Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

18 Mart '08

 
Kategori
Eğitim
Okunma Sayısı
823
 

Kimsesizlerin kimsesi olan Cumhuriyet kimsesiz değildir/olamaz.

Kimsesizlerin kimsesi olan Cumhuriyet kimsesiz değildir/olamaz.
 

http://www.milliyet.com.tr/Default.aspx?aType=SonDakikaGaleri&ArticleID=506324&PAGE=4&ver=74


Demokrasi azınlığın hakkının korunduğu rejimdir diye tanımlar ünlü bir düşünür. Çoğunluk hakkını korur zaten. Yasa çıkarır. Yönetmelik çıkarır. Anayasayı değiştirir isterse. Ama azınlık haklı da olsa yapamaz bunları engellenir. Azınlıkta olanlar demokrasiye ve hukukun üstünlüğüne daha çok inanır ve daha çok güvenirler. Oysa çoğunlukta olanlar hukukun üstünlüğüne daha çok inanmalı ve daha çok güvenmeliydi.

Çoğunlukta olmak bazen haksız uygulamaların ve şımarık davranışların ortaya çıkmasına da neden olabilir. Biz çoğunluğuz her istediğimizi yaparız dayatması zamanla anti demokratik ve baskıcı bir yönetimin ortaya çıkmasına neden olur.

Çoğunluk olmak demek haklı olmak demek değildir. Ülkenin genleri ile oynama hakkını kimseye vermez. Çoğunluk olmak yasaların üstünde olmak demek değildir. Çoğunlukta olmak maç başladıktan sonra kural değiştirmeyi etik ve doğru olarak kabul etmemizi sağlamaz.

Bu ülkede yıllardır partiler kapatılır demokrasi ayıbı yaşanır. Ülkenin kurucu partisi kapatılır kimsenin gıkı çıkmaz. 25 tane parti kapatılır herkes kör sağır dilsiz. Ne zaman ki iktidar partisi ile ilgili Yargıtay başsavcısı kapatma istemli dava açar açmaz herkes demokrat kesilir başımıza. İktidar partisi kapatılamazmış! Neden % 46 oy almış. Çoğunluk seçmiş. Suçlu ise daha rahat kapatılmalı bence. Çünkü anayasanın suç saydığı fiilleri gerçekleştirme olasılığı % 1 oy alan ve kapatılan partilerden daha yüksektir. Hanım yapınca kaza hizmetçi yapınca ceza atasözünü mü? Esas alacağız.

Çoğunluk olmak anayasa suçu işlemeyi haklı göstermez. Cumhuriyetin niteliklerini, laik devlet esasını değiştirmeyi haklı göstermez. Çoğunluk istedi diye bu ülkeye halifelik düzeni yeniden gelmez / gelemez.

Ilımlı İslam modeli ile ülkenin DNA’sını bozmaya çalışan emperyalizm ve onların yerli işbirlikçileri istiyor diye Cumhuriyetin kazanımlarından ve niteliklerinden ödün verilmez / verilemez.

Demokrasi; demokrasiyi ortadan kaldırmayı amaçlayanlara demokratça davranamaz. Demokrasi kendisini korumak ve kollamak zorundadır. Hangi yöntemle kendini koruyacağına konjonktür karar verir. Emperyalizmin dayatmalarına boyun eğmez / eğemez.

Gerici kadrolaşmayı yapanlara, adım adım ılımlı İslam modelini dayatanlara karşı çıkmak demokrat olmanın bir sonucudur aslında. Çünkü gerici yapı kurulduğunda demokratlara yaşam hakkı tanımayacaktır. Gerici yapı Lozan’ı tartışmalı hale getirmek için “Ayasofya’yı cami yapacağım” der. “23 Nisan Ulusal Egemenlik Haftası”nda “Kutlu Doğum Haftası”nı kutlar. Ulusal egemenliği tartışma konusu yapmaya çalışır. Askerin başına çuval geçirilir sesi çıkmaz. Ülkenin başına türban geçirir laikliği tartışmalı hale getirmeye çalışır. Tüm bunlara seyirci kalınmaz / kalınamaz.

Evet, parti kapatmak çözüm değil. Ama suçlular cezasız kalmamalı, suçsuzun ahını almamalı. Hukuka herkes güvenmeli ve vereceği karara saygı göstermeli. Hukuksuzluğa izin verilmez / verilemez.

Cumhuriyet kimsesizlerin kimsesidir, kimsesiz değildir / olamaz.

İsmail Tutoğlu

Eğitim-İş Samsun Şube Bşk.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Bu sebeple yukarıda dile getirdiğim, Devrim yasası ile orduyu kışlaya gönderecektir. Yine bilim üretmesi gereken üniversiteler, Atatürk’ün hedeflerinin aksine yatıp kalkıp siyaset yapıyorlarsa bu ne anlama gelecektir? Herhangi bir dini konuda, biz fetvalarla mı yaşayacağız diye Diyanet İşleri Başkanlığı’nın ağzına bant yapıştıranlar, diğer bürokratik kesimlere siyasi, ekonomik, sosyal ve dini konularda geniş bir söz sözleme ve uygulamada bulunma fiili durumu hakkını tanımaları doğru mudur? 21. Yüzyılda ülkemizde, bürokrasi ve sivil siyaset arasında yaşanan bu hakim olma mücadelesi gerçeğini, mitolojik öğelerle, var olan gerçekliğinin dışında algılamak ve algılatmak istemek doğru değildir. Bu yanlış yaklaşımımız, yarın yeni yanlışların başlangıcına yol açacaktır. Düşünen insanlar bu yanlışı yapmamalıdır. Hersek Cumhuriyet’in ilk dönemlerindeki, konum ve yetkilerine çekilmelidir. Saygılarımla.

Rıza Üsküdar 
 27.03.2008 21:29
 

İsmail Bey, ben de eğitimciyim ve size yazdığınız yazıdan hareketle birkaç soru sormak istiyorum: Yazınızın sonunda özlü bir şekilde dile getirdiğiniz, “Cumhuriyet kimsesizlerin kimsesidir, kimsesiz değildir / olamaz.” cümlenizden hareket edersek; Madem Cumhuriyet, kimsesizin kimsesi idiyse, neden sizin anladığınız anlamda sadece elitlerin savunduğu bir kavrama dönüştü? Neden kimsesizler, Cumhuriyet’ten sizin anladığınız dışında anlamlar çıkarmaya başladılar? Yoksa sizin anladığınız tür Cumhuriyet, kimsesizlerin değil de elitlerin Cumhuriyet’i mi? Bu anlamda elitler, ülkemizde yıllardır pederşahi bir babalık mı yapmaya çalışıyorlar? Ve yine onun için mi Cumhuriyet’i kendileri tanımlıyor ve kendileri savunuyorlar? Bu sorulara cevabınız evet ise, sizin anlam yüklediğiniz Cumhuriyet, halkın (cumhurun) Cumhuriyeti olamaz. Zaten yaşadığımız olumsuzlukların kaynağı da bu değil mi? Saygılarımla.

Rıza Üsküdar 
 23.03.2008 21:38
Cevap :
Cumhuriyet sadece elitlerin savunması gereken bir kavram değildir doğal olarak. Özellikle 80 darbesinde meydana gelen yarılma sonucu ülke yönetimilerine egemen olan anlayışlar emperyalizmin istekleri doğrultusunda ılımlı ıslam modeli adı altında yeniden şekillendirdiler ülkeyi. Kendilerine uygun aydın! lar yaratılar. Popülist sağ politikalarla ABD güdümüne soktular. Yeşil kuşağı yaratmaya çalıştılar.Bunları yaparken Cumhuriyetçileri ve Cumhuriyeti yaşanılan olumsuzluklarının kaynağı olarak lanse ettiler.Bu kafa karışıklığı,ekonomik sıkıntılar ile desteklendi tam bağımlı hale getirildi.Böylece fakirliğin dışlanmışlığın nedeni olarak Cumhuriyet gösterildi. Bu oyunun farkına ilk önce elitler vardığı için elitler savundu. "Ekonomiye sahip olanlar beyinlere de sahip olurlar" demiş düşünür. Mustafa Kemal Ekonomik bağımsızlık olmadan tam bağımsızlık olmayacağını söyleyerek Kapitülasyonların kaldırlmasını, Duyun-i Umumiye'nin görevinin sona ermesini sağlamıştı. Son yıllarda ekonomi IMF'nin  26.03.2008 23:34
 

Güzel yazınızı destekliyorum efendim.Cumhuriyet kimsesizlerin kimsesidir,kimsesiz değildir,olamaz.Sağlıcakla kalınız.

Murat GÜLCEK - Yakamoz35 
 22.03.2008 17:34
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 5
Toplam yorum
: 6
Toplam mesaj
: 2
Ort. okunma sayısı
: 800
Kayıt tarihi
: 23.11.07
 
 

Samsun İlkadım 19 Mayıs Lisesi Tarih öğretmeniyim.Eğitim İş sendikasının 47 kurucusundan biriyim...

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster