Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

01 Eylül '14

 
Kategori
Anılar
Okunma Sayısı
119
 

Kış 1956

Kış çetin geçecek besbelli.  Gökten üstümüze dökülen buz zerrecikleri yapışkan, yerler kaygan. İnsanlar duvarlara, parmaklıklara tutunarak yürümekte zorlanıyor, ya elleri Noel hediyeleriyle dolu olanlar...

 Migros’un kamyonları semt semt dolaşıp erzak satadursun, tutmuş kentin ortasında bir de dükkan açmış. Vitrininde irili ufaklı Noel Babalar, önündeki çam ağacı da, girlandlar, şeffaf ve renkli küreciklerle süslü.

Hava erken kararınca kentin meydanlarına kondurulan yüksek Noel ağaçlarından, süslü sokak lambalarından yayılan ışıklar kaygan zemin üzerinde ve uçuşan buz zerreciklerinde yansıyor.  Noel’e yaklaşıyoruz, okullar tatil, üniversitede sömestr arası.

Sıcacık evime kavuşup, radyo başında haberleri beklerken, spiker  ‘3. bip’te saat tam 18.59 dakika 59 saniye olacak ‘bip, bip, bip’. İsviçreli’nin, kol saati, cep saati, duvar saati Radyo Sottens  vericisine ayarlı. Bir saniye şaşmışsa eğer, içi rahat değildir. İstisnasız hayatın bütün alanlarında aranılan yüksek meziyet, dakikasında, pardon saniyesinde yerinde olmaktan, yani iyi bir İsviçreli olmaktan geçiyor.

Bir yabancı için en sıkıntılı geçen günler Noel’le Yılbaşı arası. 1956’nın gelişi konfeti, çukulata, şampanya ile  kutlandıkdan sonra, bir sabah kalktım, baktım ki karşımdaki göl tütüyor. Gözlerimi oğuşturup tekrar tekrar bakınca emin oldum. Gerçekten de göl hafif hafif tütmekteydi. Sonra tekrar bakarım diyerek, kahvaltımı hazırlarken Radyo Sottens hava ısısı -30’a kadar düştü, dikkatli olun diyordu. Dışarısı yakıcı soğuk, koskoca  Neuchatel gölü de buram buram tütmekte. Birkaç gün sonra duman kesildi, göl buz tutmuştu. Sahile ulaşamayan su kuşları buzlar arasında sıkışarak telef olmuşlar, kuğuları kurtarmaya çıkan ‘Yeti’ kıyafetli  görevliler de zor durumda... 1956 kışı sanırım bütün Avrupayı kasıp kavurdu. İtalyadaki zeytinlikler, Fransa’nın güneyindeki zeytinlikler hepten donmuş, yakıcı soğuk bağları da vurmuştu.

Bize gelince, Türkiye’den gönderilen gazetelerin başsayfalarındaki resimlere bakıp, yazılarını okuyunca pek şaşmıyorum. Marmara’ya doğru seyreden buzparçalarının üzerinde, sanki Kuzey Kutbunu keşfedercesine bayrak açan Türk gençleri var. Üzerine bindikleri nesnenin eriyici olduğunu farkedinceye kadar iyi,  hoş da, daha Kız Kulesine varamadan feryat başlıyor ‘İmdat, imdat, kurtarın bizi’!

 

Dünyanın dört bir yanından, değişik kültür ve yetişişteki öğrencilerin Neuchâtel’de buluşmaları kente farklı bir canlılık ve çeşitlilik getiriyor. Otuzu aşkın ülkenin öğrencileri Üniversiteye yada  Ticaret Okuluna kayıtlı, Neuchatel’de, biz Türk öğrenciler  8-10 kadarız. Bir de yabancı öğrencilerin tümünü kapsayan cemiyet var (USİ), bendeniz kısa bir dönem için başkan seçilmiştim. Faaliyetleri dayanışma, yardımlaşma, konferanslar düzenlemek ve, en revaçta olanı, perşembe akşamları  USİ’nin müzik ve danslı ortamında üyelerini buluşturması. Orkestrada üç Belçikalı, şişmanı pyanoda, kavruk sesiyle yer yer melodiye katılıyor, ötekiler batrist ve gitarcı. Danslar genelikle o dönemin modası, vals, rumba, tango...               

 

Neuchatel’de ilginç olay olmaz derken, birden 250 kişilik bir akım geldi İstanbul’dan. Bunlar ‘Réarmement Moral’ (Manevi Silahlanma). Üç tane umdeleri var, üçü de âfaki. Başkan benim ya, beni buldular. Türkiye’den çok, ama çok memnun kalmışlar, Başbakan Menderes bizzat onlarla meşgul olmuş ve ‘Manevi Silahlanma’ örgütüyle dayanışma içindeymiş... komünizm tehlikesine karşı.  Biz öğrencilerden istedikleri, Japonya öğrenci sendikaları başkanıyla arkadaşlık kurmamız, bir de USİ’nin perşembe akşamı müzikli toplantısına katılıp izlemeleri. Benimle akran Japon öğrenciyle tanıştık. Düzgün fransızcasıyla Japonya’da 4 milyon üyesi olduğunu ve, maneviyatı güçlendirerek,  komünizm tehlikesine karşı koyduklarını anlatıyor. Güzel ama ne ilgisi var, İsviçre kapitalist ülke, solun uncundaki parti POP. POP’cuların yaşamları zor, iş bile bulamazlar!

‘Manevi Silahlanma’ örgütü, USİ’nin perşembe akşamı toplantısına  3-5 kişiyle geldi. Salonun bir köşesine yerleştik. Onların sıgarayla, içklyle başları hoş değil, bunlar maneviyata, sağlığa zararlı nesneler, onun için gazoz ikram ettik. Bir süre tatlı melodiler eşliğinde dans edilen, arkadaşlık edilen, salonun eğlenceli havasını gördükten sonra ‘Yukarıya çıksak, daha sakin’ dediler. Çıktık, ama burada da içki içiliyor. Masaların üzerinde bira, çerez olarak küçük tabaklarda fıstık ve kapağına raks eden Çingene kızı resmedilmis ‘Gitane’ marka sigara paketleri var. Bu kadarıyla yetinmiş olmalılar ki, az sonra memnuniyetsizliklerini saklamaya çalışarak, izin isteyip ayrıldılar.

Oysa, USİ’nin perşembe toplantılarına arada davetlilerin katılması olağan. Bir kez Türk dostu arkadaşım Andre Wyss, beraberinde bir Amerikan vatandaşıyla gelmişti, tanıştık adı Samuel’den kısaltılmış Sam. Oldukca yaşlı, beyaz sakallı, gün görmüş birine benziyor. Dikkatimi çekti bu yaşlı adam, hissettirmeden izliyordum. Birdenbire kendini içinde bulduğu bu öğrencilik ruhunun, bu gençlik havasının içinde ona da yer var mıydı. Öyle görünüyor, belki de bu ortam ona kendi gençlik anılarını hatırlatıyor, kısa bir özlem! Ayrılırken, yanıma gelip beni doğrulamasın mı  ‘Adeta gençliğimi yaşattınız bana’ dedi ‘Ayrıca, o kadar farklı ülkeden gelen öğrencilerin böylesine ahenk içinde olabildiklerine hiç şahit olmamıştım, çok şanslısınız’.

Gençliğin yaşam tarzı üzerinde, yaşlı  Amerikalıyla, katı ‘Manevi Silahlanma’ örgütü arasındaki büyük görüş farkı, ne tezat.

Neuchatel’i terk etmeden, ‘Manevi Silahlanma’ örgütü, önce bir yemek ziyafeti bir de tiyatro gösterisi  verecek. Büyük bir salonun ortasında ‘U’ şeklinde masalar kurulmuş, 200’ü aşkın davetli var. Yerim başköşede, sağımda bir görevli, solumda da 4 milyon üyeli öğrenci cemiyetinin başkanı Japonyalı genç. Yemekte konuşulmuyor, fısıldaşmalar var. Sağımdaki görevli kulağıma eğildi ‘Bakın, bakın şu sol uçta masanın dibinde oturan zat, kimdir biliyor musunuz?’ Adını kulağıma fısıldadı ‘Almanya’da önemli bir Landerde  Komünist Partisi’nin başkanıydı, bizlerle tanıştıktan sonra, komünizmi reddederek örgütümüze katıldı’. Bakıyorum epey uzakta, ama giysisi eskimişe benziyor ve sanki üç gün aç kalmışcasına önündeki tabağa kapanmış, atıştırmakla meşgul. Bana öyle geliyor ki aç kalmaktansa bunları tercih etmiş olmalı... çünkü 1956’da, Almanya’nın dört bölgesi de işgâl altında. Mesela, Amerikan bölgesinde komünistllkle uğraşırsanız başınız belâdan kurtulmaz, doğal. Herhalde adamın canına tak etti ve çareyi bunlara katılmakta buldu.

Tiyatro gösterisi hemen ertesi günü, şehirin merkezındeki  eski binada, tahta zemin ve tahta sahneli salonunda. Bizler 10-15 seyirciyle katıldık, salonun yarısı boş. Sahnede kadınlı erkekli,  ‘paramiliter’ giyimli oyuncular ‘rap,rap, rap’ ayaklarını vurup, toz çıkartarak, ingilizce marşlar eşliğinde bir yandan o yana gidip geliyorlar. Ve arada üçü beşi, diğer bir üçü beşin karşısına geçip münakaşa ediyorlarmış gibi yapıyorlar. Bir saati aşkın bir eziyetten sonra temiz havaya kavuşup dağılıyoruz.

Gazeteler ‘Manevi Silahlanma’ örgütünün, Japonya’dan başlayan ülkeler turunu Neuchatel’de tamamlayıp, Caux’da kendi ‘üsleri’ bulunan şatoya çekildiklerini duyurdu. Caux, Montrö’nün yamacında, muhteşem manzaralı bir belde, Leman gölüne nazır ve karşısında Alplerin görkemli tepesi ‘Mont-Blanc’, adı gibi yaz-kış güneşin parlattığı buzullar ve benbeyaz  karla kaplı.

 

O günlerde, ‘Mac Carthy’ism devrede...  ABD içindeki komünistler, bir bir cımbızla ayıklanırken, Rusya’nın SSCB (Soviyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği) yoluyla komünizmin Güney Asya’ya ve Batı’ya yayılmasına engel aranıyor. Çareyi dini inançlara bağlılığı devreye sokup desteklemekte buldular1). Orta Doğu’dan Hindiçini’ye, Endonezya’ya uzanan bir ‘Yeşil Hat’ oluşturuldu. Amansız iç savaşların, günümüzde başgösteren din kisvesi altında yeşeren terör örgütlerinin İslamı kulanarak hükmeden yönetimlerin çekirdeği o yıllarda atıldı.

 

1)      Bu hizmetle yükümlendirilen teşkilatlardan  önemli bir örgüttür ‘Manevi Silahlanma’. Menşe-i 1938’de Amerikalı papaz Frank Buchman’nın ‘Rearmement moral’ (Manevi Silahlanma) örgütünden türemiş.

 

 

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 48
Toplam yorum
: 16
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 463
Kayıt tarihi
: 02.04.09
 
 

10 Şubat 1931'de Ankara'da dogdum. Ilk, orta ve liseyi "Galatasaray" Lisesinde tamamladim. Isviçre, ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster