Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

25 Eylül '09

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
432
 

Kirleniyor beyazlar

Kirleniyor beyazlar
 

Siyah lekelerle doluyor bir kağıdın önce sol sonra sağ yanı, ve iki göz takip ediyor soldan sağa bey


Şimdi bir kalem karalıyor bir beyazlığı, hırçınca, titreyerek… Ve bir beyaz kirleniyor, karalanıyor haşince… Siyah lekelerle doluyor bir kağıdın önce sol sonra sağ yanı, ve iki göz takip ediyor soldan sağa beyazlığın hızlı ölümünü. Elimin değdiği yerlere siyah bulaşıyor, kömür beyazı boyarken beni de karalıyor, ben karalandıkça kağıt, tekrar ve tekrar… İkimiz de koyulaşıyoruz, karanlığa daha da yaklaşıyoruz şimdi. Birilerini gömüyorum, sanki kömür kapatıyor ölülerimin, ölümlerimin üstünü, kağıdın her siyahına birini, bir anıyı, bir beyazı, bir kelimeyi gömüyorum, sustuklarımı defnediyorum, konuştuklarıma kara çalıyorum. Affedersiniz, özür dilerim diyorum, aklıma gelen ilk ölüm sonrası cümleleri, dualarımı okuyorum.

Üzgünüm, çok üzgünüm… Ölümlerin ardından nasıl olunursa öyleyim, eski mezarları taşımak gibi, karalayarak, üstünü çizerek, silmek veya yırtıp atmak yerine önceki sayfalarında karanlıklar bırakarak geçiyorum beyazlara. Bir önceki sayfaları kirleten kömürle deşiyorum yeni sayfanın dokularını, üzgünüm yine kazılıyor bir yerler, yine kirleniyor, kirleniliyor. Bir yerde, başka bir yerde başka birileri de karalıyor, biliyorum belki de ben gömülüyorum şu an başka bir beyazın derinliklerine. Hepimiz biraz ölüyüz, hepimiz her an biraz daha ölüyüz, bu yüzden bir yanımız hep karanlık ve yere düşüyor gölgelerimiz.* Bir tarafımız gömülmüş, üzülüyorum…

Yansıması olmayan bir şehirde yaşıyorum, denizi olmayan, aksini hiç görmemiş küstah bir kentin binalarına, semalarına bakıyorum her sabah. Aynayı hiç görmemiş bir kentin sokaklarındayım, kendi aksim de yalnızca gölgem oluyor böyle yansımasız şehirlerde. Başkalarının bir yanımı ezdiği, karanlığımın ayaklar altında gezdiği zamanlar oluyor, mezarlara basmak, mezarının üstüne basılması gibi bir şey. Böyle lanetli bir yürüyüş, üzülüyorum, şimdi bir yerler daha kirleniyor işte. Soldan sağa okuyorum harfleri, nasıl da yayılmış bir dokudan diğerine kasvetin ince nakışı, nasıl da bulaşmış ölüm bir mezardan diğerine. Hastalıklı bir şehir gibi, salgının yayıldığı her yer mezar, salgını taşıyan her nefes ölmeye mahkum. Hastalığımızı hatırlatır gibi yere düşen ölümlü yanımız. Oysa bir kere bakabilseydi aynaya bu şehir, bir kere ağlayabilseydi dışa vurarak, nem bir kez nüfuz etse, hastalığı bir kez terletircesine nüksetseydi, belki çare bulunabilirdi. Oysa o kendini güzel zanneden, asık suratlı bir ihtiyar, her yanı beton, her yanı devlet, her yanı kurak… Gölgesini dahi yansıtmıyor, üzülüyorum beyazlar kirlenirken bazıları hiç deniz görmeden ölüyor. Bazıları hiç aksetmeden kirleniyor… Üzülüyorum, burada başını kaldırmadan gökyüzü görünmüyor, burada bulutlar suya işlenemiyor. Üzülüyorum, bazı şehirlerde insanlar maviyi bilmeden beyazı kirletiyor.

*: Edip Cansever: Aslında hepimiz biraz ölüyüz.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Yine bir yanlgı! Asla güneşi balçıkla sıvayamazsınız! Mürekkepmiş...:-) Birini sevmekle siyahlaşmaz insan yücelir önce bunu bilin.Belkide sizler çok siyahsınız çünki yüreğiniz yok gibi geldi bana nedense?Aşk insanı neşelendirir hüzünlendirir birçok duyguyu aynı anda yaşatr.Asla kirletmez duygularını serseri bile olsa sevdiği.Önce şu olmalı bir insanda.Duygusu var ise ayrılsa bile kirletmemeli o duygusunu ama biterse o zaman insanca yaşar belki yine ama benimki bitemedi işte zorla olmaz bu.Duygularmız önemlidir,saftır,gerçektir,kolay bulunan birşey değildir bence sizlerde kirletmeyin bana bok atacağınıza ikide birde onla bunla ucuz değerlerinizle!Kalın sağlcakla ve sevmeyi öğrenmeyi deneyin sizde

DERİN, SADE VE KARIŞIK... 
 26.09.2009 0:41
Cevap :
yorumunuz gerçekten çok güzel ve ben de farklı ışıklar yaktı. Asıl yanılgıyı size söylemem gerekiyor ki ben bu yazıyı aşk üzerine yazmadım. Yazmak üzerine bir yazıydı bu, sevmek değildi ana fikrim. Kalemin ilerleyişi nasıl algılanabilir diye düşündüm, sonra bir şehirden bahsettim ki Ankara'da yaşıyorum. Denizi olmayan yansımayan bir şehri harmanladım yazının içine... Bir yazının okuyucunun gözünde nasıl farklı şekillenebildiğini gördüm, teşekkür ederim. Muhakkak birilerini geride bırakmak var yazının içinde ama bunun aşk olduğunu da ben ileri sürmedim. Bir şehri terk etmenin verdiği bunalımlardı. Ama sizin için aşka değer bir yazıysa, bunu sezdirebilmek dahi beni sevgisiz yapıyorsa ne mutlu bana...  27.09.2009 11:53
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 44
Toplam yorum
: 83
Toplam mesaj
: 33
Ort. okunma sayısı
: 720
Kayıt tarihi
: 18.07.07
 
 

Kişisel, deneme ve öykü türündeki yazılarımı bu sayfada paylaşıyorum. Yorum ve önerileriniz için şim..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster