Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

13 Mart '09

 
Kategori
Anılar
Okunma Sayısı
923
 

Kimseyi dövmedim, hiç kimseye gülmedim

Sene 95. Sümüklerin burunda ayıp, etekte ve kollarda normal sayıldığı mahallelerin birinin fotoğrafhanesinde çalışıyorum.

İyi bir fotolog olduğumu düşünüyorum. Kolay iş değildir; lisan bilgisi gerektirir, anlayış, kavrayış ve sabır gerektirir. Çok da zor bir iş değildir aslında; Psikoloji bilgisi, sağlam sinirler ve fotoca bilmek şartıyla.

Müşterilere amca, dayı, yenge, enişte diye hitap etmem. Onların hanımefendi ve beyefendi olduklarını varsayar, öyle davranırım. Onlar da bana olan saygılarını:

-Fotoğraf çekebilir misin?

-Fotoğrafı çeken insan ne zaman gelir? gibi sorularıyla belli ederler. Bir de "Kimse yok mu?" sorusu var ki; bunu, en güzel yerim, kahverengi göz bebeklerimin içine bakarak söylerler.

Kendim için bir atasözü yazdım: "Müşteri daima haksızdır." Zaten nasıl haklı olabilir ki? İşi bilmez, fiyatları bilmez, toptancıyla ilişkileri bilmez, voltajı bilmez, hiç bir şey bilmez. Halbuki ben çok şey bilirim.

"Resmin dublajı iyi olsun! Aceleye gelmesin" dedikleri zaman, rötuşu iyi olsun dediklerini anlarım.

"Kaça temizliyorsunuz?" deninince, amatör film yıkatmak istediklerini bilirim.

"Aka kaç lira?" denince, Agfa filminin fiyatını söylerim.

"Üç tane resim fotoğrafı kaç para?" dendiği zaman, üç adet 10x15 kartpostal fiyatı sorulduğu bence açıktır.

"Bu filmleri sonradan çiftleştirebilir miyiz?", "Amatör filmden daha sonra fotoğraf çoğaltabilir miyiz?" anlamındadır.

"Meksikalıklar kaç para?" Meksika'ya gidiş biletini sormak değildir tabii. Söz konusu olan vesikalık fotoğraftır.

"Siz bu resme bi fön çekersiniz artık", "Rötuş yapıyorsunuz değil mi?" demektir.

"Bu makinenin içine film takılmamış, kağıt gibi bir şey var" dediler mi, makineyi açıp filmi yaktıklarını bilirim.

"Pozunuz var mı?" dediklerinde ellerimi çeneme koyup onlara poz vermem, hemen film fiyatlarını sayarım.

Yalnız beni bile çok zorlayan bir soru var, söylemeden geçemeyeceğim:

"Normal resmi kaça çekiyorsunuz?"

Anormal resmi bilsem, hiç değilse "Olmayana ergi" metoduyla cevaplayacağım ama işte, ben de tüm faniler gibi bazen çaresiz kalıyorum. ben, koskoca bir fotolog! Çoook önceleri sanmıştım ki, "normal resim" derken, belli bir ebat kastediliyor. Ve senelerce nezaketle sordum:

-Buradakilerden hangisini kastediyorsunuz? Ama sekiz yıldır kendimce yaptığım istatistikler boşa; hiç bir ebatta yığılma yok. Herkesin " Normal"i başka!

Normalinizi yiyim!...

Üstelik çok da sakinimdir:

-Ayakkkabılarım boyasız, vesikaya bir zarar olmaz değil mi?

-Vesikama biraz daha bıyık yapar mısınız? dediklerinde, bisiklet yakalı tişörte kravat takmaya çalıştıklarında, küçük çocuklara resmi çekilirken "gülsene" diye tokat attıklarında, adamın biri gelip "bizim hanımlar resim çektirmiş" deyip iki kadının birden fotoğrafını alıp gittiğinde, "daha yeni araba aldım, bana indirim yapın" dediklerinde ve daha nicelerinde ne kimseyi dövdüm, ne de güldüm.

Benim migrenim var.

Hepinize sağlıklı zamanlar.
RAMNES bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Biliyorum çok ciddi yazdın ama mizah da son derece ciddidir C: Aaaa, bak, yeni bir gülen yüz buldum, ne hoş:) ama sadece tersten olabiliyor C: Neye göre ters? Bilmemmmm. Veee, psikoloji okumak mı katkıda buluındu sana yoksa zaten böyle olduğun için mi psikoloji okudun sevgili arkadaşım, bilemedim. Sevgiler kocaman mavilerle.

derinmavi.. 
 21.10.2010 9:40
Cevap :
Hayat kolay değil. Ağlasanda gülsende geçiyor. Ben tembel olduğumdan, gülmeyi seçtim. Daha az kasımı çalıştırıyorum böylece:)  13.11.2010 17:36
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 23
Toplam yorum
: 61
Toplam mesaj
: 23
Ort. okunma sayısı
: 774
Kayıt tarihi
: 10.02.09
 
 

GÜLÜMSEMEDEN SORUMLU DEVLET BAKANLIĞI'na talibim... Blog yazarlarından Sema Şener burada olmam gere..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster