Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

24 Aralık '09

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
529
 

Kırsal Kesimin Efendileri Metropollerin köleleri oldu!

Kırsal Kesimin Efendileri Metropollerin köleleri oldu!
 

Her şeyi sonuca bakarak değerlendiren bir toplum olmamızdan olsa gerek, yaşadığımız birçok olay karşısında “niye böyle oldu” diye düşünüyoruz. Son günlerde Tekel işçilerinin düştüğü durum ve sonrasında yaşananlar ise olayları sebep-sonuç ilişkisi çerçevesinde değerlendirilemediğimizin tipik bir örneğidir. Tarımda uzun süreden beri uygulanmakta olan yanlış politikalar tarımsal üretimde ciddi azalmalar meydana getirerek kırsal bölgelerden kentlere hızlı göçlerin yaşanmasına neden olmuştur. Yaşanan göçler ve sanayi kuruluşlarında yapılan özelleştirmeler ise istihdam alanı zaten sınırlı olan kentlerde işsizlik oranının hızlıca artmasına neden olmuştur.

Ülkemiz coğrafik yüzölçümünün yaklaşık olarak yüzde 36’ sı tarıma elverişli alanlardan oluşmaktadır. Ancak, sahip olduğu coğrafik konum ve uygun iklim koşulları bakımından bir tarım ülkesi olarak anılan ülkemizde, tarımsal üretime gerekli önem ve desteğin verilmemesi birçok sosyo-ekonomik sorunu beraberinde getirmiştir. Tarımsal alanların verimli bir şekilde kullanılmaması ve üretimi kısıtlama politikaları tarımsal üretimde ciddi azalmalara neden olurken, tarımsal gelirin azalmasına bağlı olarak kırsal bölgelerden kentlere büyük göçlere neden olmuştur.

Ülkelerin sahip oldukları doğal kaynakları doğru bir şekilde kullanmaları onların gelişmelerinde kuşkusuz büyük rol oynamaktadır. Gelişmiş ülkelerin izledikleri tarım politikaları incelendiğinde, bunların tarımsal üretimde verimliliği artırmak suretiyle tarımsal nüfusu azatlıkları ve sanayideki gelişmelerle de yeni istihdam alanları yarattıkları görülmektedir. İzlenen bu politikaların sonucu olarak Avrupa Birliği ülkelerinde yüzde 6-7 düzeyinde olan tarımsal nüfus, ABD’ de yüzde 1-2 seviyesine kadar düşmüş durumdadır. Benzer birçok ülke tarımda verimlilik artışıyla birlikte tarımsal nüfusu diğer sektörlerde istihdam ettirilerek sağlıklı bir geçiş süreci yaşamışlardır.

Ülkemizde ise tarımsal nüfusun son yıllarda ciddi düzeylerde azalarak yaklaşık yüzde 27 seviyesine düştüğü görülmektedir. Ancak bu azalmanın gerek kırsal ve gerekse de kentlerde yarattığı sonuçlara bakıldığında, bu geçiş sürecinin sancılı bir şekilde gerçekleştiği görülmektedir. Tarımsal üretimde istenen verimlilik artışının sağlanamaması, bazı tarım ürünlerinin üretimine kısıtlamaların getirilmesi, kısıtlanan bu ürünlerin yerine alternatif ürün üretiminin sunulmaması ve üreticilere sağlanan destek ve teşviklerin kesilmesi çiftçi ve köylüleri ekonomik olarak zor duruma düşürmüştür. Bütün bu yaşananlar tarım çalışanlarını yaşadıkları yerlerden yavaş yavaş kopmalarına neden olmuştur. Bu kopmalar kırsaldan kentlere doğru hızlı şekilde yaşanan göçlerle kendini göstermiştir. Henüz kent altyapısına bile sahip olmayan birçok şehir aldığı göçlerle birden metropol halini almış, sahip olduğu sınırlı istihdam alanları ise artan nüfusun ihtiyaçlarına cevap verememiştir.

Tarımsal ürünlerde ithalata ağırlık verilmesine bağlı olarak tarımsal üretimin giderek azalması, ülkemizi temel gıda maddeleri de dâhil birçok tarımsal üründe dışa bağımlı bir hale getirmiştir. Özellikle son 15-20 yıl süresince başta tarım sektörü olmak üzere diğer birçok kuruluşta yapılan özelleştirmeler sonucu istihdam alanları giderek azalmıştır. Tarımsal üretimdeki kısıtlamaların bir sonucu olarak kırsaldan kentlere yönelik yaşanan göçler ise bir zamanlar “milletin efendisi” olarak anılan köylülerimizi metropollerin işsizleri veya bir bakıma köleleri yapmıştır. Ülkemiz milli ekonomisinin yaklaşık olarak 1/3’ ünü oluşturduğu tahmin edilen tarım sektöründe yaşanılanların, sebep-sonuç ilişkisi çerçevesinde değerlendirilmesi diğer sektörlerin geleceği ile ilgili sağlıklı öngörülerde bulunulmasına kolaylık sağlayacaktır.

Bir ülkede tarımsal üretim artırılmadan ekonomik kalkınmanın olamayacağı gerçeği göz önünde bulundurularak, tarım çalışanlarının ekonomik kazançlarının artırılarak, yaşam standartlarının yükseltilmesi ülkenin gelişmişliğine katkı sağlayarak sosyal refahı artıracağı unutulmamalıdır.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 87
Toplam yorum
: 30
Toplam mesaj
: 9
Ort. okunma sayısı
: 2634
Kayıt tarihi
: 02.07.09
 
 

Çukurova Üniversitesi, Ziraat Fakültesi’nden 1997’de mezun oldum. Aynı Üniversitede yüksek lisans ve..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster