Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

28 Eylül '20

 
Kategori
Ruh Sağlığı
Okunma Sayısı
43
 

Kırmızı Oda Dizisi ve Terapi

Bildiğiniz gibi son günlerde Kırmızı Oda dizi ile ilgili konuşmalar aldı başını gitti. İzleyen herkes de büyük bir etki bırakmış olacak ki “terapiye gitmek” ile ilgili cümleler duymaya başladım. Bu tabii ki senelerdir; “insanların kalıp yargılardan sıyrılsın ve rahatça çekinmeden psikoloğa gitsin” isteğimizi destekledi. Fakat bir açıdan da daha büyük bir sorunun kucağına düşüyoruz gibi düşünmeye başladım. (Terapiye karşı oluşan algı) Çünkü evet, dizide işlenen her bir tema çok bizden, yaşamın içinden, gerçekçi… Oyuncularda muazzam tabi, her duyguyu sonuna kadar hissettirdiler. Yankısı da gür oldu hayliyle… Fakat biz televizyon dizilerinin aslında toplumu ne kadar da hızlı ve güçlü bir şekilde değiştirdiğini ve beklentilerini ne kadar etkilediğini de biliyoruz. Özellikle diziden sonra terapi almayı düşünen kişilere birkaç şey söylemek istiyorum;

*Terapi süreci maalesef,  bu kadar hızlı işlemez. Çoğunuz duymuşsunuzdur “elimde sihirli değnek yok ki” cümlesini, uzmanlarınızdan, eğitimlerden. Yanılan varsa iletmek isterim diziler çoğunlukla seyirci için yapılan, mucizevi ve sihirsel yanı olan, zamansal işleyişin gerçekçi verilmediği yerledir. Gerçek terapi, gerçek hayattır. Mesela 20, 32 veya 45 yıldır bir hikayeyle var olan birinin ilk seansta anlaşılıp, ihtiyacının ne olduğu bulunup, sonucunu da eline tutuşturmamız sizce ne kadar mümkün ve inandırıcı? (Dizi bunu yaptı demiyorum, böyle bir algıya sebep olabileceğine karşın iletmek istedim.)

*Öncellikle bu güvenin ilk seansta öyle birden bire olması, yaşanılanların bu kadar hızlı anlatılması, bu kadar hızlı iyi hissedilmesi gerçekçi değildir. Genellikle ilk seans değerlendirme yani kişiyi tanıma seansıdır. (Evet, belki iyi hissetme olabilir, ama bu iyi hissetme istediğin sonuca hemen ulaşmış olmakla değil kendin için bir adım atmış olmakla, dinlendiğini, yargılanmadığını hissetmekle ya da başka bir sebepten de olabilir.)

Özetle dizi çok güzel, oyuncular, hissettirilen duygular, o ilk nefret ettiğimiz insanların içindeki çocuğu izledikçe nefretimizin şefkate dönüşme süreci. Zayıf olduğuna inandığımız insanların derinlerde ne kadar güçlü ve dayanıklı olduğunu fark etmemiz. Ama unutmayalım ki bu bir dizi ve bazı şeyler zaman alır.

*Benim burada özellikle dikkat çekmek istediğim zamanın işleyişinin, kimseyi yanıltmaması. Kullanılan ekole göre ortam, işleyiş değişebilir. Ama hiç bir ekolde zamanın işleyişi, bu kadar hızlı değildir. ,

Uzman Klinik Psikolog Büşra Keleş

mail: busr.keles@gmail.com

Büşran Betül Kaya bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 6
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 106
Kayıt tarihi
: 01.07.20
 
 

Spinoza der ki; “insanın varlığını koruması, yetenekli olduğu şey haline gelebilmesiyle mümkündür.”..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster