Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

11 Mart '07

 
Kategori
İş Yaşamı - Kariyer
Okunma Sayısı
693
 

Kiralık beyinler

Kiralık beyinler
 

Çocukluk dönemimiz geçip omuzlarımıza sorumluluklar yavaş yavaş yüklenmeye başladığında şu yaşam denen koşu parkurunda yerimizi alırız… Ve doğduğumuz andan itibaren öğretilmeye başlananların yanına yenilerini ekleyerek iyi bir derece yapmak için koşar dururuz… Bazılarının hedefi bellidir ve kararlılıkla koşarlar hedefe doğru. Bazıları ise ne yapmak istediğine karar veremeyenlerden oluşur. Bu grupta amaç parkurun dışına çıkmamaktır… Oysaki ne istediğini bilmemek ve boşlukta koşmak en zararlısıdır… Birkaç adım sonranın hesabını düşünmekten şu an attığın adım için sağlıklı düşünemez ve tökezlersin. Ve birde sıkıldığı da ya da koşmaktan yorulduğunda kendini parkur dışına atan bir grup vardır… Kaygısızca davranır. Omuzlarına yüklenmiş sorumluluklar umurunda değildir… Ya parkur dışına atar kendini ya da diğer iki gruptan birinin sırtında devam eder yoluna…

Ben bu kaygısızca ve sorumsuzca diğerlerinin sırtında devam edenleri genelde patronlara benzetirim… Bazılarının hakkını yememek gerekiyor tabii. Çünkü o yere gelebilmek için ciddi koşuları bitirip nice insan taşımış sırtında… Fakat bunları geçirdiği günleri çabuk unutmuş olacak ki o yeni parkurda hiç düşünmeden biniyor diğerinin sırtına. “ Ben yaşadım ve başardım. Bundan sonrakilerde aynı devrelerden geçsin” diye düşünüyor olabilir. Hedefini seçememiş ve kararsız olanlar patron kısmının kölesi durumunda koşuya devam ediyor. Yani patrona göre o evreleri geçiriyorlar.

Sistemini kurmuştur… İşler bu sisteme göre devam eder. Ama bu sistemi yürütecek beyinlere ihtiyaç duyar. “Beden gücü değil benim istediğim. Belki dışardan bakıldığında beden gücü, direnç gerektiren bir iş ama benim istediğim sağlam ve iyi düşünen beyinler” diyor… “Her şey hazır” diye ekliyor konuşmasına. Sonra devam ediyor “ Önce çalışacağımız ofisi kiraladım. Daha sonra çalışma masaları ve diğer ofis malzemelerini. Ana sistemi kuracağımız binlerce dolarlık malzemeyi de 5 yıllığına kiraladım. Şimdi sıra aktif ve üretici beyinler bulmaya geldi” diyor… Yüzümde öfkeyle karışık bir gülümseme var. Çünkü aklından geçenleri tahmin edebiliyorum. Ama o öfkeli gülümsemenin ne anlama geldiğini fark edemiyor. Hızla anlatmaya devam ediyor. “İşte” diyor gözleri parlayarak… “Kiralık Beyinler” … Yüzümde aptal bir ifade ile bakıyorum sadece… Sistemi tamamlayacak olay bulunuyor… O 7 yaşında başlayıp senelerce okuyup emek veren ve mesleklerin de iyi yerlere gelmiş ya da öğrenme heveslisi binlerce genç beyin bir ofis malzemesi gibi kiralanacak nesne olarak görülüyor… Bu duruma sevinmeli mi yoksa üzülmeli mi? Aydan aya vereceği ücretle kiralıyor o beyni. Ve maalesef o kira bedeli asgari standartlarda geçinmeye bile yetmiyor.

Şimdi o parkurda koşmak için çaba göstersen ne olacak… Çünkü hedef belli beynini kiralık isteyecek insanlar topluluğu… Çalışan-emek veren-işini seven insan unvanını almak yerine “Kiralık Beyin” sınıfı olarak değerlendirilmek heves kırmaz mı acaba?

Şimdi iş o parkurda koşan ve hangi gruptan olursa olsun tüm insanlar iyice açın kulaklarınızı “ Kiralık Beyinler” ARANIYOR… Bedeli onlar için çok ucuz, bizim içinse bir hayat denecek kadar ağır… Eee kabullenelim artık. Alınmak, gücenmek yok… Çünkü kiralanan bir nesneden farkımız yok… Ve böyle düşünmelerine de biz sebep oluyoruz…

Resim : www.deviantart.com

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

İşini çok severek de yapsan, seni kiralık bir beyin olarak gördükleri kesin..Yanii yaptığın iş kadar varsın, iş yoksa sen zaten yoksun. Asla bir birey değilsin. Kiran seni ne kadar tatmin eder bilinmez ama kiracıların beyinden götürüleri senden hep birşeyler eksiltir. Ve yine asla ödüllenirilmezsin. Başarılarının altında kiracının imzasın, başarısızlığın altında senin imzan (tabii bu tek sefere mahsus bi durum)..Belki sistem bu, belki her açıdan mutlu bir işyeri düşünmek mümkün değil ama en azından seninde onlar gibi isteklerinin olacağını bilen bir patron ve senden sürekli alan değil sana da birşeyler katan bir işin/işyerin olmalı...bizlerin tercümânı olmuşsun:) sedacım ellerine sağlık..sevgiler...

Düş 
 15.03.2007 12:56
Cevap :
Aslında mutlu bir iş yeri düşünmek o kadar da imkansız değil..Fakat seni ofiste kullanılacak nesne değilde birey olrak görmeyi başarırsa çok çok iyi bir çalışma ortamına kavuşulur.. Maddi getirisi seni tatmin etmese bile kattıkları ve huzuru sana iyi olmanda yardımcı olur..Ama bizim toplumumuzda kiralama mantığı bir türlü değişmiyor.. Ne diyelim buna bilemem ama sadece biraz daha iyi şartları olan ve yaptığın işten zevk alabileceğin, hep alıp hemde hizmetini sunabileceğin ve senin kiralık bir nesne gibi görmekten vazgeçen patronlar dileyebilirim...Hepimiz için :)))Sevgiler...  15.03.2007 18:36
 

Sevgili Seda, maalesef şimdiki ekonomik sistemin gerçeği bu. Çalışan insanların da büro malzemesinden farkı yok. Bunun alternatifi var mıdır onu da gerçekten bilmiyorum. Ama sonuçta çalışan eşya değil "insan" olduğunu hatırlatır bir biçimde. Yeter ki kendisi unutmasın bunu. Eline sağlık. Sevgiler.

Murakami 
 13.03.2007 16:50
Cevap :
Yorumunuz için teşekkür ederim Celal Bey...  13.03.2007 22:08
 

Garip bir sistem. Calisiyorsun, üretiyorsun. Sen öyle, ben böyle üretiyorum. Önemli olanin, yaptigimiz isi sevmek, ondan zevk almak oldugunu bilmek, kavramak... Bunu beceremiyoruz, sevgili Hossada. Bak, sana bir örnek: Bir traktör düsün, bir de arkasindaki römorku. Traktör, yaptigi isten zevk alir. Homurdanir, patinaj yapar, far yakar, fren yapar... O traktördür. Icabinda köyün icinde havasini atar, kizlar gelinlik giyip üzerine binmek ister. Ya römork?.. Traktör olmadan nedir ki o, bir "gaz"dan baska (o ayip sözcügü kullanmamak icin "gaz" diyorum). Nesi vardir römorkun? Yaptigi isten ne kadar zevk alabilir ki? Sadece üzerine oturulmaktan, hammaliye yükü atilmaktan baska ne özelligi vardir? Traktöre muhtac degil midir? Traktör olmazsa o iki ya da dört teker üzerinde hareketsiz duran bir fotograftan ibaret degil midir?... Yasasin traktörler! Yasasin traktörlere layik römorklar. Yeter ki arka plakasinin yaninda "CANIMSIN" yazsin. Eline, beynine saglik. Sevgiler sana.

pirmete 
 13.03.2007 1:57
Cevap :
Kesinlikle garip bir sistem... İşini severek yapsan bile mutlaka huzursuz etmeye çalışacak etkenler oluyor. Bu örnek mükemmeldi... Traktör olmak isteyen çokta römork olmak öylece hareketsiz resim gibi kalmak daha kolay olduğu için tercih sebebi oluyor sanırım:)))) Hack'leyelim Pirmeteciğim bu sistemi... En güzeli bu valla:)))) Sevgiler  13.03.2007 22:16
 

Canım eline sağlık bu yazında biraz bende olmak istedim uzun zamandır ne yazılarını okuyabiliyorum ne yazabiliyorum neden? çünkü iş için koşturuyorum neden? gelecek için... hafta sonu olan sınavı senden biliyorsun acayip bir izdiham vardı ayılanlar bayılanlar... sınav salonuna girebilmek için ikibuçuk saat kapıda bekledim (3 dakika için) sebep iş... canım işsizlik bukadar çok iken senin benim okumamızın, emek vermemizin gerçekten hiç bir değeri yok onun için ucuzuz onun için kolay kiralanıyoruz... yaa ben bunu patrona bi okutayım:)) hele bide benim durumumu düşün 90 kelimede 88 yazarak sinir krizi geçirdiğim anı... içimi bir döksem bi ahhh ahhh... neyse yaa ben sustum eline sağlık canım sevgilerle

Gülçin 
 12.03.2007 15:50
Cevap :
Okut Gülçin valla... Zaten bu blogu yazarken senin patron aklıma gelmedi değil... Düşünüyorum benimde patronum olsaydı sonuç ne olurdu.Yok yok ben bunu aklıma bile getirmeyeyim...Sınavına gelince herşeyin hayırlısı olsun... Malesef böyle sonuçlarla çok karşılaşıyoruz.. Hem 90 kelime yazabilsen bile dayın amcan varmı bakim senin:))) Bak yazıda buna değinmeyi unutmuşum:))) Kucak dolusu sevgiler dostuma...  12.03.2007 21:45
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 194
Toplam yorum
: 2196
Toplam mesaj
: 2
Ort. okunma sayısı
: 1516
Kayıt tarihi
: 04.08.06
 
 

1981 yılında aslında istenmiyor olsam da geç alınan karardan dolayı hayattayım:)) Haritacıyım ve işi..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster