Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

10 Temmuz '09

 
Kategori
Sağlıklı Yaşam
Okunma Sayısı
646
 

Kırım kongo kanamalı ateşi (kene ısırığı) ve tavukların laneti!

"İstanbul, Bizans’tan beri, köpekler açısından çok yüksek nüfuslara sahip oldu. Zaman zaman nüfuslarındaki bu artış çok yüksek boyutlara ulaşınca, yönetim için bir sorun haline geldi...
Bulunan çare genellikle köpekler için bir “toplama kampı” yapılması oldu ve kamp için en uygun yer olarak da; Marmara'nın ortasındaki Hayırsızada seçildi...
İstanbul köpekleri ilk toplu sürgünlerinden birini 19. yüzyılın ilk çeyreğinde, II. Mahmud zamanında yaşadı. Hükümdar İstanbul'da ne kadar köpek varsa yakalanıp adaya gönderilmesini buyurdu, birkaç gün boyunca şehirde belki de tek bir hayvan kalmadı ama İstanbullulardan hiç beklenmeyen tepkiler yükseldi: Halk, “Hayvanlara eziyet etmek uğursuzluk getirir, başımıza iş açılır, köpekleri orada bırakmayalım” diye homurdanmaya başlayınca Hayırsızada’daki sağ kalan köpekler yeniden teknelere konup İstanbul sokaklarına salındı. Ama uğursuzluk da köpeklerle beraber geldi: Mısır Valisi Kavalalı Mehmed Ali Paşa'nın oğlu İbrahim Paşa'nın ordusu Kahire'den kalktı, Kütahya'ya kadar girdi...
Mısır askerleri, Bursa taraflarına da şöyle bir uzanıp geri döndüler...
Takvimler 1910'u gösterdiğinde ‘‘mahlukat meselesi”ni çözmeye bu defa da İstanbul “Şehremini”, yani Belediye Başkanı Suphi Bey soyundu: Haziran başında İstanbul'daki bütün köpeklerin yeniden Hayırsız Ada'ya yollanmasını emretti, iktidardaki İttihadçılar’dan da destek aldı ve birkaç gün içinde 80 bin civarında köpek çatanalara yüklenip yeniden mecburi bir ada yolculuğuna çıkartıldı...
Hayırsız Ada sadece kayaydı, üzerinde dikili tek bir ağaç bile yoktu ve 80 bin köpeğin feryadı söylendiğine göre geceleri İstanbul'dan bile işitilir olmuştu... Sesler birkaç gün sonra kesildi, zira yaşayabilmek için birbirlerini yiyen köpeklerden artık bir teki bile açlığa ve susuzluğa dayanamayıp ölmüştü...
Ama İstanbul halkının beklediği uğursuzluk da gecikmedi: Balkan Savaşı patladı..."

Yukarıdaki anektod bize gösteriyor ki, hayvanlara yapılan eziyet misliyle karşılık buluyor. 1894 büyük İstanbul depreminden bir süre önce de yine İstanbul'da başı boş gezen köpeklerin toplatılarak hayırsız adaya bırakıldığı söylenir. Kısa süre sonrada o büyük deprem meydana gelir. 1894 İstanbul depremi İstanbul'un gördüğü en son depremdir bu arada. Her yüzyılda bir meyadana gelen İstanbul depremi o tarihden beri henüz vukuu bulmadı.

Evet gelelim Kırım Kongo Kanamalı ateşi hastalığına; bu hastalık yaklaşık 3 yıl önce bütün dünyayı tehdit eden kuş gribine karşı alınan o zalimce önlemlerden sonra çıktı. Anadolu insanı, bazen son derece cahil ve acımasız olabiliyor. Can havline düşmüş bütün tavuklar canlı canlı kireç kuyularına atılıp üzerleri toprakla örtüldü. Sakın ha, "aman canım tavuk nolucak deyip" geçmeyin. O' da bir can. Üstelik savunmasız. Bu durumda ona yapılanın vebali kat be kat daha fazla olmalı bana kalırsa. Zaten dinimizde de savunmasız hayvanlara yapılan eziyet lanetlenmiştir. Ve mutlaka karşılık görür. Tavukların ortadan kaldırılmasıyla, keneler her yeri sardı, çünkü tavukların ya da kanatlı hayvanlar menüsünde en üst sıralarda yer alan keneler ekolojik dengesizliğin sonucu arttı. İşte çevremizde her gün duyup dinlediğimiz komplo teorilerine benim yaklaşımım:) Bu da benim komplo teorim. Tavukların Laneti!! google_protectAndRun("ads_core.google_render_ad", google_handleError, google_render_ad);

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 21
Toplam yorum
: 12
Toplam mesaj
: 8
Ort. okunma sayısı
: 1483
Kayıt tarihi
: 10.07.09
 
 

Yaklaşık 14 yıldır eğitim sektöründe sırasıyla Grafiker, Art Director, Creative Director, Sanat D..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster