Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

06 Mayıs '08

 
Kategori
Kahve
Okunma Sayısı
1672
 

Kırk yıllık keyf

Kırk yıllık keyf
 

sevdiğine sunum; kahve


KAHVE
Herkes bu içecei tanır ama , sanırım içtiği an kadar dır .Nerden geldiği başına hangi talih kuşunun veya jurnalının tesirinde kaldığı değildir.

Kahvenin aslında anavatanı Arabistandır. Zira dünyanın diğer ülkelerine ordan yayılırken kültür alış verişi değilde , bazıları Avrupa hayranlığından , veya işlerine geldiğinden , Avrupa'dan bize geldiğini de söyleyebilirler. Bizim kültürümüz sokakdan, pazardan, ısmarlama alınmamıştır, mutlaka bir köke bağlıdır.14. yyılın sonlarında Arap yarım adasıyla olan münasebetlerimiz neticesi ülkeye getirilmiş dövülerek kullanılımış akabinde , daha çabuk pişrilip renk verdiği keşfedilince de, havan(döküm , mis olup su bardağı şeklinde ayaklı ayaksız olup dövme sanatınıda üzerinde nakışlarını taşıyan tokmaklı alet)larda dövülüp ahaliye satışa arzedilmiştir. Hala bazı keyf ehli olanlar, hafif değirmende çekilir, az taneli olarak pişrilir ki buna "mirra" dendiğini , kahve fincanı yıkanırken içinde kalan ıslak tozun talve dendiğini , hatırlarım.
Kahveninpişirilip dağıtıldığı , ikram edilen yerler çoğaldı ki bunlara; kahvehaneler denildi. Kahvehane kültürü denilen, büyüüğün küçüğe saygı , sevgisi kendinden büyüklere olan davranışları , dürüst , sağlam dostlukların yerleşmesine neden olmuşlardır.Mahalle için yeni yerleşenlerin gidenlerin önemli kişilerin neler yaptıkları daha canlı tutulur adeta sözlü birikimi olanlar bile oluşmuş. Her türlü bilginin, birikiminin merkezi olduğu gibi, koyu sohbetlerin hemcinslerin birliktelikleri, meddahların sahne buldukları, küçük tiyatroların acemi sahnelerinin alan bulup, bu görevi gönüllü yüklenen kahvehaneler bizim unutamadıklarımızdır.

Çocukken gelen misafir fincanlarının dibinde kalan az su, talvenin tatlı , tadınca yüzün buruşması şekersiz olduğunu gösterirdi . .Hala bütün fincan da içsem o, fincanı ararım. Büyüklerin sözleri kulaklarımda çınlamakta;hımmm! kızlar kahve içmez!sonra kararırlar. Hata Erzurum'da kahve fincanlarının üzeri işli, maharetlerin göznuru elemeği çizgilerin vücud bulduğu fincan zarfları da modanın öncüleri olmuştur. Evlerimizdeki gümüşlüklerin baş köşelerinde ki fincanlar, güzelim gümüş zarfların içindedir.

Osmanlı döneminde , Kanunu Sultan Süleyman zamanında yasaklanmış, şehulıslam EBUSUUD EFENDİnin bir fetva çıkarıp " yanmış, çekilmiş kömür karası kahve içmek haramdır" demiş. Kahvenin evlerde gizli içimine , davetiye çıkarmıştır.Daha sonra evler de bulundurulması zaruri olan kahve , yakın münasebetler neticesi Avrupa'ya sıçramış, içimi tadı merak , daha ötesi alışkanlık yaratmış. Avrupa'lılar tuvaleti de "Türkler den öğrendikleri gibi kahveyi de , Türk'lerden tatmış lar öğrenmişlerdir.

KAHVE PİŞİRME

Kahve içmek kadar pişmesi hakkında da bilgili olunmalı.Birtakım güzel öğütler zihinde kalan, anılar yaratan kahvenin , pişirirken çeşitleride insanların damak tadını ele vermektedir. Üzeri bol köpük olan kahve eğer köpüğün rengi bejise;buna "sade kahve", tadı orta şekerli ise, "köpüklü ", açık kahverenginde, tam şekerli kahvenin rengi ise"koyu" renktedir.

KAHVE NERDE NASIL PİŞER

1_kahve pişirilecek kap, mutlak kalaylı bakır cezve olmalı , az ateşte yavaş pişirilmeli
2_Kahve için kişi başı hesaplanır.bir kişi için 4gramdır.
3_Su , soğuk olmalı , şeker isteğe göre konulmalı, kahve cezveye konulduktan sonra karıştırılıp çıkarılmalı (cezvenin içinde bırakılmamalı)
4_Kahvenizi çok almışsanız buzdolabında sarılı muhafaza edebilirsiniz.

"KAHVE PİŞİRMEK, SANAATKARLIK;VE SABIR GEREKTİRİR.


KAHVE KÜLTÜRÜ
Kahve yaşadığı kadar vazgeçilmez kuralları getirmiş olup edinilen yıllar boyu bu alışkanlıklar peşinde bir takım gelenekleride oluşturmuş günümüze değin yaşatmıştır.

Kahvenin yerleşmesiyle dilde değişen kalıcı birşeylerin yerinitutan kelimeler, ikram sonucu"kahve gibi aziz olasın ", "bir fincan kahvenin, kırk yıl hatırası , var ."


Dizilen maniler;
kahvem pişti hadi gel
köpüğü taştı aştı gel
iyi günümün dostları
kötü günüm kaçtı gel.

Edebiyatımız da kahvenin yeri çok farklı ve ayrılmaz parçamızdır. İkram edilenler "kız beğenmeye gelenlere verilirken tat konulmaz gene de "ağzımız tatlı olur, demek adettendir". Kahve için metiyeler , maniler , ata sözleri yıllar yılı sürecek, kesin cümleler vardır.Kahvenin üzerine yapılan sohbetlerin , mutlak değerleri vardır, Öyleki bu sözler kalıplaşmıştır.
Cenazelerin akabinde "acı kahve içmek adettendir".Bir de tuzlu kahve yapılır. Çevremizde kabul görmese de muziplik için hazırlayanlar vardır, kız istenirken "istemiyoruz" anlamındadır.Şayet kızı vermek gibi bir niyetleri varsa , kahve fincanlarının yanında lokum ikramı yapılır, .Kahve ikramı damada ise; damat kahveyi içtikden sonra fincan yanına gül bırakır.Beğeni , sevgi belirtisidir. Erzurum'da kahve çok tüketilir, Erzurum'un yerlileri yemekten sonra kahve içmeyi pek severler, sonunda " kahve falına bakılır kader kısmet aranır ".
"Kahve Erzurum'da yerli, köklü alışkanlıktır.Söylenenlere göre güllacı yemeğen , kahveyi içmeyen , mutlak yerli yani; köklü, Erzurum'lu değildir.


KAHVENİN BİLEŞİMİ;
Kahvenin için de:%0, 8KAFEİN , %9 PROTEİN , %30, 3KARBONHİDRAT ,
%13 LİPİTLER %0, 4UÇUCU YAĞLAR %4, 2UÇUCU YAĞLAR %UÇUCU OLMAYAN ASİTLERKahvenin kaynamışı içilmez!çift tabanlı cezvelerde ağır ateşte "babaannem mangalın geçmiş ateşinde pişirirdi, böyle pişirmek sağlıklı, harlı ateşte haşlanır" derdi.


Hatırladığım cümle beni hala üzer 'sen içme kararırsın' acaba içseydim gerçekten mi? kararırdım bilemiyorum

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 151
Toplam yorum
: 44
Toplam mesaj
: 30
Ort. okunma sayısı
: 963
Kayıt tarihi
: 13.02.08
 
 

Kısaca öğretmen ve öğretenim. Yaşamayı yaşarken öğrenmeyi ilke edinmenin dustur olduğuna inananla..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster