Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

24 Ocak '19

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
47
 

Kış Günü...

Kış... Bu yıl kış çok erken geldi, çetin geçti, geçiyor...

İstanbul’un batı yakası dondurucu soğuklara gebeydi; kuruydu ve yağışlıydı, ıslaktı.

İstanbul’un semt semt alçak ve geniş caddelerinin çeperlerinde yapış yapış çamur, kar ve buzdan donmuş tozlar vardı.

Cihangir İstiklal Caddesi, alçak tavanlı önü modern yazılı branda yağmurluklu kuruyemiş satan dükkanın önünde açık güneşli bir cumartesi gününün bol yağmur yağışlı kış akşamı saat 20.00 sularında oluk oluk yağan bulanık yağmur, olanca gücüyle bana mısın demeden bostan yutmuş korkuluk gibi iğreti ve manasız duran benim önümden uzayıp giden kaldırımları, hızla hızlı dövüyor, cadde üzerinden geçen motorlu araçları sele boğuyordu.

Kelimelerin çok özel dünyasına burun kıvıran güzellikteki bu muhteşem doğa olayı yağmur, tek hakimiydi her renkten bezeli gecenin.

Yağmurdan korunaklı brandası altında yağan şiddetli yağmuru, telaşla geçen insanları, geçmişi, bugünü ve yarını hafıza kaydına aldığım kuruyemiş dükkanı, akşamın erken saatlerinde olmamıza rağmen müşterilerine kapalıydı. İçerisi karanlıktı. Semtte yeri döven korkunç yağmur ve şimşekten çatırdayan sersemletici göğün altında işyerleri, devasa yükseklikte rezidanslar, sıra sıra oteller, restoranlar, tarihi ve mimari yapılar ve kaldırımlar üzerindeki lambaların ışıkları henüz yanmıştı. Hepsi de renklerin birbirine karıştığı açık-koyu gri göğün altında cılız ve sönük görünüyorlardı.

Salih bey geldi, kuruyemiş dükkanından içeri girdi, lambayı yaktı, üzerinde paltosuyla ızgara sobanın yanına çöktü. Ben ellerimde tatlı bir üşümeyle izliyordum. “ of, canım benim, çok fazla yağmur, sel, felaket! her taraf su. Ayaklarım sanki nehir üzerinde yürümüş gibi buz kesti. Buraya gelirken neredeyse iki gözüm iki çeşme ağlıyordum. Çok soğuk, ayaklarım o kadar acıdılar. Bana dönüp neden karanlıkta duruyordun öyle, diye sordu. Belirli bir nedeni olmadığını ve bilmediğimi söyledim. Salih bey bir sürü zırva, alakasız şeyler söylüyordu, orada değildim ama biliyordum. Dışarıya çıktım ve ajandama sıralı şu küçük notları yazdım: Sevgi dolu heyecanım, zirveye çıkan olağanüstü enerjim, aptal ve kendini nereye konumlandıracağını bilmeyen cahil yeteneklerim; memurunu yok yere azarlayan şapşal bir amirin deli kızgınlığı içinde doymak bilmeyen bir hayvan gibi akşamın uzayıp giden altın ışıkları arasında, sıcaklığı, tozu, kiri, ıslaklığı içinde olgunlaşmış, bayram şenliğinde bir karnavala dönüşmüştü... Daha sonra beni kendisini beklediğim yerden almaya gelen sevgili kız arkadaşımla birlikte dinen yağmurun yarattığı sakinlik havasında motorlu taşıtların yağmur suyunun ıslattığı belli belirsiz güzel gölge öbekleri arasında göze çarpan çamurdan tozlanmış çarpık çurpuk tekerlek izleri önünde bindiğimiz güneş sarısı renkteki otomobille, enlemesine dar, boylu boyunca uzayıp giden caddelerde karanlığın içlerine  doğru sırra kadem bastık. Gerçekten de hiç unutulmaz ve unutmayacağım çok özel ve harika bir kış günü gecesiydi... O inanılmaz güzellikteki muhteşem geceye ve siz saygıdeğer okuyuculara çok teşekkür ederim.

Kerim Korkut bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 116
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 107
Kayıt tarihi
: 20.02.17
 
 

Eğitim Durumu Halkla İlişkiler Yüksek Lisansı İsletme Fakültesi Sosyoloji Bölümü Gazeteci ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster