Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Şubat '21

 
Kategori
Öykü
Okunma Sayısı
268
 

KIRILMA NOKTASI

    Şımarıklığı özgüven, kafa ütülemeyi girişkenlik, kabalığı da samimiyetle bir tutan şekilci ve dar görüşlü anlayışın efendiliği pısırıklık, kibarlığı eziklik, az konuşmayı da bilgisizlik diye tanımlamasının menfi etkilerini yaşayan onlarca bireyden sadece biriydi. Sessiz olmasından istifade eden sınıf arkadaşlarının aşağılayıcı cümlelerinden usanmış bir haldeydi.

   Amcasının öğretmenlik yaptığı okulda okuması nedeniyle öğretmenlerinin ve arkadaşlarının çoğu kendisine soyadı ile hitap ediyordu. Soyadıyla kendisine hitap etmeyenler de ‘filanca hocanın yeğeni’ diye kendisine sesleniyordu. Böyle davrananların marifetiyle bir gün adını unutmaktan korkuyordu.

    Az konuşan pasif bir kişi olması nedeniyle geri planda kalmıştı. Okul içinde bulunduğu nadiren bulunduğu arkadaş ortamlarında konu her zaman dönüp dolaşıp amcasına geliyordu. Bu durumu hazmedemeyen genç adam hem sinirleniyor hem de özgüveninin törpülendiğini düşünüyordu. Herhangi bir sınavdan iyi sonuç aldığında amcası sayesinde olduğunu ima eden sınıf arkadaşları; kötü not alınca ‘’Sana üzülmem sana emek harcayan amcana üzülürüm.’’ diyen öğretmenleri; yolda görünce ‘’Nasılsın?’’ dediği insanların ‘Ben iyiyim amcan nasıl?’ diye sorması kanına dokunuyordu. Yapı itibarı ile zaten içine kapanık olan genç adam iyice kendini insanlardan soyutlamış, oluşan olumsuz algının etkisiyle yalnızlaşmıştı.

    Genç adam, kendisini gölgede bırakmaya çalışan tavırlara tepki gösterince haklıyken haksız duruma düştüğü de olmuştu. ‘’Amcan yoksa sen bir hiçsin!’’; ‘’Senin tuzu kuru tabi!’’ cümlelerine sert tepki gösterince arkadaşları kendisinden şikâyetçi olmuş, konu önce amcasına ardından babasına intikal etmişti. Babası durumu öğrenince evde kıyameti koparmış ,’Bizi dışarıda kötü temsil etmeye utanmıyor musun? Saygısız!’’ diyerek oğlunu paylamıştı. Okul müdürünün oğlu hadsizlik seviyesinde haylazlıklar yaptığında ‘’Okulun popüler çocuğu’ olarak tanımlanırken efendiliğini muhafaza etmeye çalışan birinin kişilik haklarını korumak için tepki dozunu artırması ‘’saygısızlık’ olarak tanımlanmaktaydı.

   Yaşadığı rahatsızlığı konuşacak kimseyi bulamıyordu. Konuştuğu kişilerden ‘Soyadından mı utanıyorsun?’; ‘Sen de pısırık olmasaydın!’; ‘Derslerinle ilgilen eften püften konularla beni rahatsız etme!’; ‘Şımarıklık yapıp ailenin iyi niyetini suistimal etme!’ cümlelerini işittiğinden bu konu hakkında hiç kimseyle konuşmama kararı aldı.

   Anlatamadığı sorunlar içinde büyüyor, öfke patlamaları olarak açığa çıkıyordu. ‘’Amcan yoksa sen bir hiçsin!’ düşüncesi aklına geldikçe kendi tabiriyle insanlıktan çıkıyor, bağırıp çağırıyor, sinir krizine giriyordu. Hatta bir keresinde sağlam bir sinir krizine girip duvara yumruk atmıştı. Ailesinin apar topar acil servise götürdüğü genç adam serçe parmağını kırmış, dolayısıyla eli bir aya yakın süre alçıda kalmıştı.

    Öfkesini doğru ifade edememenin cezasını yine kendi çekmişti. Meseleye ‘Zaten insanlar üzerime geliyor ben bari kendime yüklenmeyeyim’ diye baksa veya umursamazlık konusunda kendisini geliştirse durum daha farklı olabilirdi. Doktorun boksör kırığı teşhisi koyarak nitelendirdiği bu nahoş durum belki de bir kırılma noktasının habercisiydi.

ETEM SEVİK bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 77
Toplam yorum
: 4
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 61
Kayıt tarihi
: 25.02.19
 
 

     TCDD'de makine mühendisiyim. Sanatın iyileştirici gücüne inanan bir insanım.    ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster