Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

16 Eylül '16

 
Kategori
Öykü
Okunma Sayısı
41
 

Kısır döngü

 

Başımızın üstünde çığlık çığlığa dönüp duran martılar insansı yetilere sahip olsalardı ,kuş bakışı gördükleri biz iki kadının neşe dolu olduğumuzu zannedebilirlerdi.

Boğazı tüm güzelliğiyle gözler önüne seren teras kafenin balkonunda yazdan kalma son günleri kaçırmak istemeyen iki kardeş kahvelerimizi içiyorduk. Sinemada izlediğimiz filmin kendimizce eleştirisini yapıyor ve komik sahnelerini anıp tekrar tekrar gülüyorduk ablamla. ..Benimkisi zorlama sayılabilecek gülüşlerdi… Boğazdan gemiler geçiyordu,aklımdan “O”…Süslü demir korkuluklara martılar konuyordu , kovamadığım hayali yüzünden çimdiklenen yüreğime yine “O”…

Elimde olmadan parmak hesabı yaptım yine..Sol elimin baş parmağı 20 Şubat oldu , yanındaki 20 Mart, sonraki 20 Nisan ... Onunla birbirimize öfkelenip kim bilir yine kaçıncı kez hoşça kal dediğimizde aylardan ocaktı. Ocağın 20'si..Kendi kendime söylememe kararı aldığım sözlerin tümünü söylediğim(Söyleyene mi söyletene mi bakmalıydı ? ) , bedenimden çok ruhumu üşüten o soğuk gün. .

Temsil ettiği ayı artık iyice ezberlemiş olmalıydı her özleyişte saymaya kendisinden başladığım baş parmağım. Sol eldekiler tükenince diğer elime geldi sıra.. Sekizinci .parmağa sen 20 Eylül'sün dedim içimden. Dokuzuncuya ve onuncuya hiç sıra gelmemesini diledim. Hiç sıra gelmemesini ve dostça da olsa halimin hatırımın sorulmasını diledim.

Önceki ayrılışların ardından ayları saymama gerek olmamıştı oysa...İlkinde 2 gün , ikincisinde 1 hafta ,sonrakinde yalnız geçen iki buçuk ayın ardından tüm kırıcı sözleri unuttuğumuzu sanıp,aslında bir sonraki küskünlüğe dek erteleyip birbirimize
koştuk. ..Her geri dönüşte dersler aldığımızı zannettik. ..

 "Efendim?İçtikten sonra falıma mı bakacaksın abla?Olmaz ki öyle fal,her şeyimi biliyorsun zaten.İlahi !!”

Her şeyi bildiği yoktu…Ablama gerçek duygularımı anlatmayı bırakalı aylar olmuştu.Şimdi duygularımı sorgulamak maksadına fal bakma süsü vermesine izin vermeyecektim….

Ağır bir yük gibidir hüznünü gizlemek ,neşe maskesi takmak…Ablama göre benim kocaman yüreğimi hak etmeyen küçük yürekli bir adamdı beklediğim…Kalbimi kırıp sonra da geri dönmesine izin verdiğim için ben bir ahmaktım onun gözünde..Kuş kafalısın..Ah ben olacaktım ki senin yerinde diyordu.Çocukken de ne istediğini bilmezdi o adam…Yarı deliydi..Neerden çıkmışmış koca şehirde karşıma?.Küse barışa üç sene geçmiş.Benim gibi aklı başında bir kadın nasıl olur da böyle saf olurmuş?…Nesli tükenmişmiş benim gibilerin….Dört yıl evli kalıp ayrıldığım kocamın kıymetini bilseymişim şimdi çoktan boy boy çocuklarım olurmuş….Bari bundan sonra gözümü açsaymışım…Ne zaman teyze olacakmış…Falan filan demişti aylar önce son kez konusu açıldığında….

“Birer de dondurma mı yesek ne dersin ablişko? Anladım ,anladım …doğru…sen kahvenin üstüne istemezsin…Bugünkü tatlı limitini de aşmış olursun demek…iyi tamam ben de yemeyeyim…Soda mı? Olur..Garson bey bakar mısınız ? “

Bunu ona söylemeyeceğim.Onu hâlâ özlediğimi bilmeyecek...

Anadolu Kavağı’na ,Beykoz’a yolcu taşıyan vapurlar ilerliyor karşı kıyıya…Yoros Tepesindeki salaş kafede buluşmuştuk ilk…”Seni benden beni senden gizlemiş olmalılar.”demişti.”Ama bak yıllar sonra nasıl da bulduk birbirimizi bu koca şehirde.”
Çocukluğumuz ve gençlik yıllarımız boyunca nasıl olup da yollarımızın hiç kesişmeden o küçük taşra kentinde yaşayıp gittiğimize hayret etmiştik de hiç hayıflanmamıştık.Demek ki böyle olması gerekiyormuş demiştik.

Onunla aynı topraklarda büyümüş olmak ,küçük zaman dilimi farklarıyla aynı okullarda okumuşluğumuz ,birbirimizden habersiz aynı kaldırım taşlarını arşınlamışlığımız ,hayatımızda izler bırakan ortak insanların varlığı , bu milyonluk şehrin havasını solurken bana güç veriyor…

Güç veriyor –du….
Şimdi bile güç veriyor.
Ne aptalım…
Sekiz ay …
Elbet başka birileri girmiştir hayatına…
Birileri aklını çelmiştir…
Ne aptalım…
Hatta…
Birilerinin aklını O çelmiştir.
Çocuklarıyla birlikte onu terk edip Amerika’ya yerleşen
Eski hayat arkadaşına gitmiştir belki…
Son küslükten sonra barıştığımızda
Avucuma tutuşturduğu şiir?
Yalan mıdır?
Neyse ne…
Kuş kafalıyız biz kadınlar…
Onlar söyler biz inanırız..
İnanmaya dünden hazırız.
Özel olanı kendimiz sanmaya
Alışığız.
Mış gibi yapar onlar.
Topunun köküne kibrit suyu…

“Kulağım sende tabi abla ,a a aşk olsun ! Serin oldu , haklısın…İsteyelim hesabı..Eniştem gelmeden eve gitmelisin demek peki sen kalk…Ben yarım saat sonra ...Tamam ,söz ,yarın uğrarım sana..”
....................
Cep telefonumdaki galeri bölümünü açtım…Yüzlerce fotoğraf içinde geriye gidip sildiklerimden geriye zor anlar için sakladığım fotoğrafa baktım son kez…

Ağustos parmağımla güzel gözlerine veda okşayışı kondurdum.Silmek istediğimden emin olup olmadığımı sordu telefonum…Emin miyim? Evet diye yalan söyledim akıllı telefonuma…
Süslü demir korkuluktaki martıya dönüp “ Mış gibi yaptı bana…” dedim…
Rehberi açtım sonra..Alfabetik listenin en sonundaki adını buldum….Yine evet dedim telefonuma ,evet eminim…
Eminim Allah kahretsin ,eminim !!!!
……………………
Trililinkkk!!
“Bir yeni mesajınız var!! “
İsimsiz …Lâkin ezbere bildiğim rakamlar bunlar.
“ SPAM olarak kaydedilsin mi ?? !!!!
“Hıı hııı”
“Emin misiniz? “
“ E- e-eminim.”
“Hayır yani emin değilseniz bilmek isterim.Çünkü bu numarayı birkaç kez silip silip yeniden eklediniz de.” dedi akıllı telefonum.
“ Eminim dedim ya Allah’ın cezası!!!!!
Bir daha bu kısır döngüye girmeyeceğime eminim.

Esra Eren Aydın
15.09.2016
İSTANBUL

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 7
Toplam yorum
: 2
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 111
Kayıt tarihi
: 22.08.16
 
 

Hacettepe Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümü mezunuyum. Gezmeyi, okumayı, tiyatro izlemey..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster