Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

29 Ağustos '13

 
Kategori
Dünya
Okunma Sayısı
674
 

Kimyasal Silahlar : Ortaya Karışık-II

Kimyasal Silahlar : Ortaya Karışık-II
 

Yakın tarihte, 1988’de Saddam Hüseyin döneminde Halepçe’de kullanılan kimyasal silah, 5000 kadar insanın ölümüne neden oldu. Saddam’ın bu hamlesi cezasız kaldı. Çünkü kullanılan silahların  kaynağı, Liverpool Üniversitesi’nden Christine Gosden’e göre Rusya, ABD, Almanya, Fransa ve İngiltere idi. (John Simpson,BBC News http://www.bbc.co.uk/turkce/haberler/2012/12/121203_halabja.shtml, )

Saddam’ın cezalandırılması ancak 2003 yılında oldu. Sebep kimyasal silahlardı, ama asıl amaç IRAK’ı işgal etmekti. İşgal için düğmeye basıldı, Saddam’ın kimyasal silahlara sahip olduğuna ve bunların üretimini yaptığına dünya kamuoyu inandırıldı ve Saddam’ın ipi çekildi.

Tarih tekerrür ediyor ve aynı şablon Suriye için kullanılıyor. Esad, ülkesindeki muhaliflere karşı kimyasal silah kullandığı iddiasıyla aptal yerine kondu.  Çünkü ancak aptal birisi göz göre göre kimyasal silah kullanarak ülkesinin işgal edilmesi için Batı’ya davet çıkarabilirdi…

Dünya kamuoyu da,  servis edilen görüntülerle uyutuldu. Servisli medyanın esiri olan kamuoyu artık Esad’ın gitmesi gerektiğinde inandırılmıştı.

27-28 Ağustos 2013 tarihlerinde NATO Genel Sekreteri, BM Genel Sekreteri, malum ülkelerin Dışişleri Bakanları sözbirliği etmişçesine şu cümleyi kullandılar: “Kimyasal silah kullanılması affedilemez”

Ve Suriye için harekete geçildi…

1925 yılında imzalanan Cenevre Protokolü ile Kimyasal Gazların savaş sırasında kullanılması yasaklanmıştı. Bu anlaşmada, içinde ABD`nin de bulunduğu bazı ülkeler, kendisine karşı Gaz kullanılması durumunda misilleme hakkını kullanmak üzere çekince koydular. Cenevre Anlaşması' nı imzalamalarına rağmen, İtalya, Etiyopya`da ve Japonya, Mançurya ve Çin´de kimyasal savaş maddesi kullandı. II. Dünya Savaşı süresince her iki tarafın elinde büyük miktarda bulunmasına rağmen kimyasal silah kullanmadı.

Protokol kimyasal ve biyolojik silahların kullanımını yasaklıyordu ancak üretimi, depolanması ya da transferi ile ilgili bir şey söylemiyordu. Sonraki antlaşmalar (1972 Biyolojik Silahlar Konvansiyonu ve 1993 Kimyasal Silahlar Konvansiyonu) bu durumları da kapsayacak şekilde oluşturuldu.

Bu durumda,  Halepçe katliamından kimleri sorumlu tutmak ve cezalandırmak gerekiyor?

Yorumsuz…

***

Kimyasal savaş maddelerinin savaş alanında kullanımı, ilk defa I. Dünya Savaşı sırasındadır. Almanların tarafından Klorin gazının bulunduğu bidonların kapaklarının açılması ve rüzgâra bırakılarak gazın dağılması yöntemi ile Kimyasal savaş başlamıştır. Hemen arkasından Fransızlar 1915' te Fosgen gazını cephane içine koymuşlar ve bu şekilde Alman mevzilerine atmışlardır. Bu kullanım, sonrasında, kimyasal silahların kullanımına temel oluşturmuştur.

Haziran 1917'de ise yine bir ilk olarak Almanlar, kusturucu bir gaz olan Difenilkloroarsin (DA) maddesini Hardal gazı ile eş zamanlı olarak kullandı. Difenilkloroarsinin Hardal gazı ile birlikte kullanılmasının sebebi olarak; bu gazın, gaz maskesinin çıkarımasına neden olması ve dolayısıyla Hardal gazının daha etkili olmasını sağlaması gösterilmektedir. I. Dünya Savaşı süresince bu gazlar, her iki tarafın da çok önemli kayıplar vermesine neden olmuştur.

***

Kimyasal savaş maddeleri(*)

Boğucu gazlar: Fosgen, Difosgen

Sinir gazları: Tabun, Sarin, Soman, V Maddeleri,

Kan zehirleyici gazlar: Hidrojen siyanür, Arsin,  

Kusturucu gazlar: Difenilklorarasin, Adamzit, Difenilsiyanoarsin

Karışıklık bastırıcı gazlar: Göz yaşartıcı gazlar(Kloroasetofenon, CNC, CNS, CNB, BBC, CS: Biber Gazı

Uyuşturucu gazlar: Kuinuklidinil benzilat,

Burada bir parantez açarak soruyorum: Biber gazı kimyasal silahların sınıflandırılmasına dâhil.

a. Peki biber gazını nereden alıyoruz?  

Bunu ben internetten şu şekilde buldum: ABD’li NonLethal Technologies firması polisin en önemli tedarikçisi. Firmanın merkezi Pensilvanya eyaletinde… Bu gaz kapsüllerini fırlatmaya yarayan tüfeklerin üreticisi de yine Pensilvanya’dan.( https://www.google.com.tr/#fp= 1448f13682a 6a66b&q=biber+gaz%C4%B1n%C4%B1+nereden+al%C4%B1yoruz)

b. Nerelerde ve nasıl kullanıyoruz?

c. Bize bunu satan ülkeyi BM ikaz ve kontrol ediyor mu, yaptırım uyguluyor mu?

d. Emniyet Genel Müdürlüğü “elimizde 18 yıl yetecek kadar gaz stoğumuz  var” diyor. Anlaşmalara göre gazın kullanılmasının yanında, üretilmesi, depolanması, transferi yasağı kapsamında BM üyeleri bizi de mi sorgulayacaklar?

e. Gaz stokları yerinde görüldüğünde, Esad’ı devirmek için kararlı olan tarafsız(!) BM, Tayyip Erdoğan’ı  devirmek için de  harekete geçecek mi?

f. BM'nin c, d ve e şıklarını dikkate almadığı varsayımına göre; Eğer Esad gaz olarak "biber gazı" kullansaydı, ülkesine yapılması muhtemel bir işgali önleyebilr miydi? 

“Savaşsız”,”gazsız” bir dünya dileğimle, sağlıklı ve mutlu kalın.

 

 

(*) Ayrıntılı bilgi için; http://tr.wikipedia.org/wiki/Kimyasal_sava%C5%9F

29.08.2013. 01.00

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Öncelikle barış dileğine katılıyorum. Bu dehşet verici silahın nerelerde üretildiğine dikkat çekmen çok yerinde... Hele biber gazı hakkında verdiğin bilgiler hayatî önemde... O gazın öldürdüğü, hastanelik ettiği vakalar saymakla bitmez. Bu ürkütücü kşmyasal silahların ve gazın tehlikeleri biline biline üretilmeye devam ediliyor. Yönetici ve silah tüccarlarının hırsı... Umudumuz Batılı halkların hassasiyeti... ABD, FRANSA ve İngiltere'de vatandaşın yüzde 60'tan fazlası savaş karşıtı... Bu sayının artması dileğiyle... Doğu'dan hiç umut yok. Selâmlar...

İsmail Hakkı CENGİZ 
 29.08.2013 17:04
Cevap :
Şu biber gazına da bir yaptırım uygulansa...Saygılar.  31.08.2013 21:09
 

Kalemine sağlık dostum, çok doğru tespitler. Nereden geliyor bu kimyasallar? BM karar alsın, dünyada kimyasala sahip tüm ülkelerin depoları ve imalat fabrikaları bombalanarak yerle bir edilsin, nükleer silahlar imha edilsin. Sonra barışı ve demokrasiyi konuşabiliriz. Saygılarımla

MEHMET ATAK 
 29.08.2013 12:42
Cevap :
Hem kel hem fodul derler ya, aynen öyle. Mehmet kardeşim katkıların için teşekkürler. Sevgilerimle.  31.08.2013 21:11
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 136
Toplam yorum
: 118
Toplam mesaj
: 12
Ort. okunma sayısı
: 2671
Kayıt tarihi
: 20.03.11
 
 

Duyarlı olduğum konularda; düşündüklerimi, bildiklerimi ve birikimlerimi paylaşmak üzere burada b..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster