Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

01 Eylül '09

 
Kategori
Dostluk
Okunma Sayısı
1469
 

Kırgınlıkların telafi yolu

İnsanların anlaşması aslında çok zor değil. Bozulan ilişkilerimizin sağlıklı yürümesini tekrardan oluşturmak maharetimize kalmış. İnsanların dünya sarayına kavgaya gelmediler.

Anlaşmak kolay da yolunu yöntemini bilirsek anlaşılmaz hiçbir konunun olmadığını göreceğiz. Çünkü insanların kaybetmesini bildiği gibi kazanmasını da bilirler.

Barış yolunun yönteminin ne olduğunun her zaman duyuyoruz. Kutsal mekanlarda öğütleri dinliyoruz. Haftalık öğüt alma günümüzde bilgileniyoruz.

İnsanların arasındaki ilişkilerinde oluşan buzların erime yöntemi. Buzların katılaşması gibi insanların arasına soğukluk girebiliyor. Hatalardan dolayı veya tazyiklerden mütevellit olarak ta olabiliyor. Bizi bize düşüreceklerini düşünmemiz gerekiyor.

Nerede biz de o feraset? Ferasette atalarımızla göçmüş öbür aleme ondan dolayı ferasetle bakmayı bilemiyoruz.

İnsanların özellikle yanlış yönlendirilmesinin sonucunda çok büyük yanlışlara imza atıyoruz. Çünkü gerçek dost olmayanın oyununa gelebiliyoruz.

Bize dost gibi görünüp de ara bozmayı maharet sayan kişilere karşı uyanık olmamamız icap ediyor.

Çünkü bu tür kişilerin kötülüğünün sonu yoktur. İki arkadaşın arasını bozdu mu ondan mutlu insan yoktur dünyada. Varsın birileri mutlu olmasın onun için çok iyi düşünmemiz icap ediyor. Birileri bunu yapıyorsa biz de tamir yolunu seçmesini bilmemiz gerekiyor.

O da en etkili yöntem olan iyi dilekte bulunmak veya selamlaşmakla olur.

Neyse ki, iletişim kazası sonucu büyük yaralar açtığımız dostumuzla aramızdaki kazayı tedavi etme yöntemi var dedik.

Aramızda selamlaşarak bu gönül kırgınlıklarını telafi etmek mümkündür. Günlük hayatımızda iyi yapıyoruz diye incittiğimiz belki birçok insan var.

O zaman bize doğruyu gösteren, bizim ebedi saadetimize yol gösteren yüce peygamberimizin hadisinde buluyoruz bu çareyi.

Aramızda selamlaşmayı çoğaltmak. Selamlaşmak sadece sözle mi olmalıdır? Hayır, asıl onun manasını kavrayarak selam alıp, vermeliyiz.

Üzülerek söyleyeyim ki maalesef selamın önemini bilenler de dâhil olmak üzere selamlaşma da çok cimriyiz.

Selamın içeriğine inanarak vermenin inanılmaz gücünü yaşayanlar olmuştur aramızda. Hiç tanımadığınız birine can-ı gönülden selam verince gönül bağı kurulur.

Selamlaşmakla bazen ülfet kurulması çok kolay olur. İnsan insana yakınlık hisseder. Beni anlayacak der içinden güven duyar.

Yukarı da kısacık değimiz gibi maalesef komşu komşuya, yakınlarına, iş yerinde ki çalışma arkadaşlarına, tanıdıklarına bile selam vermez halde.

Selamın değerini bilmediğinden midir? Yoksa iletişim dünyasında selamın yeri yok mudur nedir?

İnsanın kalabalık yerlerde yalnızım canım sıkılıyor demesi bana hep tuhaf gelir. O kadar kalabalıkta yalnızım diyenin derdine çare uzakta değil aslında.

Biri sana selam vermedi mi sen ver. Ha dediğini önemsemedi mi? Tekrarla inatla mı aynı davranıyor. O zaman iletişiminde sorun var der normal hayatımızı o kişiye karşı yaşarız.

Robinson misali hayat arzu edene ne denir?

İlk fırsatta selamlaşmalı ama içimiz ve dışımız bir olmalıdır. Denemekte fayda vardır. Peygamberimizin önerisi evrenseldir. Kişilere değildir.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 370
Toplam yorum
: 65
Toplam mesaj
: 20
Ort. okunma sayısı
: 655
Kayıt tarihi
: 12.07.08
 
 

Mehmet Şener 1964 doğumluyum, Burdur-Gölhisar'da yaşıyorum. Doğum yerim Burdur/Atınyayla . Lisans..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster