Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

28 Haziran '08

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
3291
 

Kırım Kongo’nun Yavrusu !..

Kırım Kongo’nun Yavrusu !..
 

Yapıştı mı bırakmaz.


Son birkaç yazımı okuyanlar hatırlayacaklar, konusu malum kenelerdi.. Bu konuya acayip takmış durumdayım. Sürekli araştırıyorum, yeni şeyler öğreniyorum. Mesela geçen yazılarımda belirttiğim “ bir dişi kene en az 2000, en çok 12.000 yavru üretir” bilgisi yeni bir bilgiydi. Sizlerle paylaşmak istedim. Gerçekten çok ilginç. Düşünün bir kere, bir dişi 12.000 yavru doğuruyor. Bu yavrulardan %10’unun da dişi olup onların da 12.000’er tane yavru doğurduğunu ve bu sürecin sistematik bir şekilde devam ettiğini… Öff! Bir Alfred Hickhock senaryosu gibi… Çok kötü.. Ülke çapında iyi bir ilaçlama ve önlem alınmalı ve bu durum gerçekten enaz doğa afetleri kadar önemli.. Bu konuda ulusal politikamız oluşturulmalı.

Tıp literatürüne ve tarihine adını altın harflerle yazdıran “Kırım Kongo Kanamalı Ateşi” ismi de bana sanki biz Türklerin uydurması gibi gelmişti. Ama durum öyle değilmiş, onu da öğrendim.. Bu ismin verilmesinin sebebi şu : Bu kene vakaları ilk kez 1944-1945 yıllarıın yaz aylarında Batı Kırım’ın steplerinde görülüyor. Bundan birkaç sene sonra da yanlış bilmiyorsam 1956 yılında da benzer bir teşhisle Kongo’da görülüyor. Kene ısırığına maruz kalan kişinin kusmalı ve şiddetli ateş sonrası ölümü kayıtlar geçiyor. Sıradan bir vaka gibi görünen bu durum, Kongo’da da görülünce dünya sağlık örgütü duruma el koyuyor ve önce ilkine Kırım hastalığı, sonrakine de Kongo hastalığı adı veren örgüt benzer semptomlar tespit edilince, ortak bir tanımlama yapmanın daha mantıklı olduğunu düşünerek “ Kırım Kongo kanamalı Ateşi” adı ile dünya tıp literatürüne adı yazılıyor..

KKKA, hayvanlara ve insanlara kenelerin ısırmasıyla geçiyor. Hayvanlarda belirtisiz seyrederken, insanlarda öldürücü olabiliyor. Daha çok, kırsal kesimlerde yaşayan insanlar risk gruplarını oluşturuyor. Hastalık ani başlayan ateş, baş ve kas ağrıları, kırgınlık, halsizlik ve iştahsızlık gibi belirtilerle başlıyor. Bulantı, kusma, karın ağrısı, ishal gibi şikayetlerle devam ediyor. Bunlara daha sonra vücudun muhtelif yerlerinde görülen kanamalar eşlik ediyor.

Dünyada KKKA hastalığına daha çok Afrika, Batı Asya ile Ortadoğu ve Doğu Avrupa'da da rastlanıyor. Ama çok ilginçtir ki, virüsün neden olduğu ölümlere en fazla Türkiye'de rastlanıyor. Bir başka ilginç nokta ise, keneden virüs almış bir hasta’nın maksimum yaşama süresi 2 hafta.. Dünkü yazımda da belirttiği gibi, bu hastalık çağın vebası olarak tabir edilen AIDS’ten bile daha tehlikeli. Zira bir AIDS’ hastası, virüsü kaptıktan sonra yıllarca yaşayabiliyor ama yavaş yavaş ölüyor. KKKA virüsü ise, hastayı anında zehirliyor ve hemen öldürebiliyor. Çıngıraklı yılanın zehiri gibi. Bu yılan da ısırdıktan birkaç saat içinde insanı öldürebiliyor. Acaba bir bağ var mı ? Ne bileyim hani kene gidip bu yılanı ısırmıştır, sonra da zehiri kendi vucuduna almıştır flan filan..

İşi espriye vuruyorum ama işin ciddi boyurları var. En başta bunun henüz bir aşısı ve ilacı yok. İkincisi insanlar bilinçsiz. Üçüncüsü, şuan yalnızca ölümle biten sonuçları tartışılıyor ama üzerinde derinlemesine bir inceleme yapılıyor mu onu bilmiyoruz. Türkiye'de 2002'den bu yana 120 kişinin ölümüne neden olan virüs ilkin Kelkit Havzası'ndaki illerde görülmüş. Bu hastalığın Akdeniz'de görülmeye başlanmasının insanların göç etmesine bağlı olabileceği görüşü hakimse de, kenelerin yayılmacı olduğunu düşünmek mümkün. Şuan hastalığın kesin bir tedavisi yok ve bugün Türkiye'de, bu hastalık için, sarılık hastalığının tedavisinde kullanılan 'Ribavirin' adlı bir ilaç kullanılıyor. Ancak ilacın hastalık üzerinde çok büyük etkisi yok. Hastalıktan ölüm oranı yüzde 5-30 arasında değişiyor. Kimi durumlarda yüzde 50'lere ulaşabiliyor. İlaç çok erken dönemde kullanıldığında sınırlı etkisi olabiliyor ama sonuç yine aynı kapıya çıkıyor. Hasta en fazla 2 hafta yaşayıp, hayatını kaybediyor. Tıpkı diğer yüz kusur hasta gibi. Tabiki bunlar bilinen vakalar,ya bilinmeyenler !..

Kırım Kongo’dan sonra, şimdi de hayatımızı ‘LYME’ adlı başka bir hastalık tehdit ediyor. Günümüzde onlarca insanın hayatını kaybettiği KKKA hastalığının bir değişik benzeri olan bu LYME hastalığını da kenelerin yaydığı tespit edilmiş. Zira geçenlerde 3,5 yaşındaki bir çocuğa ve birkaç kişiye bu teşhis konulmuş. Bu hastalığın sonucu ölüm olmasa bile ciddi felç sonuçları olabiliyor. Bu da nereden çıktı demeyin. İnanın gerçek !.. Türkiye, Kırım Kongo üzerinden gelen kenelerin yarattığı vakalara karşı bilinçlenmeye çalışırken, ABD, Ukrayna ve Bulgaristan’dan ithal edilen kerestelerle taşınan yeni bir tür kene halkı tehdit etmeye başladı. Beykoz’da kene tarafından ısırılan 3.5 yaşındaki C.B.’ye GATA’da ‘Lyme’ teşhisi konulurken, Sağlık Bakanlığı<ı>, “Bize böyle bir bildirim olmadı. Hastalık Türkiye’de yok” yanıtını verirken uzmanlar hastalığın Türkiye’de de görüldüğünü anlattı.

Uzmanlar bu hastalık için, kalp ritim bozuklukları, şişlik, menenjit, göz rahatsızlıkları, karaciğer yetmezliği gibi hastalıklara yol açabilir” diye belirtiyorlar. Hatta “Lyme Türkiye’de çok ender görülüyor. Kırım Kongo taşıyan keneler virüs taşırken, Lyme hastalığına neden olan keneler ise bakteri bulaştırıyor. Ulaşımın globalleşmesiyle bu hastalık dünyada da yaygınlaşıyor” diyorlar.

Görüldüğü gibi Türkiye’nin başından bela eksik olmuyor. Biz devletin ve ilgili mercilerin önlem almasını beklemeyelim. Kişisel önlemlerimizi alalım. Mümkünse, piknik alanları ve kırsal alanlardan uzak duralım. Bahçemiz, tarlamız varsa ilaçlatalım. Evimizi de ilaçlatalım. Kene ısırmasına karşı açık alanlarda dolaşırken vücudunuzun çıplak yerlerine geçici bir çözüm olsa da bir takım ilaçlar sürün (sivri sinek ısırmalarına karşı kullanılan spreyleri kullanabilirsiniz), kendinizi ama özellikle çocuklarınızı piknik alanlarında ve dönüşünüzde kontrol edin, yanınızda bir miktar zeytin yağı bulundurun ve kene yapışmasına karşı ilgili bölgeyi bolca yağlayın. Sakın keneyi çıkartmaya çalışmayın, kene üstüne alkol, amonyak, kolonya dökmeyin, sigara basmayın ve illaki bir uzmana gösterin..

Sağlıklı, iyi hafta sonu dilerim..



Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Merhaba sevgili Tansel Bey, yazinizda degisiklik yapmadan önce, ikinci okuyan bendim ve o halinden söz etmistim. Lütfen olumsuz elestiri olarak algilamayin, yoksa üzülürüm. Burada dogrularimiz ve yanlislarimizla paylasim icersindeyiz. Yapici elestirilerimizle, dayanisma dostluk icinde gecen nice güzel birliktelikler dilegimle, sevgi ve saygilarimi gönderiyorum.

mine objektif 
 28.06.2008 13:15
Cevap :
Miine hanım, rica ederim. Yanlış anlamadım. Netice de olumsuz eleştiri de olabilir. Bundan dolayı üzülmem. Ama yanlış anlaşılmaktan, hep yaşamım boyunca korkmuşumdur. Bu bir savunmaydı, sizi kırdıysam özür dilerim ama yazı konusunda sanırım sizinle aynı saftayız... Sevgiler...  28.06.2008 13:55
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 671
Toplam yorum
: 745
Toplam mesaj
: 86
Ort. okunma sayısı
: 2514
Kayıt tarihi
: 26.06.06
 
 

Anadan doğma bir İzmirliyim ve bu şehirli olmaktan gurur duyuyorum.. Hem bu şehirde doğmuş, hem b..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster