Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

06 Ocak '16

 
Kategori
Kişisel Gelişim
Okunma Sayısı
701
 

Kişisel Gelişim : İnsanı değiştirmek...

Kişisel Gelişim : İnsanı değiştirmek...
 

anatolimed.com


Sanırsınız çok kolaydır… Ama o kadar zor ki. Hele kişi değişmek istemiyorsa. İmkansız gibi bir şey.
 
Daha çok insanın atlama devrelerinde ortaya çıkar. 
 
Örneğin, patron şirkete yeni eleman alacaktır. Yapılan görüşmeler sonucunda  adayların profilleri ortaya konur. Ve bir çoğunun bu iş için yetersiz olduğu görülür. Ama yine de patron falan adayın işe alınmasını, emredebilir. Çünkü beklentisi, bu adayın işe girdikten sonra görülen bazı kötü alışkanlıklarından vazgeçeceği yönündedir… Çoğu kez zaman patronu yanıltır. İnsanları tehditle, zorlamayla değiştiremezsiniz.
 
İnsanın kolay değişmeyeceğine ilişkin düşüncelerden birini Andre Gide  söylüyor:
“İnsan ne kadar zayıf olursa; garip olandan, değişiklikten o kadar tiksinti duyar; çünkü en hafif yeni fikir, alışkanlıklarda en küçük bir değişiklik, onun gösteremeyeceği bir erdem, bir çevreye uyma çabasını gerektirir.”
 
İnsanın gerçekten değişmesi için, bu değişmeyi yürekten istemesi, ve büyük çaba göstermesi gerekir. Kendisini eski alışkanlıklarına kaptırmış; bunları değiştirmek için çaba göstermeyen kişi elbette değişmez. İnsanların çoğu oldukça zayıftır ve eski, kötü alışkanlıklarının esiridir.
 
Peki, insanlar için değişiklik hiç mi mümkün değildir. Bu düşünce de yanlış. Bazı insanlar elbette kendindeki eksikleri bilirler ve ciddi olarak değişiklik isterler. Ama işin önemli yanı, insanların büyük çoğunluğunun değişikliğe yanaşmamasıdır. Çünkü değişiklik her zaman can sıkıcıdır; insanın psikolojisinden, bildiklerinden çok şeyi feda etmek gerekir.
 
Buna karşılık Bertolt Brecht : “İnsanlar değişir ve değiştirir.” Yani eğer insanları olumlu yönde değiştirmeyi başarırsanız, onlar da zaman içinde başkalarını değiştireceklerdir. Ama her şeyden önce, belki de , Bernard Shaw’a göre “Dünyada değişiklik yapmakla başarılı olan insanlar, değişikliğe kendilerinden başlayanlardır.” Değiştirme işi çok ciddi bir süreçtir; o bakımdan bu işe girişenlerin mutlaka kendi kendilerini de denetlemeleri gerekir. Gandhi de böyle düşünüyor: “Dünyada görmek istediğin değişimin kendisi sen ol.” Sen örnek ol ki, karşıda ki de bu güzel örnekten örnek alsın…
 
İnsan kendini kendini kolayca değiştirebilir mi? Nerde… O zaman başkalarını değiştirmenin bu kadar kolay olacağını nasıl düşünüyoruz?  Voltaire , burada araya giriyor, şunu söylüyor :” Kendini değiştirmenin ne kadar güç olduğunu düşünürsen, başkalarını değiştirmede şansının ne kadar az olduğunu anlarsın.”
 
Değiştirmek işi pratik de , aslında eğitim işidir… Değiştirmek mi istiyorsun… O zaman bir güzel eğit… O da hiç kolay değil. Yıllara bağlı. Bir de verilen eğitimin niteliğine bağlı. Onca yıl eğitim görmüş, ama yine de iyi insan olamamış, nice varlığı çevremizde görüyoruz.
 
Çoğu kez belli bir noktayı değiştirmeye çalışırken, aslında koca bir paradigmayı, dünya görüşünü değiştirmeye çalıştığımızın farkında değilizdir. Sanırız ki, değişim işi “spontane” kendiliğinden olan bir iştir… Hoptirinam, zamanla ortaya çıkar. Belli ki, değişimi yapmayan çalışan kişi yeni bir dünya kurduğunun farkında değildir.
 
Aslında değişime hazırlanan insan karşıdaki kişiyi, yada toplumu çok iyi etüt etmesi, anlaması gerekir. Karşımızdakini tanımadan, alışkanlıklarını bilmeden , hemen değişim işine girişmek büyük bir hayal kırıklığına neden olur. Karşıdakini anlamak ise geniş ölçüde br “Empati” meselesidir.  Üzerinde çalışılacak bir konudur. Sevgi ve anlayışla yaklaşmayan kişi , karşıdakini çok çabuk kırabilir. Ondan sonra da her şey biter.
 
En büyük yanlış “evlilik”lerde ortaya çıkmaktadır. Kendine benzemeyen, kültürel ve hayat görüşleri bakımından çok değişik dünya görüşlerini sahip olan insanların . “Şimdi evlenelim, sonra nasıl olsa ben onu değiştiririm…” düşüncesiyle karşıdakini esir aldığını sanmasıdır. Bu durumda, belki de eşlerden biri maddi yönden veya kültürel yönden daha üstün durumda olabilir. Fakat karşı taraf da kendi düşüncelerinden öldür Allah taviz vermeyebilir.
 
Şimdi bu durumda biri (örneğin erkek) diğerini değiştirmeye çalışıyor; oysa öteki eski alışkanlıklarına bağlı, öldür Allah değişmem , diyor. Bu işin sonu ne olabilir. ?
 
Ya kişilerin her ikisi de değişecek, kendi düşüncelerinden taviz vereceklerdir. Veya değişimin imkansız olduğu kabul edilip, bu iş sonlandırılacaktır. 
 
Dünyada her iki örneğe de rastlanmaktadır.
 
Karşıdakini değiştiremeyip, bırakıp gidenler… Veya karşıdakine uyup, kendisi değişenler. Bunlar hep görülen örneklerdir.
 
Değişim için Konfüçyüs’un bir sözü var:  “Büyük ve üstün insanların yükselmesi yukarı doğrudur; düşük bir insanın yükselmesi ise aşağı doğru…” Bu bir bakıma bizim, “Durma , düşersin..” sözünü andırıyor. “Değişmeyeceğim” diyen insan aslında değişir ama daha çok fanatizme, yobazlığa ve muhafazakarlığa yönelir. Asıl değişimin yönü ilerlemeye ve gelişmeye doğru olmalıdır. Böyle olursa değerlidir.
 
Ben karşımdakini değiştiririm… Çok zor dostum. O kişi değişmeyi istemiyorsa, bunu yapmak imkansız gibidir… Bir bakarsın senin değiştirmek istediğin kişi , hop diye zaman içinde seni değiştirmiş. 
 
Zaten zaman her şeyin çaresidir. Bazı konularda değişmeyi ve yenileşmeyi zamana bırakmak gerekir. Zaman ve çevre zaten insandaki değişimi yavaş yavaş sağlayacaktır. Çünkü dünya durmuyor ki, hep değişiyor… Bazen iyiye.. bazen de de kötüye. Bunu isteyen insanlardır. Dünya onların arzularına göre değişir. Ama sonunda dünyanın kendisi kazanır. Çünkü insan sonuçta evrensel değerlere ve yasalara karşı gelemez, onları değiştiremez. Evrensel yasalar kendi süreçlerini koruyacaklar ve oyunlarını oynayacaklardır. Onları anlamak aslında insanoğlu için ne kadar zor!
 
Zor diye, kendimizi bırakmak mı gerekir. Değil, Prometius’daki kahraman gibi, yaşadığımız sürece bu elimizdeki kayayı dağın başına çıkamaya mahkumuz. O oradan yeniden düze yuvarlanacakmış. Bizim işimiz yeniden onu tepeye taşımak. 
 
Biz insanoğluyuz ve zoru kolaylaştırmaya ve sonlandırmaya mecburuz. 
 
Mısır’daki piramitleri kimler yaptı.. Dedelerimiz... O bakımdan insanoğlu için zor yoktur. Değişimi sağlamak bizim görevimiz. Ama bugün, ama yarın…
 
Zorla güzellik olmazmış; olmasın. Değişmek isteyenlere bakmalı… Değişmek isteyen o kadar çok varlık var ki… Hadi onların yardımına koşalım. Hiç olmazsa olumlu bir iş yapmış oluruz.
 
Ötekiler.. Onlar da seyretsinler. Nasıl olsa bir gün peşimize takılacaklardır. Umutsuz olmayalım.
ERIC VAN BUYTEN, Abdülkadir Güler bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

kopya değilde ben ayrıntıya fazla takılırım gözümün önündekini görmem coğu zamn ..biçok kişiye sordum ama kerimin verdiği cevap doğru gibi geldi..işveren kesin bu kadının sorunları var demiştir ya:)) eski elmaya yer bulmadan yenisini alamadım..sana ne işte..vicdanlı olmak mı işin içinden nasıl sıyrılırım düşüncesi mi derken yeni elmayı almaya cesart edememk herhalde...herkesin cevabı kendine tabiiki ama adamın ne aradığı daha önemliydi..kimisi dürüstlük arıyodr dedi kimsi saçma bilmiyorum dedi siz mantık bana görede resmin bütününü göreni aradı.. doktora yapanlar sayısal birincileri cevabı kendine yediremedi :))idareci arıyosan tamamda muhasebeci istiyosan ayrıntılara takılan daha iyi değil mi :)) birinin bunu ona söylemesi lazım ..bende bunu kendime yediremedim..

savas barka 
 09.01.2016 19:10
Cevap :
Bu sorular genellikle duruma göre ve işin niteliğine göre sorulur. Daha çok istek, adayı konuşturmak ve soruna yaklaşımını denetlemektir. Eğer böyle bir "durum" karşısında aday tutulur kalırsa, durum başkadır; ama analize dönük, çeşitli çıkış yolları bulup gösterebilirse daha başkadır. Adaydan en çok istenen şey, kendini gösterebilmesi; zekasını kanıtlayabilmesidir. O durumda hiç konuşmayan, tutulup kalan... bir adayı siz işe alabilir misiniz? Zeki insan çeşitli çıkış yollarını görebilir ve gösterebilir, ikna edebilir. Bana göre orada önemli olan nokta atışı değil, genel durum değerlendirmesidir. Çeşitli bakış açılarına göre bu mümkündür. Bunu yapmak gerekir. Bilmem benim görüş açım sizi tatmin etti mi? Saygılarımla.  11.01.2016 18:18
 

siz nasıl cevaplardınız..

savas barka 
 08.01.2016 13:22
Cevap :
Anladım. Sen kopya istiyorsun..! Ama hayatta kopya yok. Herkes kendi cevabını kendi verecek...!?   08.01.2016 16:10
 

konuyla bi ilgisi yok ama size bi sorsam cevaplarmısınız..bi kaç kişiye sordum ..hep aynı cevabı verdiler..bu bi mülakat sorusu..manavdan bir elma alıyorsunuz alırken elma yere düştü ve ezildi ne yaprsınız...sizce cevap ne olmalı..ve işveren burda neyi ölçmüş olabilir..cevaplarsınız sevnrm..

savas barka 
 07.01.2016 20:12
Cevap :
Mantıki tutarlılığınızı ölçmüş olabilir!  08.01.2016 0:04
 

siz ideal olanı yazmışsınız keşke olsa ama gerçekler böyle değil ..erkek egosu diye bişey var ..

savas barka 
 07.01.2016 19:56
Cevap :
Evet, idealden konuşuyoruz diyebiliriz. Her zaman hastalıklı durumlar vardır. Onların her biri ayrı bir hikaye konusudur. Saygılar.  08.01.2016 0:06
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 2579
Toplam yorum
: 10204
Toplam mesaj
: 237
Ort. okunma sayısı
: 747
Kayıt tarihi
: 24.10.10
 
 

Mesleğim eğitimcilik… Şimdi artık emekli bir vatandaşım… biraz şairlik, biraz hayalcilik, biraz s..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster