Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

18 Haziran '15

 
Kategori
Gelenekler
Okunma Sayısı
986
 

Kına; geçmişten günümüze uzanan bir gelenek ve boyar madde

Kına; geçmişten günümüze uzanan bir gelenek ve boyar madde
 

İnsanlar binlerce yıldır şu ya da bu sebeple bedenlerini boyamaktadırlar.

İlk örtünme, giysi dönemi başladığında bile, insanoğlu bedenini kuru bitki yapraklarıyla boyamak eğilimine sahipti.

Bu boyama kimi zaman süs, kimi zaman da bir ifade tarzıydı.

Bitkisel boyalar bugün de revaçtadır ve yine çok çeşitli amaçlar için yapılmaktadır.

Ama artık hedef daha açıktır.

Gelenek ve süslenmek.

Bütün bitkisel boyalar içinde en çok bilineni ve kuşkusuz en yaygın kullanılanı ise kınadır.

İnsanoğlunun en eski sanatlarından biri olduğu düşünülen kına, kullanıldığı hemen her kültürde, evlilik, doğum ve ölüm ile ilişkilendirilmiştir.

Kına, Ortadoğu, Orta Asya, Afrika ve Avustralya’da binlerce yıldır kullanılmaktadır. Batıda popülerleşmesi ise 1990’ların başında gerçekleşmiştir.

Bir zamanlar sadece bir gelenek olan ve uğur getirdiğine inanılan kına, bugün Batıda bireyselliğin ve dışavurumculuğun simgesi sayılan bir sanattır.

Kına, hippi kültürüyle birlikte Batı’ya tanıtılmıştır.

1970’lerde Ossie Clarke, Zandra Rhodes gibi modacıların defilelerinin bir parçası olmuştur.

Pek çok sanatçı kınanın kullanımından etkilenmiştir.

Madonna, Erykah Badu gibi pek çok ünlü mistik imgesi bakımından dövmeden çok kınayı tercih etmiş ve popüler isimlerin bu kınayı modern kültürlerde de kullanılır kılmıştır.

Kınanın çağlar boyunca süren öyküsü, etkisi kadar ilginçtir.

Dövmenin geçmişi 5000 yıl öncesine dayanıyor; eski Mısırlıların dövmeyi kullandığı kanıtlanmış durumda.

Kınanın gelişimi ise dövmeden biraz daha farklı.

Dövme daha çok bir güzelleştirme aracıyken, kına daha tinsel değerlere denk düşüyor.

Hintliler, kınanın terapisel bir deneyim olduğuna ve kendi içine dokunmak isteyenler için bir araç olarak değerlendirilebileceğine inanmışlar.

Kına süslenmek için kullanılmasının yanı sıra aynı zamanda bir tedavi aracıdır.

Günümüzde; daha çok Ortadoğu, Orta Asya, Afrika ve Avustralya’da kullanılan kınanın yapımında pek çok farklı bitki türü kullanılmaktadır.

Kullanılan bitkiler yakılan kınanın amacına ve bulunulan bölgenin özelliklerine göre değişebilmektedir.

Kına yapımında kullanılan bitkilerin büyük çoğunluğu sıcak iklimlerde yetişmektedir.

Hindistan’da, Mehandi, Mısır’da Khenna, Arabistan’da, Al-Khanna adıyla bilinen kına, Ortadoğu ve Asya’da en çok, lawsonia inermis adlı bir bitkiden üretilmektedir.

Kırmızı ya da beyaz çiçekler veren bu bitki güzel kokusuyla fark ediliyor.

Zaman içinde, özellikle Hindistan gibi ülkelerde bu bitkiden çeşitli kremlerde yapılmıştır.

Güneş yanığı gibi çeşitli rahatsızlıkların tedavisinde kullanıldığı da yine kayıtlara geçen bilgiler arasındadır.

Bu arada bitkinin boya gücü de keşfedilmiştir.

Kınanın genel özelliği mürekkep gibi geçici ama deri üzerinde derin bir boya bırakabilmesidir.

Bu boya yaklaşık dört hafta kalabilmektedir.

Kına, saç, tırnak gibi bölgelerin boyanmasında da etkilidir.

Yer yer kumaş boyası olarak da kullanılmaktadır.

Kınanın kullanıldığı deri üzerinde yarattığı bazı avantajlar da vardır.

Birincisi derinin sertleşmesi ve de kolay kolay terlememesi, ikincisi ise kınalı el ya da ayağın dışardan gelen ısıya karşı serinletici bir özelik taşımasıdır.

Kına, kolay bulunduğu ve ucuz olduğu için yoksul ülkelerde rahatça kullanılıyor.

Orta Asyalı kadınlar için kendisini başkalarından ayırma ve egzotik bir biçimde süsleme yolu, kına.

Türkiye’de gördüğümüz gelinlere kına yakılması adeti, Hindistan’da çok yaygındır.

Hintli gelinin elleri ve ayakları düğünden bir gün önce güzel, menhdi tasarımlarına uygun bir biçimde boyanıyor.

Hintli gelin, evlendikten sonra, kına tamamen yok olana dek çalıştırılmıyor.

Arabistan’da da kına yaygın bir gelenek olarak süregelmektedir.

Irak gibi ülkelerde kınanın bol şans getirdiğine inanılıyor.

Fas’ta durum biraz daha farklıdır.

Kına ile bedende oluşturulan figürler farklı olgulara işaret ediyor.

Hamile kadınların ayak bilekleri boyanıyor, bu boyanın onları doğuma kadar koruduğu düşünülüyor.

Ailelerin kendi özel süslemeleri var, bunlar geleneksel bir biçimde ku?aktan kuşaşa aktarılıyor ve gizli simgeler olarak taşınıyor.

Afrikalılar belli geometrik şekillerde kına yakıyorlar ve onların boyama biçimleri çiçeksi Hint figürlerinden çok daha farklıdır.

Keltler ise kınayla bedenlerine çeşitli düğüm biçimleri çiziyorlar. Onların figürler çok karmaşık ve kolayca çizilemiyor.

Her figür, Anglo Sakson kültüründe derin anlamları olan büyülü ya da tinsel simgelere işaret ediyor.

Kına tarih boyunca erkeklerce de kullanılmıştır.

Mısır firavunlarının da kınayla eller ve ayaklarını boyadığı biliniyor.

Kimi Ortadoğu ülkelerinde erkeklerin sakallarını kınayla boyayabildiği görülüyor.

Özellikle de Ortadoğu ülkelerinde, Hindistan'da, Afrika ülkelerinde yaygın olarak göze çarpıyor.

Bu ülkelerde kına bitkisi sadece süslenmek için değil; ilaç krem yapımı gibi alanlarda da kullanılıyor. Süs amaçlı olarak kına ile yapılan dövmeler ülkeden ülkeye farklı motifler sergilemektedir ve bu gelenek kaybolacak gibi görünmemektedir.

Tarihi eski yıllara dayanan kına günümüzde halen popülaritesini korumaktadır ve geçmişten günümüze günümüzden geleceğe uzanan bir tinsel öge olmak özelliğine sahip birkaç bitkiden biridir.

Bu yazımda sizlere kına hakkında bilgi vermeye çalıştım.

Hani, bizde daha çok gelinlere yakılan kınayı anlatmak istedim.

Yararlı olmasını umuyorum.

Saygılarımla.

Prof. Dr. Nazan Apaydın Demir

Muğla

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 128
Toplam yorum
: 56
Toplam mesaj
: 2
Ort. okunma sayısı
: 1166
Kayıt tarihi
: 08.04.14
 
 

Muğla Üniversitesinde Prof. Dr. olarak çalışmaktayım. Kozmetik Ürünler Uygulama ve Araştırma Merk..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster