Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

23 Ağustos '11

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
471
 

Kişisel gelişememe

Kendisine bile beş kuruşluk faydası olmayan insanlar, tutmuşlar toplumu şekillendirecekler, insanların içine düştüğü buhrandan insanları kurtaracaklar. 

Çok okumuşlar, raflar dolusu kitapları var, eğitim almışlar. O kadar emekten sonra çıkıp haykırıyorlar ağızlarını doldurarak: 

Anı yaşa! 

Olur, başka emriniz var mı? 

Geçmişi unut, unutsan da unutmasan da geçmiş geçmişte kaldı! Başka? 

Gelecek belki yoktur, kim bilir? Yaşayıp yaşayamayacağın bilmediğin bir gelecek için kendini heba etme. 

Başüstüne! 

Sorunlar baş gösterdiği zaman hemen çözüm yoluna gidin, aman sorunlarınızın üzerini örtmeyin, örterseniz ileride karşınıza çıkar ve sürekli sizi takip eder sorunlarınız. Hangi sorun zamanında irdelenip çözüldüyse? 

Emir telakki ederiz! 

Yeteneklerinizi keşfedin, hayatı anlamlandırın, her sabah kalkıp yataktan, ben bu gün ne kadar da güzelim/yakışıklıyım, her şeye inat günüm çok güzel geçecek, deyin. 

Hayattan daha fazlasını isteyin, o vermese de siz yüzsüzlük edip istemeye devam edin, baktınız hayat size daha fazlasını vermiyor mu? Evet vermiyor! Ne yapacağız bu durumda? 

Hayat küsmeyin, çalışın, cırmalayın, hedeflerinizi büyük tutun, istemekle bir şey olmaz, çıta ne kadar yüksekte olursa olsun bir gün mutlaka kazanacaksınız. 

Yok ya! 

Efendiler! 

Geçmiş her insanın sırtında kamburdur ve bu kamburdan kurtulmak, öyle sanıldığı kadar kolay değildir. 

Olduğunuzdan daha fazlasını istemek, sizi geçici olarak oyalar, hiç kimse hak etmediği bir şeyi elde edemez, elde ettiyse bile o elde ettiği başarı ona ayak bağı olur, vicdan azabı olur. 

Yetenekler zamanı işledikçe kendiliğinden gelişir, yetişkin insanlar o yaşa gelene kadar herhangi bir yetenek keşfetmediyse o saatten sonra keşfetse bile bir işe yaramaz. 

Geçmişin izleri kendiliğinden silinmediyse, anı yaşama safsatası kimseye fayda etmez ve kimse anı yaşayamaz. 

Geleceği herkes düşünmek zorundadır, gelecek kaygısı olmadan yaşayan varsa beri gelsin. O kaygı da insanı geliştirmez, insana huzur vermez ama düşünmek zorundadır insan geleceğini. 

Hayattan daha fazlasını istemek, düş kırıklığına sebep olur, beklentileri yüksek olanların bir türlü yükselemediklerini herkes görmüştür. Daha fazlasını istemek öyle birkaç kitap okuyup kendisini geliştirerek asla olmaz. 

Sen yan gel yat ve beklentilerini yüksek tut. 

İnsanların duygularıyla oynamayın. İnsanları kadere karşı savaşa sokmayın. Bırakın herkes acısını da sevincini de doya doya yaşasın. 

Birkaç yalancı tebessümle güne güzel başlayacağım ve tüm gün güzel geçecek kandırmacaları ile oyalamayın insanları. 

Daha çok tevekkül, daha çok çalışma, daha çok özveri ile iki günü birbirine eşit kılmamaya özendirin insanları. 

Öyle pratikte, gerçekleşemeyecek süslü sözlerinizle teorik bilgi manyağı yapmayın insanları. 

Kimine takıntıları zevk verir, kimine hüzünleri . Kimisi acılı yemek sever kimisi sadece tatlı. Her insan farklı bir dünya iken, her insana ayrı ayrı uygulayamayacakları reçeteler vermeyin. 

Evrensel doğrularınız sizin olsun, bireysel doğruları yetiyor insanlara. 

İnsanları kandırmayın. 

 

 

 

mustafasus@hotmail.com 

 

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Son derece gerçekçi bir insanın bakış açısıyla yazılmış güzel saptamalar. Ancak pozitif düşünmekten kimseye zarar gelmez bence. Aynaya bakıp kendimizle barışık olmak, o büyük "geçmişimiz" yığınının en azından bir kısmından kurtulmak ne kadar kötü olabilir ki? Hem hayattan fazlasını istemezsek eğer, o şeyleri elde etmek için çaba gösteremeyiz ki? Hedef olmadan icraat olmaz ne de olsa. Bence denemekte fayda var derim, ama gerçekçilikten uzak kalmamak kaydıyla. Hayalperestlik de acı verir çünkü sonunda. Azı karar, çoğu zarar kısaca :)

OynamıYorum 
 28.08.2011 19:32
 

Birazcık umut ve ışık pek de fena şeyler sayılmaz bence tabii. Selamlar.

Ezgi Umut 
 26.08.2011 18:02
 

Kişisel gelişimcilik yeni bir sektör, gerçi epey oldu, epey para götürülmüştür.. artık son zamanlarda deşifre olmaya başladı... kişisel gelişimcilerin derdi kendi cepsel kişisel gelişimlerini sağlamaktan daha ötesi olamaz, çünkü kapatilist tuzaklarla dolu bir kandırmaca yığınıdır, şablon, norm, papağanlık, kof ilkeler, insanı kukla sanan, biricikliğini çöpe atan, bir sömürü yöntemi..

Erdal Aydın 
 24.08.2011 0:54
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 394
Toplam yorum
: 162
Toplam mesaj
: 9
Ort. okunma sayısı
: 174
Kayıt tarihi
: 17.09.09
 
 

Bir kurumda yönetici olarak çalışmaktayım, 1974 Kayseri doğumluyum. Son demine varmadan hayatın h..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster