Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

04 Mart '11

 
Kategori
Dünya
Okunma Sayısı
837
 

Kısa sömürge tarihi

Kısa sömürge tarihi
 

Aynı okula gidiyorlardı.. Kenan; şişman, hafif tıknaz, koca kafalı, küflenmiş beyaz peynirimsi yağlı ve parlak bir cilt rengine sahipti ve yanakları sarkık, karakter olarak da tip olarak andırdığı buldok köpekleri gibi vahşi ve agresifti.. Her bu tipin temsilcisi gibi derslerinde pek başarılı değildi ve ailesi tarafından da haklı olarak bir beklenti içerisindeydi..

Burhan; sıska, göbeği göğsünden daha içerde, avurtları çökük, esmer ve çevik bir çocuktu, cömertti ve "ensesine vur ekmeğini al"' denilebilecek kadar da masumdu.. Derslerinde başarılıydı.. Bunun yanında okul haricinde de çalışırdı.. Hatta o kadar çalışkandı ki "ulan ben okul dışında boyadır, simittir koşturup duruyorum yoruluyorum, pestilim çıkıyor" diye hiç yakınmaz, bir de okulun kantininde de gönüllü olarak teneffüs aralarında çalışırdı.. Zil çalar çalmaz dükkanını açmak zorunda olan bir esnaf titizliği ve acelesiyle sınıftan ilk o fırlar, tavuk bacağı gibi parmaklarıyla kantinin kilidini açar, hem müşterileri hem de meslektaşları olan öğrencileri beklerdi..

Kenan'ın babasının oto galerisi vardı ve okulda maddi durumu en iyi olan öğrenciydi.. Lakin o, bununla da yetinmez okuldan arta kalan zamanlarında gariban ve sefil bulduğu öğrencilerden de haraç toplardı.. Vermeyenlere ise ağır cezalarla birlikte bir de haciz uygulardı.. Parası olmayanın kalemliğine el koymak gibi... Direnenlere ise akla hayale gelmeyecek psikolojik baskılar uygulardı.. Bu, kimi zaman çin işkencetörlerini bile kıskandıracak boyuta ulaşırdı.. Kenan, kendisine direnen bir asiyi, kimi zaman arkasına "ben eşşeğim" yazılı kağıdı yapıştırarak teneffüslerde madara eder, kimi zaman da derse kalkış anını kollar ve oturacağı yere diklemesine kalem silgi vs koyarak direnişçinin direncini kırmaya çalışırdı..

Burhan'ın ise Kenan'a nazaran daha sade bir hayatı vardı.. Hatta ne sadesi lan, Kenan'ın hayatının yanında Burhan'ın ki devede kulak kalırdı.. Ne onu koruyacak bir babası vardı ne de halen sağ olan annesinin gücü kuvveti vardı.. Burhan tek başınaydı neredeyse hayatta.. Ve onun gibi, tıpki ona benzeyen kardeşlerine de bakmak zorundaydı.. Kardeşleri henüz çalışamayacak kadar küçük ve zayıflardı.. 

O gün hava her günkinden biraz daha güzeldi.. Burhan, kardeşlerine bir jest yapmak istemiş ama kardeşleri jest ne demek daha onu bile bilmedikleri için bu isteğinden vazgeçmişti.. Bir başına çıktı ve kendisini yollara vurdu.. Amaçsızca gezinecekti.. Zira bugünü kendisine ayırmıştı, kardeşleri jest ne demek bilmedikleri için.. İlk önce, "gidip 1 milyonluk çekirdek aliyim de çıtlata çıtlata gezerim" dedi kendi kendine.. Çerezciye girdi, bir milyonluk çerezini aldı ve aynı istikamette nereye dahi gittiğini bilmeden, kese kağıdına parmaklarını daldıra daldıra yürümeye başladı..

Kenan için o günün diğer günlerden hiçbir farkı yoktu.. Her tatilde olduğu gibi öğlen ezanı okunurken kalktı.. Yatakta bir iki kükredi, böğürdü ve homurdana homurdana gidip yüzünü yıkadı.. Ailesi erkenden kahvaltıyı yapıp sofrayı da topladıklarından, sinirle, söve söve birşeyler hazırladı. Midede töbe bir santim yer kalmayacak şekilde yedi, geğirdi, suyunu içti ve kendisini sokağa attı.. Yapacak bir şey yoktu.. "Bari çarşıya doğru iniyim de iki karı kız falan görürüm, gözüm gönlüm açılır" fikr-i zaruriyetiyle çarşıya doğru seğirtti.. Bir dükkana girdi ve 5 milyonluk "elit karışık çerez" aldı.. Gah fındıkları dişiyle kırarak, gah bademleri tıklatarak aşağıya doğru yürümeye başladı..

Burhan, ansızın omzuna atılan bulaşık süngeri kadar yumuşak bu eli, önce bir bayan eli sandı.. Umut ve sevinç karışımı bir duygu yoğunluğuyla arkasını dönmesiyle, aynı duyguların simetriye göre tersi duygularla kafasını tekrar önüne döndürmesi bir oldu.. Evet yanlış tahmin etmediniz.. Bu Kenan'ın elleriydi.. Dolgun parmaklarını, Burhan'ın 3te 2si tüketilmiş 1 milyonluk çekirdek dolu kesesine doğru daldırdı ve "nabiyon lan şerefsiz, sen çalışmıyon mu ne işin var çarşıda, yoksa karı kız ayakları mı lan?" diyerek pişkin pişkin sırıttı.. Burhan oralı bile olmadı.. Bundan daha fazla tahrik olan Kenan, Burhan'ın çekirdek dolu kesesini kaptığı gibi koşmaya başladı ve "yakala, sana benim karışık çerezlerin hepsini vereceeeğğmm" diye bağırdı.. Burhan koşmasına bile gerek kalmadan Kenan'ı yakaladı.. Zira Kenan'ın koşması, Burhan'ın tuvaletini yaptıktan sonra donunu çekmesinden daha ağır bir eylemdi.. Burhan, "Kenan hiç şakanın sırası değil, ver çekirdeklerimi de gideyim. Hem bak sende daha pahalısı ve kalitelisi var, napacan benim kötü çekirdeklerimi?" diye yalvarır gözlerle baktı Kenan'a.. Kenan'ın gülen suratı bir anda gerildi ve "vermezsem naparsın lan, vermezsem naparsın ibnee??" diye tahrik dolu sözlerine devam etti.. Burhan, Kenan'a asla gücü yetmeyeceğini biliyordu ve hiç şansını zorlamadı.. "Tamam lan tamam, lanet olsun, al senin olsun çekirdeklerde, yeter ki bana bulaşma" dercesine arkasını döndü ve yürümeye başladı..

Kendini yerde bulmasıyla, gözünün önüne mıh gibi saplanan kan damlalarını görmesi bir oldu.. Burhan, sessizce yürüyüp yoluna devam ederken, Kenan arkasından çelme takmış ve o hızla Burhan'ı yere kapaklamıştı.. "Nereye kaçıyon lan korkak, para ver bana, bilirim kirli çıkınsın sen, çalışıyon anasını satiyim, neler vardır şimdi sende dökül bakalım!" diye Burhan'ı kapaklandığı yerde sarsmaya devam etti.. Burhan yine sesini çıkarmadı ve cebini ters düz edip buruşmuş bir 5 liralık çıkarıp Kenan'ın eline tutuşturdu ve, "tamam n'olur şimdi beni rahat bırak" diye ağlamaklı bir şekilde Kenan'dan izin istedi.. Kenan'ın gözü bu arada Burhan'ın geçen hafta kazandıklarıyla aldığı son sistem spor ayakkabılarına takılmıştı.. Olsun, kendi ayağına olmasa da kardeşlerinden birine verirdi.. Zorla Burhan'ın ayaklarına doğru kapandı ve çelimsiz bacakları kavradığı gibi çekiştirmeye başladı.. Burhan'ın ne ağlamaları ne bağırtısı fayda etmiyordu.. Ve sonunda, dalından elma koparır gibi o sıska ayaklardan spor ayakkabıları söktü, aldı Kenan.. Burhan'ın yere düşerken ileriye fırlayan şapkasını da koltuğunun altına alıp, çekirdek çerezini karışık çerezine ilave ederek ordan uzaklaştı..

Burhan'ın elinde hiçbirşey kalmamıştı.. O an sahip olduğu ve kendisine yeten, az da olsa mutlu olmasına sebep olan birkaç parça eşyasını ve gıdasını kaybettiği için içerledi.. Yavaşça ayağa kalktı.. "Lanet olsun bu hayata! Her önüme gelen Kenan'a kaptıracaksam ben niye çalışıyorum, niye kazanıyorum lan?!"' diyerek bir daha çalışmayacağına, açlıktan, sefaletten ölse bile ailesi için hiçbir çaba göstermeyeceğine yemin ederek ordan uzaklaştı..

Ondan sonraki günler, kantinde görev yapan ve karşılığında tek kuruş almayan Burhan'ın, günlük kendi hakkı olan kola ve simiti de Kenan'a ücretsiz olarak vermeye başlamasıyla devam etti... 

NAİM KAYA

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 16
Toplam yorum
: 4
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 374
Kayıt tarihi
: 11.12.10
 
 

13 Şubat'ı Sevgililer Günü'ne bağlayan gece Adana'da Dünya'ya burnumu soktum. 2008'den itibaren S..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster