Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

19 Temmuz '16

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
242
 

Kişisel Çıkarları Bir Yana Bırakıp, Ders Çıkarmak Lazım

Ortak payda bir milletin buluştuğu değerlerdir. Bunlar dindir, vatandır, yerli üretimdir, saygıdır ve demokrasi bilincidir. Bu değerlerin gelinen süreçte aşındığı görülmektedir. Bu durum milletimiz ve devletimizin geleceği için önemli risklerdir.

Halkın birçoğunda temsil edilememe, sorunlarına çözüm bulamama sebebiyle devletle işi olduğunda kendine en yakın olan gruba sığınmak, bu durumu fırsata çeviren avcılar tarafından çevrilmiştir. Çeşitli yabancı kuruluşlar, çeşitli dini kuruluşlar, çeşitli ırk destekli kurumlar hatta partiler oluşmuştur. Bir aşamadan sonra devletin gücü yerine kişilerin gücü devreye girince millet de devletin yerine kişilere sığınır olmuştur. Bu kişilerin çeşitli ülkelere çalışan yabancı misyoner ağları, doğan görünüşlü şahinler olduğu açıkça görülmüştür. Bundan önceki yazılarımda da belirttiğim gibi Kesnizani adlı sözde İslami tarikat ülkeyi çok kısa bir süre içerisinde, birkaç saat içinde ülkenin anahtarını Amerika’ya teslim etti. Devletleri yıkan içerdeki huzursuzluklardır ve bu huzur sağlanmadıkça dışarı ile mücadele etmesi neredeyse imkânsızdır. Emniyetinde, askeriyesinde, eğitiminde, diyanetinde ve hemen her kurumunda sadece cemaatçi kılığında bu kadar ihanete meyilli kişi varken, insanın aklına gelen başka ihanet şebekleri olup olmadığıdır. Bilindiği gibi daha önceki darbeleri yapan kişiler cemaatçi değildi. Ancak tarihi değerlendirmeler ışığında darbelerden önce uzun bir hazırlık sürecine girildiğidir. Camiler yakılmış, cemevleri yakılmış, aynı silahlardan sağ ve solcular öldürülmüştü. Tüm darbelerin ve iç karışıklıkların özellikle 2.Dünya Savaşından sonra neredeyse her on yılda bir yönetim silah zoruyla el değiştirmiştir.

Bir ülkede aslında Ordu devletin çıkarları, devletin savunması için kullanılırken, kuruluş amacı vatan evlatlarının vatanı dış düşmanlara karşı korumakken, düşmandan çok halkına karşı silah çekmesi ilginç bir durumdur. Cumhuriyet tarihinde dış tehdit anlamında Kıbrıs Savaşı haricinde savaşmamış olan ordumuz, Amerika’nın peşinden, Amerikan çıkarları için Kore’deki kayıpları ve gelinen süreçte yine Amerika’nın Afganistan, Somali, Bosna’daki barış gücü olarak çalışmasından başka ara sıra kimin beslediğinden neredeyse emin olduğumuz PKK olamasa Irak’a da girilmeyecekti. Ordumuz ortak paydamızdır ve millidir. Öyle olması gerekir.

Dini değerlerimiz ortak değerlerimizdir. Ancak bilindiği gibi ülkemizde birden fazla din ve mezhep vardır. Bu değerler doğal olarak çevremizden edindiğimiz değerlerdir. Bu değerler üstünlük veya zayıflık sebebi olamaz, olmamalıdır. Sünni anne babanın çocuğu Sünni olurken, diğerleri farklı dinlerde ve mezheplerde olabiliyor. Dil seçtiğimiz bir özelliğimiz değildir. Anne seçebilme şansı olan bir bebek görebilmemiz mümkün müdür? Ancak herkese kendi annesi ve anadili kutsaldır. Bu da seçilemez. Bir başkası bizim gibi düşünmüyor, oruç tutmuyor diye ona kızmaya hakkımız yok. En nihayetinde Allah’ın Cenneti de var Cehennemi de. Tüm insanlara yetecek kadar yer olduğundan kimsenin şüphesi yok. Kimsenin de diğerini zorla Cennete götürmeye hakkı yok! Kimsenin kendi yeri garanti değilken başkasını zorlamak düşünülemez. Bu dünyadaki, bu dünyaya ait sıradan şeyleri elinden zorla alınan insana din verilmeye çalışılması çok ilginç bir tutum doğrusu.

Bu dünyada olanlar bu dünyada insanlar tarafından eşit veya adalet ölçüsünde paylaşılmak zorundadır. Tüm dünyadaki savaşların belki de nedeni daha fazla dünya malına sahip olmak isteyenlerle onların ikna ettiği, orduların, halkların, insanların savaşıdır. Neyse ki İngiltere ve Amerika insan yerine geçecek robot yapmak üzere insanları gece gündüz çalıştırıyorlar! Robotlar insanların yerini aldığında bu kadar insana da gerek kalmayabilir! Mevzu bu ülke ise liyakat sisteminin yerleşmesi, asgari müştereklerde insanların buluşması daha huzurlu bir ülkeye sahip olacağımızı umabiliriz.

Bu ülke değerlerini heba etmemek zorundadır. Değerlerinin başında insanları gelir. İnsanlarının eğitimi için ciddi yatırım yapmak zorundadır. İhtiyacına göre eleman ihtiyaçlarını belirleyip, gereksiz okullar ve işsiz gençler üretmemelidir. Aynı zamanda zeki öğrencilerine ciddi yatırımlar yapmalı ve bunların ülkeyi şaha kaldıracak en önemli değerler olduğunu unutmamalı ve bu devlet politikası olmalıdır. Devletin yapmadığını veya yapamadığını, özel kurumların, kökü dışarıda olan ithal düşüncelerle zehirlenmiş fikirlerle yetişen gençlerin ülkeye zararı, yararından çok fazla olacaktır. Bu duruma yakinen şahit oluyoruz. Türkiye on yıl boyunca zeki öğrencilerine dış mihraklardan uzak adamakıllı eğitim verilsin ve bu kişiler devlet kademelerine getirilsin ülkenin çehresi kısa zamanda değişecektir. Madenleri, işgücü, birliği, ortak aklı devreye sokmak zorundayız. Bu bir Kesnizani hareketi idi, 28 Şubat başka bir şeydi, 12 Eylül başka bir şey. Diğerleri de başka başka şeyler. Ama hiçbiri ülkeye yarar sağlamadı. Enerjimizi aldı, canımızı aldı, canlarımızı aldı. 

1860’lı yıllarda sadece Sivas’ta elliye yakın Gayri-Müslim Okulu kurulduğu ve devletin üst kademelerinin çocuklarını bu okullara göndermek için adeta yarıştığı belirtilir. Sonuçta yapılan yatırımlar meyvesini vermiş ve ilk olarak Avrupa’daki eyaletlerimiz, arkasından Ermeni ve Rumların Anadolu’daki ayaklanmaları ile Karadeniz ve Doğudaki ayaklanmalarını ve Müslüman halka yaşattıkları acıları unutursak ki unutmuş veya hiç öğrenmemiş olacağız ki birileri bize sürekli öğretiyor. 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1797
Toplam yorum
: 291
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 173
Kayıt tarihi
: 15.10.14
 
 

Bugünün doğrusu yarının eğrisi, dost görünenler düşman ve herşey aslında zıddı olabilir. Büyük ihti..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster