Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

04 Şubat '09

 
Kategori
Sağlıklı Yaşam
Okunma Sayısı
13226
 

Kırmızı su, hayatını kurtardı.

Kırmızı su, hayatını kurtardı.
 

ALMAN HELGA, BASTONU İLE GELDİĞİ OTELDEN, BASTONSUZ OLARAK MEMLEKETİNE SIHHATLİ OLARAK DÖNDÜ.


Pamukkale’nin Güney kapısından girdiniz mi, az ötede tılsımlı suyu ile tanınmış bir belde var: ‘ Karahayıt...Yolda yürürken, şurada burada yerden su fışkırtan, sanki patlamış borulardan yayılan sular görürsünüz. Üstelik buharlı buharlı da tüter mübarek. Adım başı yerin derinlerinden su fışkırır. Belediye tamir etse, edemez. Kesmek için suyu kapatamaz.. Nerden kapanır, bilemez. Çünkü, borusu yoktur. Vanası yoktur. Saat koyayım, su şebekesine suyunu karıştırayım dese, haşa, saat dayanmaz, beceremez. Sulama suyu olsun diye depolayayım dese, depo yetmez. Barajlar almaz, gövdesi dayanmaz.

HER YER FOKURDUYOR: Yolda yürürken, ayağınız taşa takılsa da sendeleseniz, takıldığınız yerden buhar tütmeğe başlar hemen. Bu su ‘Kırmızı su’ diye anılır. Ne patlayan boru ne de çatlayan kanal vardır buralarda. Yeraltındaki su kaynağı, neresini yumuşak buluyorsa, oradan boynunu uzatıp, yeryüzüne ulaşıyor. Anlayacağınız kafasına göre takılıyor. Ta, asırlardan beri: Fokur da fokur! Elinizi sokamazsınız suya

HER YER KIRMIZI. Geçtiği yeri demirin pasındaki o renge göre bir güzel boyar. Yıllar boyu, asırlar boyu hem de. Bu suya ne çanak dayanır ne çömlek ne de havuzlar dayanır. Barajlar kurulsa, bu su için, barajların gövdeleri dayanmaz: ‘Akar, yıkar geçer. Taşını, toprağını yakar, suyunu, kirini pasını bir kenara yığar’ Suyun çıkış deliğini tıpalayamazsınız. O zaman da başka yerden patlayarak ortaya çıkar!

BEŞ BİN YILDIR bu kırmızılı su, bu 40 derecelik sıcaklığı ile tüte tüte bitmeyen bu su, asırlardır bu yöreye şifa dağıtıyor. Şunun şurasında insanlarımız akıllanmış. Taşının, toprağının, ak suyun, kara suyun, kırmızı su ve çamurun ne olduğu ne işe yaradığını biliyor artık.

Geniş arazide fing atan bu kırmızı suyun başına bir ‘Tapa, bir tıkaç tıkanmış. Ama, ana vanadan kapatmayınca neye yarar? Ana vanası yok, musluğu yok, borusu yok. Su, kafasına göre nerede yumuşak zemin bulursa, oradan savuşuyor. Kondurmuşlar birer otel, suyunun yüzü suyu hürmetine işletiliyor. Kısacası, herkesin su kaynağı, kendisine. Nereyi kazsan su çıkıyor. Her taraf fokur fokur kaynıyor.

KIRMIZI TURİZM: Burada ‘Kırmızı su’ turizmi doğmuş. Hem yazın, hem kışın. Sahillerdeki otellerimiz, mevsimlerinde turizm yaparlar. Ama, kaplıca niteliğindeki termal nitelikle bu otellerde yaz ve kış turizm yapılıyor. Daha çok bedeni rahatsızlıkları olan hastalar, burada hem suyla terapi yapıyor hem de bir kış gününün sessizliğinde kafasını dinliyor.

Japonlar ve Koreliler, Topluca otellerde tedavi için geliyorlar. Kimisi bastonla, kimisi sandalye ile, kimisi yürütgeçle kimi de koltuk değnekleriyle. geliyor. Belli periyotlardan geçip, sıhhatine kavuşmuş olarak dönüyor. Sokaklarda Kore ve Japon’ca reklamları asılı.

DEĞNEKLERİ BIRAKIP GİTTİ: Bunlardan bir tanesine de Halıcı Otelde rastladık. Alman Helga, belden aşağısı yarı felç. Bu sularda şifa bulmuş olarak sevinçle memleketine dönerken, kapıdan uğurlanıyordu. Sorduk, anlattılar. Resimledik. Doktorları, termal sular tavsiye etmiş. Madam Helga’ da bu Karahayıt köyünü seçerek buraya gelmiş. Giderayak biz de konuşup, uğurladık. Halıcı Otelin Müdürü Ömer Bulut, ‘ Kızcağızı bize ilk geldiğinde, biz taşıdık havuzuna ve odasına. On beşinci gün düzeldi. Zoru belindeydi. Ve şimdi yolcu ediyoruz. Sıhhatine kavuştuğu için ağlamaklı olarak bizden ayrılıyor. Ama büyük bir sevinç yaşıyor. Bizim de gözümüzü yaşarttı diyor: Giderken koltuk değneklerini otele hediye etmiş. ‘ Artık ihtiyacım yok!’ diyor, başka bir şey demiyor Helga’cık. Kırmızı suyun yaptığına bakın. Bir hayat kurtarmış oldu...

BU KIRMIZI, BAŞKA KIRMIZI: Sağlık Bakanlığı, Termal Tesisler Gn. MD. nün raporunda yer alıyor. Ortepedik ve nörolojik durumların rehabilitasyonunda tamamlayıcı tedavisi varmış bu suların. Kalsiyum ihtiyacını da temin ediyormuş. Kırmızı suda bir hikmet var. Beldenin bütün isimleri, kırmızı ile başlıyor. Bir belediyesi hariç bu işte. ‘Kırmızı Karahayıt Belediyesi’ diyecek halleri yok tabi. Ya ne var? Kırmızı su parkı var, Kırmızı su şelaleleri, Kırmızı su havuzları, travertenleri, alışveriş merkezleri. İnsanlarının bile yüzleri capcanlı, kırmız mı kırmızı.

SUDAKİ TILSIM: Bu kırmızı su, böbrek taşı, romatizma siyatik ve kireçlenmeye birebir. Kadın ve deri hastalıkları, bel ve boyun fıtığı, sindirim, mide, bağırsak, karaciğer, safra yolları, diyabet, egzama, metabolizma tedavisinde kullanılmaktadır. Termlal çökerti yani çamuru ise, siğilleri, cilt kırışıklığını yok ediyor. Vücut direncini artırıyor.

HEM EĞLENCE HEM TREAPİ : Her ikisi de bir arada. Kuru kuruya insana hasta muamelesi yapılmıyor burada. Müşteri gibi gelip, havuzunuza muntazam girip, akşamları da şakır şakır göbeğinizi atıp, barda da içkinizi alıp, gecelerinizi değerlendiriyorsunuz. Tedavi ile her akşam değişik eğlenceler, her otelde değişik değişik. Yoksa bu otel odaları, hastane koğuşlarından beter olur.

AKILLANDIK: Karahayıt, eskiden, 3-5 barakası olan, kırmızı suyun başında iki gazinocuğu olan bir yerdi. Gazinolarda kavga oldu mu, millet, bir diğerine taşınırdı. Her akşam birinde kavga çıkardı muhakkak. Gelen geçene suyun şifası anlatılırdı. Birkaç kişi, havuz yapmıştı. O kadar. Pamukkale’yi ayakkabılarla gezerek kararttılar. Giriş parası yoktu. Oteller aldı başını gidiyordu. Şimdi yıkılmış hepsi. Parklar yapılmış. Girişler 20 lira. Kaynaktaki suya gireceksin, ver 20 lira daha. Çok pahalı elbet. Ama buralar tanzim edilmiş. Eskiden su akar akar, Türkler bakar bakardı. Şimdi Türk, istediği zaman suyunu akıtıyor. Kesiyor, bir başka yere akıtıyor. Bakmıyor öyle suyun peşinden. Suyun peşinden gidiyor. ‘Ver bakalım para’diyor, artık.

Deneyimli turizmci Urkay’lar, sağlık terapisini biliyor. İnsanları dinlendiriyorlar. Masaj ve saunaları, kapalı ve açık terapi havuzları var. Geceleri de vur patlasın, çal oynasın geceleri tertipliyorlar. Eğlence ile terapi at başı gidiyor. Yoksa kurtarmaz. Ekmeği yanında, katığı da var anlayacağınız.

BAKANLIK UYARIYOR: Sokaklarda Bakanlığın sağlık uyarıları var.Her yere levha asılmış. Hangi hastalıklara iyi geliyor, birbir sayılıyor. Buldan’ın meşhur iplik boyalarına bile buranın suyu karıştırılıyor. Bir de ipliklere renk ve şifa veriyor. Daha ne olsun?!

<ı>

<ı>RESİMALTLARI: <ı>A- Gecelerde de terapiye devam. Bu işin öncülüğünü Halıcı yapıyor. Yılanlı gösteri ilginç B- Binanın ana girişi burası C- Her taraf sıcak su ve buhar kaynıyor ve tütüyor D- Dansözlerin terapisi vazgeçilmez E- Bu da tedavinin içinde F- Geniş havuzlar sıcak su ile dolu G- Suyu ve basıncını zaptetmek zor. Her yerde suyu toparlayıp kümbet yapmışlar. Su tek yerden fışkırıyor H- P.Kalenin her şeyi şifa.Havuzlarda şifa arayanlar K- Sokaklarda Bakanlığın sağlık uyarısı ve çizelgeleri asılı L- Halıcının da ayrıca su kümbeti var. Altında durulmuyor. 40 derecelik su. M- Travertenlerin suyundan, Buldan iplikleri de boyanmasında kullanılıyor N- Türk hamamı her yerde hakim. O- Halıcı Otel, geniş sahasında iki büyük havuzu var. P- Natürel bir kapı pencere. Süsü olarak kullanılmış Halıcı Otelde R- Havuzlarda turistler, şifa buldukları için memnunlar.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Sevgili Cellek, son yazınızla,zaten gözlemci ve izlemci olan kişiliğinizi bir kere daha ortaya koymuş oldunuz. pek çok zenginliği ile birlikte ,zaten ,yeryüzünün en mükemmel bir kara parçasına sahip olduğumuz ülkemizin gerek yer üstü, gerek yer altı zenginliklerinin, bunlara AÇ, MİDE ve gırtlakların özlemle geviş getirmelerine ve yutkunmalarına neden olduğu ve de olmakta olduğu malum..!Termal sularımızın, sağlık hediye eden kaplıcalarımızın da YAKIN BİR ZAMANDA pazarlanmaya kalkışıldığını görürsek şaşmayalım. Kanuninin sadrazamı Rüstem Paşanın, Hünkârın Bursa ziyareti için,Onun hizmetine sunmak üzere yaptırdığı KAPLICA nın, bir İtalyan-Fransız veya ne bileyim, ne idüğü belirsiz birilerine satılmış olduğuna şahit olursak ne olur..Neler olabileceğini düşünmek bile istemiyorum..... Çocukluğumun ve ilk gençlik yaşlarımın geçtiği BURSA da böyle bir görünüm ne ifade eder..? Çok güzel bir anlatımla tanıttığınız KARAHAYIT'a ve Size başarılar dilerm.

Yücel Aktaş 
 06.02.2009 19:52
Cevap :
Sata sata bir şeyleri kalmadığında, siyasiler kaplıca sularına el atıp satarlarsa şaşmayalım dersin.. Zaten onlara ezelden beri şaşarız da onlar hiç şaşırmazlar. Pişkindirler. Sular satılsa bile , başka yerden fışkırırlar. Su gibi hazinen olsun. Bu termal sular bu bölgede şifada pek yaygın ve etkili tesirleri var. Halıcı Otelin tesisleri bu iş için elverişli. İlgin ve tarihi bilgini paylaştığın için teşekkür ederim.  10.02.2009 17:55
 

Şifalı sular memleketimizde çok. Bundan istifade edemiyoruz. Ancak böyle yayınlarda görüp öğreniyoruz. Bu fırsatı bize veren Milliyet İnternetine de ayrıca teşekkür ederim. Omuz ağrılarım için tarif ettiğiniz yere gideceğim arkadaşımla. Onun da beli ağrıyor. Saymışsınız şu şu hastalıklara iyi geliyor diye. Hemen hemen büütün arızalara iyi geliyormuş dediğiniz gibi. Çok sevindim. Her memlekette değişik şifalı sular var. Amma, hepsisnin ne işe yaradığını bilmemize imkan yok. Doktorlar söylemiyor şuraya git, bu kaplıcaya git diye. Onlar bu şifalı suları bilmiyorlar mı? Bal gibi bilirler. Maksata, cepleri dolsun.Elinize sağlık

Özgür Demir 
 05.02.2009 20:10
Cevap :
Enteresan bir yorumda bulunmuşsunuz. Belki de o doktor, şifalı sulara inanmıyordur. Bu olabilir mi bilmem. Ama benim gördüğüm ve konuştuğum kimseler, bu kentte suların her biri şifalı. En önemli merkez, Karahayıt'ın kendisi. Bu yöreden başka kırmızı suyu olan yok. Yorum ,için teşekkür ederim.  06.02.2009 7:43
 

Yazınız aydınlatıcı olmuş. Bu yöreyi bilmiyordum,öğrendiğim iyi oldu. Bizim hısım ve akrabalara ileterek onlara şifa yönünden yardımcı olacağım. Böyle şifalı sulara onların çok ihtiyaçları var. Elinize sağlık. Yepyeni bir yer tanıttınız. Bizim için tabi. Teşekkürler.

Murat Gözüpek 
 05.02.2009 20:08
Cevap :
Buradaki kırmızı su, bu yöreye mahsus. Biraz aşağısı olan Pamukkalede ise, beyaz kalkerli su var. Onun suyu içilebiliyor. Ama kırmızı su içiliyor mu, onu sormadım. İyi ki hatırlattınız. Bir dahaki sefere gdersem, sorar öğrenirim. Selam ve sevgilerle  06.02.2009 7:45
 

Sağlık turizmi memleketimizde yaygın. Bu yazıdan anlıyorum ki, sağlıklı yaşamın vazgeçilmezleri arasında olan su ile tedavi, eski zamanlardan beri devam edegelmektedir. Başka ülkelerde olmayan şifalı sular ve kaplıcalar, hasta bedenlerce aranmakta ve bulunmaktadır. Türkiyede şifalı kaplıcaların ve suların bir haritası olmalı ki, turistler bu gibi yerlere, eliyle koymuş gibi bulmaları bundan dır her halde.

Murat Gözüpek 
 05.02.2009 20:07
Cevap :
Sağlık turizmi, ülkemizde yeni yeni ön plana çıkıyor. Şifa arayanlar buralara koşuyor. Belirli günlerde kür şeklinde devam edenler de var otellerde. Gittiğim Halıcı Otel, yörenin en eğlenceli kür merkezi. Eğlence ile kür, aynı paralellikte at başı gidiyor. Hep aynı yerde çakılı kalmak, sıkıyor insanı. On beş günlük, aylık kürlerde can sıkıntısı yaşanmamak için, bazı otellerde eğlence var. Onlarla renkli hayat devam ettiriliyor sıkmadan. Valla turistler bu kaplıcaları, bizden de iyi biliyor. Koreden gelenler de var. Yorumunuz için teşekkür ederim.  06.02.2009 7:51
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1616
Toplam yorum
: 3879
Toplam mesaj
: 498
Ort. okunma sayısı
: 862
Kayıt tarihi
: 13.08.06
 
 

Hayatın dikenli yollarından geçmenin  sırrı, aralarından çabuk geçmektir. Ümit, naylon çorap giyd..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster