Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

20 Ocak '07

 
Kategori
Türk Mutfağı
Okunma Sayısı
1050
 

Kırk delikli bulgur pilavı

Kırk delikli bulgur pilavı
 

Sene yazı ile bin üç yüz kırk bir, mevsime uymuş. Yok, yok korkmayın, şiir yazmayacağım.

Hani eskiler geçmiş hikâyeler anlatılırken sene, mevsim diye başlarlar ya. Bende öyle başlamışım birden. Neyse uzatmayayım, milattan önce tıfıl bir öğretmen olarak Belgrat Ormanları yakınlarında ki okulumda göreve başladım. Tabii çevredeki orman ve hazine arazilerini talan edenlerden, başını sokacak bir yer gapanların fukara dediğimiz çocukları da bizim öğrencilerimiz oluyor.

İçme suyu ormandan temin edilip, elektrik ise genellikle kaçaktır. Hatta kaçak elektrik kullanmanın onlarca yol ve yöntemlerini bulmuşlardır ki, bu da yoksulluğun yaratıcılığı nasıl teşvik ettiğine iyi bir örnektir. Şimdilerde, ancak çatısı bile örtülmemiş, demir filizleri üstünde, bir katının değeri sadece yüz milyarlarla ölçülen, üstelik beş altı katlı rant-mülk sahibi olabildiler gariplerim.

Okula iki vasıta ile gelmemiz yetmiyormuş gibi, iki yüz üç metre çamur çalpakla boğuşarak anca vasıl olabiliyorduk. Amman yanlış olmasın! Doğu’ dan değil İstanbul' dan bahsediyoruz. Çevrede öğlen yemeği bulabileceğimiz yerlerde olmadığı için, öğretmen arkadaşlarla yemekleri ikişerli sıra ile kendimiz yapıyorduk. Biz şuna bazılarımız yapıyor, bazılarımız, yakıyor, bir kısım arkadaşımız için de yemek nasıl katledilirin resitalini veriyordu, desek de aynen olur.

Bak, aradan onca zaman geçmesine rağmen, yemeğin yandığına değil, hatta katline de değil, hala içime ne dokunur bilir misiniz? Baba mesleği lokantamızda çocukluk ve ilk gençlik yıllarını aşçıları ile Dünya’ ca ünlü Bolu Mengen’ li ustalardan epeyce sopa yemiş biri olarak; ayy çok güzel olmuş, bunun bana mutlaka tarifini yazmalısın derlerdi. Derlerdi de layık oldukları cevabı verememek, içimde hep uhde olarak kalmıştır.

Ama tamamen de seyirci kaldım deseem de yalan olur Allah için. Onlara özgü, ince çin işkenceleri geliştirmedim de diyemem. Neyse efendim, bir gün okulda, hani her daim iyi yemek yaptığını söyleyen bayan arkadaşlarımıza, bulgur pilavı yapmasını bilip bilmediklerini sordum.

Efendim tabii ki, mi dersin, elini ısırır yer bitirirsin, parmağını yalayıp yutarsın, ballandıra ballandıra anlatanlar mı dersin. Utanmasalar tencereyi de yersin diyecekler nerdeyse. Tabii ben masum da; Topu topu üç beş bayan olunca, kısa süren tariflerin sonrasında tekrar sordum.

—Arkadaşlar anlattıklarınızı değil, Kırk delikli bulgur pilavı yapmasını biliyor musunuz?

Onu sordum. Deyince, cevapların biraz ikircikli gelmeye başlayacağını anlamışsınızdır. Yani, şey, efendim delik tabii ki oluyor, amma deliği saymadığım için on mu, kırk mı olduğunu bilmiyorum valla, gibisinden cevaplar geliyor. Bencağız da, yok canım! Sizin gibi değme aşçılara taş çıkartacak her parmağı bir değil bin marifetli hanfendiler mutlaka biliyordur. Lütfen benimle dalga geçmeyin gibisinden iyice sıkıştırarak birinci raundu bitirdim.

Tabi ki epey bi aradan sonra işin içinden çıkamayacağını anlayan biri ikisi uyanma belirtisi göstermedi değil. Eee Sen anlat kırk deliklisini, diyenleri de az biraz daha yalvartıp, ısrarlı sorulara dayanamayış bir eda ile sonuçta, kendi 'kırk delikli' bulgur pilavı tarifimi yaptım. Kendi anlatışımı övmeyeyim, ama dinleyişlerini görseniz şaşmayanınıza ben şaşarım desem anlayın.

Üç-dört gün sonra, ilçe milli eğitimden bir şube müdürü gelmiş, öğretmenler odasında sizi bekliyor dediler. Her ne kadar kuyruğu dik tutmaya çalışsam da, taptaze bir stajyer olarak haliyle biraz tırstık. Tanışma faslından sonra herif direk damardan konuya girdi.

—Hocam bizim hanıma, bir kırk delikli bulgur pilavı anlatmışsınız, dedi.

Konunun pilav olduğunu duyunca bende, yanlış alarm diye gevşeyip rahatlamış bir halde, hafiften şişinerek, evet hocam, demek gafletinde bulundum.

Bulunmaz gomaz olaydım.

Şube müdürü devamında;

—Vallahi de Billahi de, dört gündür pilav yemekten ve delik saymaktan anamız dinimiz ağladı. Dedi.

Şöyle, söylerken ses tonundan, jest ve mimiklerine kadar bi kontrol ettiğimde işin ciddiyeti tüm vahameti ile maalesef ortadaydı. Bu arada olmaz olası bir öğretmen arkadaşta ayağa fırlayıp ‘vallahi bizde aynen öyle hocam’ diyerek, adeta üstüne bir de mum dikti mi?

İşte o zaman, bu öğretmen milletine güven olmayacağını öğrendim ya neyse. Uzatmayayım bizim hoca hanımlardan birinin beyinin ilçe milli eğitim müdürlüğünde şube müdürü olduğunu bilmediğimiz için acemiliğimize kurban gittik.

Olaydan nassıl kıvırdım, nasıl yırttım ve dahi nasıl cebelleşip, ecel terleri döktüğüm kısmını es geçmekte yarar var.

Konuyu buraya kadar getirmişken; Şimdilerin genç kızları ve hoca hanımlarının ise, yemek yapmayı değil, bilmemeyi marifet saydıklarını da şuracığa sıkıştırıvereyim. Sıkıştırıverdim diye de, o zamanlardan kalan hıncımı almak için yazdığımı düşünerek günahımı almamanızı istirham ederim.

Şimdi size bir de kuru fasulye hikâyesi ile eyi bir işkence yapmak vardı ya, ne yapayım ki yürek yufka.

Bu arada kuru fasulye bulgur derken acıktık iyi mi? İzninizle bizim ikiz çekirgeler dolapta bir şey bırakmış mı, gidip bi bakayım.

Hooş Kalmanız dileği ile

Önemli Not; Bütün interneti tarayıp, şöyle içi kalaylı, dışı ateşten kararmış bir bakır tencerede, delikleri üstüne dizili missler gibi bir bulgur pilavı fotoğrafı bulamadığım için özürlerimi kabul edin.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Pilavın nasıl yapıldığını ne zaman okuyacağım? Yani ben buyazıyı boşuna mı okudum? Selamlar.

Şemseddin Koçak 
 01.03.2007 19:46
Cevap :
Sn Şemsettin KOÇAK; Aslında haklısınız ama maharet tarifte değilde; dilin anlatımı ile el ve göz kararında olduğu için tarif kısmını es geçmiştim. Dilerseniz nasip ise bir gün onu da yazarız diyelim. İlginize teşekkür ediyorum. Saygılar  02.03.2007 11:39
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 15
Toplam yorum
: 12
Toplam mesaj
: 7
Ort. okunma sayısı
: 1745
Kayıt tarihi
: 15.01.07
 
 

1960 yılında doğmuş, kendi tabirimle ''Kayıp Kuşak'' olarak adlandırdığım 1970 kuşağından, Eğitim..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster