Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

09 Haziran '17

 
Kategori
Öykü
Okunma Sayısı
377
 

Kırılan Heykel

Kırılan Heykel
 

https://www.youtube.com/watch?v=cKiZiZzI2ns

Rahip Kabarnos, Pazar ayini için incilin kutsal sayfalarında cemaatine sesleneceği bölümü çalışırken bir ses duydu. Bir şeyin düşüp kırılma sesiydi bu. Belki bir heykel belki de duvardaki gevşemiş rölyeflerden biridir diye düşündü. Temizlik işlerine bakan Zangoç Hıristo’yu uyukladığı yerden kaldırmak istemedi. Eline bir süpürge ve faraj alıp ayinin yapılacağı büyük salona gitti. Kucağında İsa’yı taşıyan Kutsal Bakire Meryem ikonunun önünde geniş etekli elbisesiyle diz çökmüş genç bir kadını görünce daha sessiz hareket ederek kırılan şeye bakındı. Görünürde hiçbir şey yoktu. Belki de kulaklarım beni yanılttı diye geçirdi içinden. Kadının arkasından geçip odasına dönüyorken ayağının ucuyla yanlışlıkla onun geniş eteğine bastı. Rahip bu sırada tökezledi. Çünkü kadının eteğinin altında sert bir kabartı vardı. Rahip dengesini koruyup ayağıyla bastığı yeri  hafifçe kontrol etti. Şekilsiz sert bir parçaydı bu. Hiç kıpırdamadan duran kadının arkasından önüne doğru ilerledi. Şimdi kadının yüzünü şapkasındaki tülün izin verdiği ölçüde görüyordu. Küçük kırmızı dudakları açıkta bırakan siyah tül, kadın nefes alıp verdikçe hareket ediyordu. Tül dışında, kadın ve üzerindeki hiçbir şey kıpırdamıyordu. Rahip elindeki süpürgeyle farajı kenara koydu. Minik bir boğaz temizleme sesinden sonra; ikonun önünde biraz eğilip doğruldu. Göz ucuyla kadına baktı. Öylece taş kesilmişti sanki. Alçak bir sesle konuşmaya başladı.

‘’Madam, birazdan ayin başlayacak. Sıralardan birine geçerseniz benimde salonu son kez gözden geçirme fırsatım olur.’’ Bunları söylerken süpürgeyi tekrar eline almıştı.

 Yüksek duvarlara çarpıp yankılanan sesiyle konuşmaya devam etti. ‘’Gerçi Hıristo dün baştan sona kiliseyi temizledi fakat fazlası zarar getirmez.’’

Ayinin başlamasına iki saat vardı. Kabarnos çömez bir rahip olduğu için öteki rahiplerden önce kiliseye gelirdi. Ayinin başlamasına yakın tüm rahipler toplanıp kiliseyi kutsar, ardından cemaat gelir, dualar ve ilahiler okunur, vaaz verilir, tövbe duası yapılır, vaftiz andı yenilenir ve son olarak da İsa Mesih'in kanını temsilen şarap, bedenini temsilen ekmek verilirdi.

Rahip Kabarnos genellikle ilahileri söyler, şarap ve ekmek dağıtırdı. Bu Pazar vaazda verecekti. Baş Rahip bu hafta, bunu yapmasını istemiş, Kabarnos’da sevinerek kabul etmişti. Bunun için odasına gidip biraz daha çalışmak isteyen Rahip yeterince oyalanmıştı. Ama kadının bu tuhaf hali onu alıkoyuyordu. Hala kıpırdamayan kadına doğru eğildi Rahip Kabarnos. Kadından St. Lucie kirazı(melhem/mahlep ağacı) kokusu geliyordu. Bu Kabarnos’a geçenlerde yediği çöreğin kokusunu hatırlattığı için ağzını sulandırdı. Gözlerini kapatıp yutkundu Rahip. O sırada yüzündeki tülü kaldıran kadınla, gözlerini açtığında göz göze geldi. Bakire Meryem kadar güzel olan kadın cennet meyvesi gibi kokan nefesiyle Rahibin yüzüne daha da yaklaşarak;

‘’ Özür dilerim. Günahlarım yüzünden buradan kıpırdayamıyorum Rahip. Günah çıkarmak için geldim. Fakat bu ikondaki Meryem Anamız öyle bağışlayıcı bakıyordu ki, önce ona yalvarmak istedim.’’ diye fısıldadı.

Bir kadına ilk defa bu kadar yaklaşan Rahip içindeki tüm kötü duyguları kafasından atmaya çalışarak, geri çekilip;

‘’ Meryem Anamız bağışlayıcıdır. Ancak affı Tanrıdan dilemelisiniz.'' dedi.

‘’Dilerseniz kalkmanıza yardım edeyim. Ayinden sonra Baş Rahibimizin yanına gidip, günah çıkarabilirsiniz.’’ diye konuşmasını sürdürdü Rahip Kabarnos.

Kendine tutunarak ayağa kalkması için kolunu kadına uzattı. Kadın hareket etmekte tereddüt etti.

‘’Teşekkür ederim Rahip, Meryem Anamız ve Kurtarıcımız İsa Mesih karşısında biraz daha diz çöküp dua etmek istiyorum. Duadan sonra kilisemizi süpürmek onurunu bana bırakın lütfen.’’ dedi.

Rahip Kabarnos daha fazla üstelemedi. Çalışmak için odasının yolunu tuttu. Rahibin gözden kaybolmasını bekleyen kadın hızlıca elbisesinin eteklerini toplayarak ayağa kalktı.

 Geçen Pazar ayininde Baş Rahibin cemaate gösterip, sonra dudaklarına götürüp öptüğü, Patrik Bartholomeos Hazretlerinin kiliseye hediyesi olan Kutsal Bakire Meryem heykelini kırmıştı. Kilisenin yüksek duvarlarına çarparak daha da büyüyen kırılma sesi ardından yerini ayak seslerine bırakınca kırılan heykeli korkuyla eteğinin altına saklamıştı.  Şimdi bir taraftan ağlıyor bir taraftan kırık parçaları eteğine topluyordu. Bu kutsal heykeli kırdığı için Meryem Ana tarafından lanetleneceğini, kilise tarafından cezalandırılacağını düşünüyordu. Belki Meryem Anayı kandıramazdı ama bu parçalardan kurtularak kiliseyi kandırabilirdi. Eteğindeki parçalarla onları atmak için kapıya doğru yürüyordu ki, o taraftan sesler duyunca gerisin geri Rahip Kabarnos’un gittiği yöne doğru koşmaya başladı. Kapısı kapalı olan birkaç oda vardı o yönde. Hiç düşünmeden ilkini açmaya uğraştı. Kapı kilitliydi. İkinci kapıya gidip bu kez onu açmayı denedi. Kapı açılınca kendini içeri attı. İçerde Rahip Kabarnos masada oturuyordu ki; az önce konuştuğu kadını aniden karşısında etekleri yukarı toplanmış ağlar görünce ayağa kalktı. Kadın birden eteğini bıraktı. Kırık heykel parçaları yere düştü. Şapkasını da başından çıkarıp yere attı. Rahibe doğru koşup onu kollarından tutarak kırık parçaların yanına sürükledi.

‘’ Lütfen bana yardım edin Rahip. İnanın yanlışlıkla oldu. Öpmek için yerinden bin türlü zahmetle aldım heykeli. Kör olası elbisemin eteği bir yere takılınca birden ellerimden kaydı. Sizin geldiğinizi görüp eteğimin altına toparladım parçalarını. Sizden de korkup doğruyu söyleyemedim. Lütfen Rahip affedin beni.’’

Rahip Kabarnos, Patrik Bartholomeos Hazretlerinin kiliseye hediyesi olan bu kutsal heykelin parçalarını eğilip toplamaya başladı. Ağlayıp, saçını başını yolan kadına hiç aldırmıyordu.

Kadın onun bu sakinliği ve kayıtsızlığı karşısında ne yapacağını bilemez bir halde eğilip Rahibin ellerine kapandı.

 İçeriden cemaatten önce gelip kiliseyi kutsaması gereken Rahiplerin duaları duyuluyordu.

Rahip Kabarnos ellerine kapanan kadını kaldırıp kendi koltuğuna oturttu. Topladığı heykel parçalarını bir kutuya koydu.

Hıristoyu çağırdı. Kutuyu salonda ayinin yönetilip, vaazın verileceği kürsüye götürüp koymasını istedi.

Kadının kendine çekidüzen vermesi için dışarı çıkıp, kapının önünde onu bekledi.

Hazırlanıp odadan çıkan kadınla ayin salonuna yürüdü. Onu en ön sıraya oturtup ayini yönetmek üzere kürsüye geçti.

Dua ve ilahilerden sonra vaazına başladı Rahip Kabarnos;

‘’Baş Rahibimiz, siz cemaatimize bu hafta vaaz verme görevini bana verince 2000 yıldır tekrarladığımız ayinlerden birini gerçekleştirecek olmak ne kadar zor olabilir ki Kabarnos, heyecanlanmayı bırak, sakin ol dedim içimden. İncil’den anlatacağım kısımları çalıştım. Rabbin Sofrasının size sunacağı şifa için ekmek- şarap dağıtımında ruhunuzda oluşacak gizemleri ise Rabbe bırakacaktım. Şimdi Rabbe bir şeyi daha bırakıyorum. Bu sabah Rahiplerden bile önce kutsal kilisemize gelip af dileyen işte bu kadının korkusunu.’’

Tüm cemaat o sırada Kabarnosun eliyle işaret ettiği kadını görmek için ayağa kalktı. Kabarnos vaazına devam etti.

‘’İtalya‘da Michelangelo’nun Pieta isimli olağanüstü heykeli bulunur. Burada İsa Mesih, çarmıhtan ölü bedeni ile indirilmiştir ve Meryemin kucağında gözleri kapalı yatmaktadır. Bu heykel hakkında ünlü heykeltraş şunu demiştir. “Taşın içinde bir güzellik duruyordu. Ben sadece taşı yonttum, güzellik kendiliğinden ortaya çıktı.’’ Geçen hafta Patrik Bartholomeos Hazretlerinin kilisemize hediye ettiği Meryem Ana heykelinin kırık parçaları önümdeki kutunun içinde duruyor. ‘’

Bu sırada cemaat ve Rahiplerden yükselen uğultu sayesinde Kabarnos sözlerine ara verdi. Sesini bu uğultunun üzerine çıkararak devam etti;

‘’Taşın içinde bulunan bu güzellik nasıl çıkmayı istediyse, kırılmayı da isteyebilir. Kutsal heykelin kırık parçaları …’’ diyerek konuşmasını sürdüren Rahip Kabarnos’un sesi heykeli kıran kadının sözleriyle kesildi.

‘’ Rahip yalan söylüyor.’’  ‘’Kilise de tek başıma diz çökmüş dua ederken yanıma  yaklaştı. Eğilip beni kaldırmak istedi. Ona biraz daha dua etmek istediğimi söyleyince yüzünü bana yaklaştırıp burnumun ucundan beni öptü. Ben de o sırada üzerimden onu itip az ilerde sunakta duran bu heykeli alıp ona fırlattım. Rahip kendini heykelden korumak için yana kaçınca, heykel de yere çarpıp kırıldı. Bu rahibin kendini affettirmesi için benimle evlenmesi gerekir.’’

Artık sinirlenmeye başlayan Baş Rahip, oldukça şaşkın görünen cemaat ve öteki Rahipler karşında duruşunu bozmayarak, kendinden emin gülümseyip şunları söyledi Rahip Kabarnos ;‘’Eğer kırılan Kutsal Bakire Meryem Ana heykeli bunu uygun bulduysa doğrusu budur. Kaderimi; az önceki korkusunu, şimdi geçici bir hayranlığa bırakıp benimle evlenmek isteyen bu kadının affına bıraktıysa buna hiçbir itirazım olamaz. Fakat ben heykeli kimin kırdığından bahsetmedim. Dolayısıyla ortada söylenmiş bir yalan yok. Ben sadece vaazımı verdim. Sizin içinizdekiler kendiliğinden döküldü madam. Hıristo, artık ekmek-şarap ayinine geçebiliriz.’’ 

ERIC VAN BUYTEN, Nil ALAZ bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 110
Toplam yorum
: 420
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 969
Kayıt tarihi
: 26.05.14
 
 

Dünyanın kirletemediği bir lotus... ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster