Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

06 Ağustos '16

 
Kategori
Öykü
Okunma Sayısı
3061
 

Kırmızı Balon

Kırmızı Balon
 

Attığı kahkahanın ardından elindeki kadehi dudaklarına götürürken kadın, adam birden dönüp:
-Peki sen, sen ne bekliyorsun hayattan, aşktan, insanlardan?, diye sordu. Kadın dudaklarının arasından serbest bıraktığı kadehi masaya bırakırken hiç düşünmeden:
-Balon, dedi. Sonra devam etti.
-Balon güzeldir. Özgürlüktür biraz da tutsaklık ve içinde her daim çocukluk vardır. Balon istiyorum insanlıktan. Hem ucuzdur. Aldığında buruş buruş küçücüktür. Tıpkı doğduğumuzda bizim göründüğümüz gibi. Sonra aldığın balona biraz üflersin. Tıpkı bizim bedenlerimize üflenen ruh gibi. Sonra biraz daha üflersin nefesini balona.Tıpkı ruhumuza üflediğimiz duygular gibi. Sonra tüm nefesinle tekrar üflersin balona ve artık şeklini almıştır. Tıpkı bizi şekillendiren bilgileri ruhumuza ve duygularımıza üflediğimiz gibi. Yani kısaca bir balon istiyorum, sadece bir balon bekliyorum insanlardan. Adam:
- Birkaç saat sonra patlayacak ya da sönecek bir şeyi neden istiyorsun ki? diye sordu. Kadın:
-Birkaç saat içinde benim de ölme ihtimalim olduğundandır belki. Hem balon patladığında içine üflediğin nefes kaybolmaz tekrar atmosfere yayılır. Biz öldüğümüzde kaybolmayacak ne bırakıyoruz ki dünyaya? dedi.
Adamın ağzından sadece "anladım" kelimesi çıktı. 
Kadın adama baktı. Anlamamıştı elbet. O da diğerleri gibi anlamamıştı. Belki anlar diye ummuştu ama nafile. "Anladım" diye biten konuşmaların hiç anlaşılmadığını, bu kelimenin "yeter artık amma da saçma konuştun hadi kapatalım artık bu konuyu" demek olduğunu bilecek kadar "anladım"lı konuşmalar yapmıştı. Etrafına bakındı. "Anladım" kelimesinin anlamını bile anlamayacak insanlarla çevriliydi küçük bar taburesindeki hükümdarlığı. 
 
Kadın içinden bu düşünceleri geçirirken adama takıldı gözü. Adam masada duran kadehteki, kadının rujunun bıraktığı ize bakarak yalnızlıktan dem vuruyordu. İçinden attığı o kocaman kahkaha dışarıya yalnızca bir tebessüm bırakmıştı. Hep garipsemişti yalnızlıktan yakınanları. Her daim başkaları ile örülü hayatında yalnızlık bir hediye gibi gelirdi ona. Küçük sessiz bir kafede kahvesini yudumlarken de yemek yemek için girdiği restaurantta  suyunu içerken de anlamaktan yoksun adamlar yalnızlıktan dem vurur ve bardağa bıraktığı izde kaybolurlardı. Ne zaman görse yalnızlık naraları atan ayağında çizmesi eksik kovboyları düşünürdü paylaşabilir miydi yalnızlığını diye. Belki sessizliği paylaşırdı, bir tabak yemeği, güzel bir şarkıyı hatta aynı yatağı ama yalnızlığı ona bir hediyeydi. Anladımlı anlamazlıklar arasında kendisinin bile anladığı yalnızca yalnızlıktı ve sadece kendisine kalmalıydı.
 
 Kadın saatine baktı. Kendi kendine "gece yarısına çok var arabam balkabağına dönmeden giderim" dedi. Sonra kahkası içinde kalan bir tebessüm belirdi yine yüzünde. Arabası yoktu ki. Zaten kendisi de Sindirella değildi. Gece yarısından sonra Külkedisi de olamazdı. Adama tekrar baktı. Hala dilinde atmosfere gereksizce teyellenmiş yalnızlık, gözlerinde kırmızıya aldanılmışlık vardı. Aslında düşünüldüğünde beyaz ne kadar masumsa o kadar kirliydi. Siyah kötüyü canlandırsa da insanların zihninde bir o kadar iyilik de saklardı içinde. Ve kırmızı şehveti barındırdığı kadar kırılgandı. Kırmızı yaşama isteğiydi, tüm insani duyguların zirvesiydi. Canlı olduğu kadar miskin, arzulu, istekli olduğu kadar çekingendi. Gözlerini gördüğüne inanmaya meyilli serkeş ruhları da aldatırdı. İnsanlardan balon bekleyen bir zihni anlayanları(!) da yanılgıya düşürürdü.
 
Bu sırada barmenin arkasındaki aynadan görüntüsüne bakıyordu kadın. Saçları, dudakları kırmızıydı. Ellerine baktı ojeleri kırmızıydı. Kafasını kaldırıp adama baktı. Adamın gözleri kırmızın bütün tonlarında başroldeydi.
Kadın hiçbir şey demeden oturduğu o bar taburesinden kalktı. Adam:
-Sıkıldınız mı? Nereye gidiyorsunuz? Hem daha adınızı bilmiyorum. dedi.Kadın adama dönüp:
-Balon. Benim adım balon. Hem de kırmızı balon. 
Bardan çıkarken saatine baktı. Gece yarısına geliyordu. "Arabam" dedi. Sonra tekrar güldü kendi kendine ama bu kez büyük bir kahkahayla. Arabası yoktu ki. Sindirella değildi gece yarısından sonra Külkedisi de olamazdı. Yürümeye karar verdi. Belki yoldan bir balon alırdı. Hem de kırmızı. Özgürlüğü ve tutsaklığı, ruhu ve bedenini, duygularını ve aklını aynı anda var eden bir balon, kırmızı bir balon...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 3
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1168
Kayıt tarihi
: 01.08.16
 
 

Atanamamış, edebiyatı seven, kendi halinde bir edebiyat öğretmeni. ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster