ayrıca olumsuzdu.

Asıl kötüsü, 10 ve 15 km bitişinde ne yayın, ne ışık, ne kürsü, ne gazeteci, ne  halk... Sadece Eminönü'den gelip geçen yolcular ve bize  boş bakışları.. Tam bir terkedilmişlik, umursanmazlık...
 
Sultanahmet, meydanının tarih boyu şehircilik birikiminden gelen ve henüz tamamen betonlaştırılıp yok etmediğimiz azıcık yeşili kalmış dokusunun huzurunu, dinginliğini  ve büyülü havasını yaşatmadılar bize 42 km koşmadık diye.

Eminönü'nde yarışı bitirmek, yarış sonu ilgisizlik, betonlaşmış bir meydana terk edilmişlik tam bir yok sayılmışlık hüznü yarattı bende. Kullanılmışlık duygusunun burukluğu ile ayrıldım oradan.

Yarışan atlet sayısını yükselten asıl 10 ve 15 km koşanlar. Maraton pek çok kişinin harcı değil, çok zor. Öte yandan, 10 ve 15 km  durmadan 1 ila 1,5 saat arasında koşabilmek için de  düzenli çalışmak gerekir. İlla 42 km'den farklı bir yerde bitirilecekti ise, dokusunun daha insanı, yarışanları kucakladığı, kolayca maraton bitişiyle buluşan  bir yer seçilmeliydi.

Yarış  geçen yıllarda da aksamıştı ama bu yıl, hiçbir yarışta olmayacak  bir vurdumduymazlık gördük.

Maraton koşusu başında, daha Köprü geçilirken, köprü üstünden ters yönde  spor yapmayacağı apaçık belli, sadece o keyifli anı yaşamak için halk yürüyüşüne katılacaklarla onlara eşlik edenler -arabalarında bebekleri dahil- keyifli keyifli, koşmanın kurallarından habersiz, salınarak, bakınarak yürüyüp aramızdan geçiyorlardı. Bu insanların yarış anında anda Köprü'de olması kabul edilemez. Altın Maraton deyip bu kadar kural dışılık, boş vermişlik  olamaz. Buna kimler, nasıl izin verdi ?

Halk yürüyüşü, koşuculardan geriden Altunizade köprüsünden ve yarım saat kadar sonra başlatılacaktı. Zamanında Anadolu yakasına geçmeyen bu insanlara, Boğaz Köprüsü'nden  yarışçıların arasından yürüme iznini verenleri olan bir "ALTIN MARATON" yaşadık yani.

Koşanlara ters yönde, koşu yolu içinden, güvenlik ekiplerinin gözü önünde, koşanlara yol vermeden, koşu yolunu kapatarak gelen  onlarca insanla çarpışmamak için birbirimizle çarpıştık  :(  
(O insanlara sözüm yok, yanlış anlaşılmasın, işi ciddiye almayan onlar değil ki)

Maraton için seçilen güzergah İstanbul'un tarihi açısından anlamlı, koşanlar için ise  coşkusuz, terk edilmiş bir yol. O güzergah boyunca halk olması mümkün değil çünkü  iş merkezi hattı ve  günlerden de  pazar sabahı olduğundan kimse yok.

Bu yarışların en önemli kazanımı halkın da kenarda izlemesi, desteklemesidir, spor sevgisini heyecanını biraz olsun tatmasıdır. Dünyanın en iyi atletleri gelmiş, kimse ilgilenmemiş sonucu  biraz da bu güzergahla yaratılıyor.

Koştuk Avrasya 2013'ü.
Ölü  gibi bir şehirde, kimsesiz koştuk iste.

Koşabilenlere selam olsun, izleyen destekleyen herkes sağ olsun.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 41
Toplam yorum
: 87
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 1600
Kayıt tarihi
: 29.05.07
 
 

Doğaya, sanata, spora, bilime ve ülkeme bağlı; doğruya, gerçeğe, akla yönelik; uluslara saygılıyı..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster