Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

21 Temmuz '07

 
Kategori
Dilbilim
Okunma Sayısı
504
 

Kişiliğin aynası: Dil

Kuşluk vaktiydi. Lokantanın terasındaki bir masada masmavi, çarşaf gibi denize karşı oturuyordum. Hemen önümdeki çiçeklikten gül ile reyhan kokusu geliyordu burnuma. Tavşankanı çayımı yudumlarken, dalmıştım elimdeki gazetenin bir köşe yazısına.

Birisi bana seslenince, okumayı bırakıp gözlüğünün üstünden baktım. “ Bir nüfus cüzdanı buldum, ” diyerek bana doğru geliyordu. Ben de “Üstünde adı yazmıyor mu” dedim. “Ulan, salak! Kimlik olur da üstünde adamın adı yazmaz mı hiç” yanıtını verdi. Ölür müsün, öldürür müsün? “Git, oğlum, işine. Seninle uğraşacak ne halim var ne de zamanım, ” dedikten sonra gömüldüm tekrar gazeteme. O da sessizce çekip gitti.

Okuduğum makaleden hiçbir şey anlamıyordum. Takmıştım bir kez o adamın lafına. Gazeteyi masaya bıraktım ve düşünmeye başladım. O benim ne demek istediğimi anlamamıştı, belki de kendisiyle dalga geçtiğimi düşünmüştü. Yoksa durduk yerde “Ulan, salak! Kimlik olur da üstünde adamın adı yazmaz mı, ” diye neden desin ki?

Bu sözlerin sahibi, tanıdığım ama sıkı fıkı olmadığım ayrıca öğrenim görmemiş birisiydi. Ağzından çıkıvermişti büyük bir olasılıkla “Ulan, salak!” cümlesi. Art niyetle söylemiş olabileceğine hâlâ inanmıyorum. Bu, onun iyi eğitilememesinden, kiminle, nerede, nasıl konuşulacağını bilememesinden kaynaklanıyordu. Onun için pek fazla kızmadım. Ama o ve ona benzer kişilerin ağızlarından çıkan sözleri kulakları neden duymuyor acaba sorusuydu beni gazetemden uzaklaştıran.

Konuşmak, iletişim kurmak içindir ve insana özgü bir melekedir. Bir atasözümüz de bunu “ İnsanlar konuşa konuşa, hayvanlar da koklaşa koklaşa anlaşır, ” sözleriyle ne güzel anlatır. Ancak toplumda yaşamanın nasıl kuralları varsa, konuşmanın da kuralları vardır. Ne yazık ki son zamanlarda kurallarına uyarak konuşan insan sayısında büyük bir düşüş gözlüyorum. Konuşan kişinin, muhatabı ile olan samimiyetini ve onun toplumsal statüsünü göz önünde bulundurması ayrıca söyleyeceği sözün yer ve zamana uygun olup olmadığına da dikkat etmesi gerekmektedir. Söylenen sözden ziyade, onun karşı tarafta yapacağı etki çok önemlidir. Bu da yer, zaman ve kişilere göre değişir. Karşı tarafa söylenecek bir “Canım” lafı, muhatabı tarafından “Canın çıksın” diye anlaşılırsa, bu sözün ne kıymeti kalır ki? Bir insana “Ağzından çıkanı, kulağın duysun, ” derler. Ama konuşurken insanımızın çoğu, sağır nedense.

Bir kimliğin üzerinde, sahibinin adının yazılı olup olmadığını herkes çok iyi bilir. “Kimlikte adı yazmıyor mu” cümlesinin anlamı, kimlik kiminmiş demektir. Ama o bunu anlayamadı ve ağzından yukarıdaki sözler dökülüverdi.


Dilde her şey açıkça söylenmeyebilir. Bunu anlamak da sözün muhatabına bırakılır: Örneğin büyük bir alışveriş merkezinde, üzerinde “Sizi kameraya alıyoruz, lütfen gülümseyin, ” yazılı bir pankart asılmış olsun. İşletme sahibi kibarca bir uyarı yazısı astırmıştır işyerine. Şimdi salak salak sağa sola bakıp gülümseyecek miyiz? Bu cümlenin anlamı ise “ Gözetleniyorsunuz, sakın bir şeyler çalmayın yoksa yakalanırsınız, ” demektir.

Bu kadarını anlamayanlar da gülümseyerek, sağına soluna bakınıp duracaktır. Hata kimde acaba? Eğitemeyende mi yok eğitilemeyende mi?

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Söyleyişi elbette doğru bulmadım ama kurduğunuz tümce de derin anlam pek de dediğiniz gibi değil bence, kimlikte ad arayarak anlamca aykırı bir durum oluşturmuş oluyorsunuz. Karşınızdaki de fırsattan istifade edip terbiyesizlik ediyor. Yani mağazadaki durumdan farklı, orda sezdirim var çünkü. Üzülmeyiniz, kötü söz sahibinindir.

I-sun 
 22.07.2007 0:05
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 95
Toplam yorum
: 70
Toplam mesaj
: 21
Ort. okunma sayısı
: 1592
Kayıt tarihi
: 12.06.07
 
 

Emekli öğretim görevlisi, çevirmen, öykü yazarı, kültür ve düşün dergisi Gerçemek'in sahibi ve ge..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster