Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

11 Şubat '10

 
Kategori
Tarım / Hayvancılık
Okunma Sayısı
1935
 

Kırmızı et fiyatındaki artışın nedenleri

Kırmızı et fiyatındaki artışın nedenleri
 

Son yıllarda, kırmızı et fiyatında meydana gelen artışlar ülkemizde et üretimindeki açığın giderek büyümekte olduğunu göstermektedir. Bazı bölgelerden gelen at ve eşek kesimlerinin yapıldığı haberleri ise et açığını doğrular niteliktedir. Kırmızı et fiyatındaki artış, kişi başına et tüketiminde gelişmiş ülkelerin çok gerisinde olan ülkemizde tamamen bitkisel gıdaları tüketmeye yöneltecek düzeye ulaşmıştır. TBMM’de et ithalatına izin edecek yasa tasarısının görüşülmesi ve olası bir et ithalatının önünün açılması ülke hayvancılığını bir kaosa sürüklenmesine neden olacak bir girişim niteliğindedir.

Et, bitkisel gıdalarda bulunmayan ve insanların mutlaka besinlerle alması gereken esansiyel amino asitlerce zengin bir gıda olup dengeli ve sağlıklı beslenme yanında zekâ gelişimde çok önemli bir işleve sahip bir gıdadır.

Et fiyatlarının yükselmesinin birçok nedeni vardır. Bunların başında özellikle küçükbaş hayvan sayısındaki azalma gelmektedir. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre son sekiz yılda (2000–2008 tarihleri arası) sığır sayısında belirgin bir değişiklik meydana gelmezken (yaklaşık 11 milyon baş), koyun sayısı yüzde 16 azalarak yaklaşık 24 milyon baş ve keçi sayısı da yüzde 22 düzeyinde azalarak 5.6 milyon baş olmuştur. Aynı yıl verilerine göre bu son sekiz yılda kırmızı et üretiminde % 1.3’lük bir azalma meydana gelerek 482.458 ton olmuştur. Kaçak ve kayıt dışı hayvan sayısının yüksek olması kırmızı et fiyatındaki istikrarsızlığın bir diğer önemli sebebidir.

Ülkemizde kaçak ve kayıt dışı et üretiminin yaklaşık yüzde 40 düzeyinde olduğu ileri sürülmektedir. TÜİK 2008 yılı verilerine göre yıllık et üretimimizin yaklaşık 1/3’ ü kadar kırmızı et kaçak ve kayıt dışı olarak kurban bayramında veya adak olarak kesilen hayvanlardan elde edilmektedir. Kaçak ve kayıt dışı hayvan sayısının yüksek olması hayvancılık sektörünü zarara uğratarak hayvancılıkta istikrarsızlığa neden olmaktadır.

Yüksek yem maliyeti ve hayvanlardan gerekli verimin alınamaması et fiyatlarının yükselmesine neden olan diğer bir etmendir. Hayvan besisinde üretim maliyetinin yaklaşık olarak yüzde 70’ni yem giderleri oluşturmaktadır. Bu da yem hammaddelerine meydana gelen fiyat artışının et fiyatlarına yansımasına neden olmaktadır. Özellikle mısır ve soya gibi yem hammaddelerinin çok büyük oranda dışardan ithal ediliyor olması yem maliyeti artışına müdahaleyi zorlaştırmaktadır. Ülkemizde sağlıklı bir hayvancılık politikasının geliştirilmemesi ise et fiyatları dalgalanmalarının bir diğer nedenidir.

Et ithalatı yerine canlı hayvan ithalatı ve mevcut besi hayvancılığı işletmelerinin desteklenmesi kısa vadede ki çözümler olarak uygulanabilir. Ancak uzun vadede ve kalıcı çözüm için, ulusal hayvancılık politikasının geliştirilmesi ve hayata geçirilmesi zorunlu hale gelmiştir. Hayvan kaçakçılığının önlenerek hayvanların kayıt altına alınması hayvancılık sektöründeki istikrarsızlığı ortadan kaldıracaktır. Ayrıca haksız rekabeti ortadan kaldırarak hayvancılığın güçlü bir sektör haline gelmesini sağlayacaktır. Bölge koşulları göz önüne alınarak geliştirtecek hayvancılık modellerinin hayata geçirilmesi ise bölgelerin sosyo-ekonomik kalkınmasını artıracaktır.

Dünyada yaşanan ekonomik kriz genel anlamda üretimin önemini bir kez daha göstermiştir. Küreselleşme politikalarının bütün dünyayı sardığı günümüzde, gıda üretiminin ülkelerin geleceğini belirlemede en büyük güç olacağını göstermektedir. Bu yüzden kendi gıdasını yeterli düzeyde üretebilen ülkelerin dünya geleceğinin belirlenmesinde daha fazla söz sahibi olacağı aşikârdır. Bu öngörüden hareketle, bir tarım ülkesi olarak kabul edilen ülkemizde, bitkisel ve hayvansal üretimde dışa bağımlı olmayan tarım politikalarının bir an önce hayata geçirilmesi zorunlu hale gelmiştir. Yakın geçmişte GDO ürünlerin ithalatında yaşananlar, tarımsal üretimde dışa bağımlılığın bizi nasıl alternatifsiz bir çıkmaza sürükleyebileceğinin bir kanıtı niteliğindedir. Benzer şekilde tütün üretimine getirilen kısıtlamanın Tekel işçileri örneğinde olduğu gibi, tarım ürünlerini işleyen diğer sektörleri ve çalışanlarını nasıl etkilediği ortadadır.

Sonuç olarak, üretim bir ülkenin ekonomik, sosyal kalkınmasında ve refaha ulaşmasında anahtar rol oynayan bir işleve sahip olduğu gerçeğinden hareketle, üretkenliğin ülkelerin gelişmişlik düzeylerini belirleyecek temel unsur olacağı unutulmamalıdır.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 87
Toplam yorum
: 30
Toplam mesaj
: 9
Ort. okunma sayısı
: 2648
Kayıt tarihi
: 02.07.09
 
 

Çukurova Üniversitesi, Ziraat Fakültesi’nden 1997’de mezun oldum. Aynı Üniversitede yüksek lisans ve..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster