Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

19 Eylül '12

 
Kategori
Kişisel Gelişim
Okunma Sayısı
15382
 

Kişisel gelişim : Ufkun genişlemesi...

Kişisel gelişim : Ufkun genişlemesi...
 

 “Ufkun Genişlemesi “ mümkün müdür? Veya ufuk genişler mi? Hele bir düşünelim.

Arapça olan  “Ufuk” sözcüğünün (Çoğulu : Afak … Örnek :  “ Garbın afakını sarmışsa çelik zırhlı duvar/  Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var. (İstiklal Marşı’ndan. M.Akif)" …” , bu sözcüğün kökenine ve Türkçe karşılıklarına şöyle bir bakalım.

Ufuk, bir çok sözlükte : Çevren ; gözerimi; çevre ; dolay… diye verilmektedir. İkinci bir anlam olarak da : anlayış, kavrayış, görüş, düşünce gücü… olarak belirtilmektedir. Demek ki, birincil anlamı İngilizce’deki (Horizon) sözcüğünü; ikincil anlamı ise daha çok (Scope) anlamını  karşılıyor. Ama bana göre ne yazık ki bu sözcüğü tam olarak karşılayan bir Türkçe sözcük henüz yok.  Onun ötesinde sözlükler bu sözcüğü cümle içinde kullanmak için Ömer Seyfettin’den örnek veriyorlar.
 “Bu dar zihinlerde, ufku genişlememiş dimağlarda, zaruri olarak faziletler de dardı.” (TDK Sözlüğü) .

Yani bir insanın ufku darsa, görüşü, kavrayışı; anlayış yetisi de dardır. Peki, bir insanın ufkunu genişletmek için ne yapmak gerekir?

Bir bilgenin verdiği şu örneğe bakalım:
 “Bir kümesin içinde yaşayan yavru bir horoz vardı. Uzun bir süre orada yaşadı ve dünyayı hep, kümesin kapısından göründüğü kadar sandı.

Sonra bir gün dışarıya bahçeye çıktı; “Vay be…” dedi. “Dünya meğer ne kadar büyükmüş… Çiçekler, diğer hayvanlar, tümü de etrafı duvarlarla çevrili , aslında küçük bir bahçede, oynayıp, eşinip duruyorlardı.

Sonra bir gün büyük bir çabayla, evin çevresindeki duvarın üzerine çıktı. Bir de neler görsün; bahçenin dışında da bahçeler vardı ve diğer hayvanlar; tavuklar, horozlar… Vay be…

Horoz uçtu büyük bir çabayla evin çatısına kondu. Ufku daha da genişlemişti. Ama çok çabalamıştı; çok zorlanmıştı ve nihayet yan tarafta duran büyük ağacın yüksek dallarına kondu… Şimdi dünyayı çok daha iyi görebiliyordu.. Ve gerçekten çok büyüktü. Uçtu, geldi gördüklerini arkadaşlarına anlattı ama hiç birisi de ona inanmadılar…”

İşte bu hikayeden çıkarabileceğimiz gibi; ufuk sürekli genişleyebilir. Ne zaman ? İnsan yükseldiği zaman. Altlarda pek fazla bir şey göremezsiniz ama kendinizi zorlar biraz daha yüksek bir erime varırsanız o zaman gördükleriniz farklı olacaktır.

İnsan nasıl yükselir? Bunun bir tek yanıtı var :eğitimle…  Ama bu eğitim sözcüğünü dar anlamıyla almamak gerekir. Dünyayı eleştirel bir gözle gezmek de bu eğitimin bir parçasıdır. Okumak, eğitimin bir parçasıdır… Ama eğitim insan yükseltmelidir. Yerinde saydıran, insana bir şey katmayan okumalardan ne fayda. Eskiler ne der : “kellem kellem la yem fa” Ne demek? “Kendim söylüyorum, kendim dinliyorum…” Yani boşuna bir okuma, boşuna bir konuşma…

Oysa gerçek bir eğitimin, gerçek okumaların insanı yücelten bir yanı vardır. İnsanın ufku genişlemiyorsa, bambaşka ufuklara, dünyalara doğru yol almıyorsa; hep aynı şeyleri okumanın; bellemenin ne yararı var… Okudukları, insanı değiştirmeli; insanı insan yapmalı…  Eğitim bilimin de buna “Toplumsal Devinim” denir. Yani okuyan insan; iyi bir eğitim gören bir insan, bulunduğu toplumsal kesimden yükselerek yeni durumlara, yeni katlara erişir. Öyle ki buna bazen kişinin kendi aklı bile şaşar. “Kellim kellim ya lem fa…” lafını söyleyen Çoban Sülü iyi eğitim sayesinde Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı ve Cumhurbaşkanı olmuştur… Gördünüz mü yükselmeyi; Toplumsal Devinimi …

Doğal olarak bu durum kişilerin yeni durumları çok daha iyi kavrayabilmesine, dünyayı daha gerçekçi yorumlamasına yol açar. Büyük öncü, büyük insan Kemal Atatürk’ün şu sözüne bakınız “Ben her şeyden önce bir Türk milliyetçisiyim. Böyle doğdum. Böyle öleceğim. Türk birliğinin, bir gün hakikat olacağına inancım vardır. Ben görmesem bile, gözlerimi dünyaya onun rüyaları içinde kapayacağım. Türk birliğine inanıyorum, onu görüyorum. Yarının tarihi, yeni fasıllarını Türk birliğiyle açacaktır. Dünya sükununu bu fasıllar içinde bulacaktır. Türk'ün varlığı bu köhne aleme yeni ufuklar açacak, güneş ne demek, ufuk ne demek, o zaman görülecek." 

İşte , “ufkun genişlemesi” yeni bir göreçe (vizyona) sahip olmak budur.

Hadi bakalım o güzel kitaplarınızın başına; ama bilin iş olarda bitmiyor. Önce ne olacağınıza karar verin. Bir Cumhurbaşkanı mı, yoksa bir tutsak mı? 

“Ufkun Genişlemesi “ mümkün müdür? Veya ufuk genişler mi? Hele bir düşünelim.

Arapça olan “Ufuk” sözcüğünün (Çoğulu : Afak … Örnek :  “ Garbın afakını sarmışsa çelik zırhlı duvar/  Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var. (İstiklal Marşı’ndan. M.Akif)" …” , bu sözcüğün kökenine ve Türkçe karşılıklarına şöyle bir bakalım.

Ufuk, bir çok sözlükte : Çevren ; gözerimi; çevre; dolay… diye verilmektedir. İkinci bir anlam olarak da : anlayış, kavrayış, görüş, düşünce gücü… olarak belirtilmektedir. Demek ki, birincil anlamı İngilizce’deki (Horizon) sözcüğünü; ikincil anlamı ise daha çok (Scope) anlamını  karşılıyor. Ama bana göre ne yazık ki bu sözcüğü tam olarak karşılayan bir Türkçe sözcük henüz yok. Onun ötesinde sözlükler bu sözcüğü cümle içinde kullanmak için Ömer Seyfettin’den örnek veriyorlar.
“Bu dar zihinlerde, ufku genişlememiş dimağlarda, zaruri olarak faziletler de dardı.” (TDK Sözlüğü) .

Yani bir insanın ufku darsa, görüşü, kavrayışı; anlayış yetisi de dardır. Peki, bir insanın ufkunu genişletmek için ne yapmak gerekir?

Bir bilgenin verdiği şu örneğe bakalım:
“Bir kümesin içinde yaşayan yavru bir horoz vardı. Uzun bir süre orada yaşadı ve dünyayı hep, kümesin kapısından göründüğü kadar sandı.

Sonra bir gün dışarıya bahçeye çıktı; “Vay be…” dedi. “Dünya meğer ne kadar büyükmüş… Çiçekler, diğer hayvanlar, tümü de etrafı duvarlarla çevrili , aslında küçük bir bahçede, oynayıp, eşinip duruyorlardı.

Sonra bir gün büyük bir çabayla, evin çevresindeki duvarın üzerine çıktı. Bir de neler görsün; bahçenin dışında da bahçeler vardı ve diğer hayvanlar; tavuklar, horozlar… Vay be…

Horoz uçtu büyük bir çabayla evin çatısına kondu. Ufku daha da genişlemişti. Ama çok çabalamıştı; çok zorlanmıştı ve nihayet yan tarafta duran büyük ağacın yüksek dallarına kondu… Şimdi dünyayı çok daha iyi görebiliyordu.. Ve gerçekten çok büyüktü. Uçtu, geldi gördüklerini arkadaşlarına anlattı ama hiç birisi de ona inanmadılar…”

İşte bu hikayeden çıkarabileceğimiz gibi; ufuk sürekli genişleyebilir. Ne zaman ? İnsan yükseldiği zaman. Altlarda pek fazla bir şey göremezsiniz ama kendinizi zorlar biraz daha yüksek bir erime varırsanız o zaman gördükleriniz farklı olacaktır.

İnsan nasıl yükselir? Bunun bir tek yanıtı var :eğitimle…  Ama bu eğitim sözcüğünü dar anlamıyla almamak gerekir. Dünyayı eleştirel bir gözle gezmek de bu eğitimin bir parçasıdır. Okumak, eğitimin bir parçasıdır… Ama eğitim insan yükseltmelidir. Yerinde saydıran, insana bir şey katmayan okumalardan ne fayda. Eskiler ne der : “kellem kellem la yem fa” Ne demek? “Kendim söylüyorum, kendim dinliyorum…” Yani boşuna bir okuma, boşuna bir konuşma…

Oysa gerçek bir eğitimin, gerçek okumaların insanı yücelten bir yanı vardır. İnsanın ufku genişlemiyorsa, bambaşka ufuklara, dünyalara doğru yol almıyorsa; hep aynı şeyleri okumanın; bellemenin ne yararı var… Okudukları, insanı değiştirmeli; insanı insan yapmalı…  Eğitim bilimin de buna “Toplumsal Devinim” denir. Yani okuyan insan; iyi bir eğitim gören bir insan, bulunduğu toplumsal kesimden yükselerek yeni durumlara, yeni katlara erişir. Öyle ki buna bazen kişinin kendi aklı bile şaşar. “Kellim kellim ya lem fa…” lafını söyleyen Çoban Sülü iyi eğitim sayesinde Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı ve Cumhurbaşkanı olmuştur… Gördünüz mü yükselmeyi; Toplumsal Devinimi …

Doğal olarak bu durum kişilerin yeni durumları çok daha iyi kavrayabilmesine, dünyayı daha gerçekçi yorumlamasına yol açar. Büyük öncü, büyük insan Kemal Atatürk’ün şu sözüne bakınız “Ben her şeyden önce bir Türk milliyetçisiyim. Böyle doğdum. Böyle öleceğim. Türk birliğinin, bir gün hakikat olacağına inancım vardır. Ben görmesem bile, gözlerimi dünyaya onun rüyaları içinde kapayacağım. Türk birliğine inanıyorum, onu görüyorum. Yarının tarihi, yeni fasıllarını Türk birliğiyle açacaktır. Dünya sükununu bu fasıllar içinde bulacaktır. Türk'ün varlığı bu köhne aleme yeni ufuklar açacak, güneş ne demek, ufuk ne demek, o zaman görülecek." 

İşte , “ufkun genişlemesi” yeni bir göreçe (vizyona) sahip olmak budur.

Hadi bakalım o güzel kitaplarınızın başına; ama bilin iş olarda bitmiyor. Önce ne olacağınıza karar verin. Bir Cumhurbaşkanı mı, yoksa bir tutsak mı?

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Uzun senelerdir herşeyi,her konuyu daima bütüne bakarak ele almak benim için artık bir yaşam tarzı olduğu için yorumumu da benim "bütünsel" bir açıyla yazdığım gibi,siz de daha geniş bir perspektiften bakarak değerlendirmiş olsaydınız keşke Erdal Bey.Zira dikkat ederseniz ben de "GERÇEKÇİ ve çok yönlü bir keşif süreci" diye vurgulamış, tam da "yaşamın içinde" gözlemleyerek, araştırarak sorgulayarak ve insanlar da dahil her tür done ve veriyle izlem ve iletişim sürerken düşünsellikle de her an yanyana ilerlemesinden söz etmiştim. Ki bu, "gerçeklerle" direkt bütünleşiklik ve özdeşleşikliği getirir zaten.Yorumumu değerlendirirken şöyle bir yanılgı oluşmuş anlaşılan: Ben "inanç" derken, bunu "sadece" din anlamında kullanmamıştım,bu kelimenin genel anlamını kastetmiştim, yani insanların her çeşit inançları,inandıkları her şey anlamında kullanmıştım. Sanırım siz inanç kelimesini daha kalıpsal bir açıyla "sadece" din olarak algıladığınız için de böyle bir cevap oluşmuş doğal olarak:) Sevgiler

Filiz Alev 
 21.09.2012 18:01
Cevap :
Affedersiniz; şimdi düşününce sizi yanlış yorumladığımı; daha doğrusu ben dar açıdan yorumladığımı görüyorum. Ve özür diliyorum. Siz haklısınız görüşlerinizde. İlginize ve düşüncelerinize teşekkür ediyorum. İyi günler; iyi çalışmalar diliyorum Sayın Filiz Hanım.  23.09.2012 5:39
 

"İnanç" çok önemli bir olgudur.Çünkü "sadece" inanırsa "yapar" bir şeyler ve başarır insan.O nedenle inançlarını da doğru oluşturması,"doğru inançlar" oluşturması gereklidir insanın.Çok değerli bir yazı,çok da doğru belirtmişsiniz "yükselmek" diye.. Aynen katılıyorum ve izninizle şunu da eklemeliyim ki yükselmenin yanısıra, hem onu başarırken hem de "derinliğine" de inmek zorundadır insan."Derinleşmek" ise ancak "düşünerek" de mümkün olabilecek bir şeydir; irdeleyerek, gözlemleyerek, kıyaslayarak, enine boyuna, en tepeden en dibe kadar, herşeyi ne,niye,nasıl sorgulayıp araştırıp düşünce boyutunda "gerçekçi ve çok yönlü bir keşif sürecini" de yaşayarak, yaşatarak ve gerçekleştirerek. Yani sadece okumak ve dışarıdan kendine sunulan ve sağlanan eğitimle değil, hem o, hem de düşünsel ve ruhsal anlamda kendi kendini de "ol"durarak. Ki ben buna "İlim" demekteyimdir ve istense de ilim okullarda verilemez de zaten."Bilimi", bilinenleri alırız ancak okullardan ve kitaplardan.Selam ve saygıyla..

Filiz Alev 
 20.09.2012 17:51
Cevap :
Söylediklerimi kendi "inanç" tarzınızla ve kendi "ilim" çerçeveniz içinde algılıyorsunuz ki bu normaldir. Düşünme-Derinleşme ilişkisini sadece "tefekkür" anlamında anlarsanız , bu durum çoğu kez dünyadan kopmayı gerektirir; o zaman gerçeklerden de kopmaz mısınız? Ama bilinenlerin ; daha doğrusu "alınanların" sentezi anlamında bir çalışma her deney evresinden sonra gelen bir çalışmadır. Bu yapılanların yeniden gözden geçirilmesidir. Hiç yoktan, hiç bir şey çıkmaz. Ancak insan, varolanların yardımıyla bir şeylere varabilir. Benim düşüncelerim bu yönlerde. Açıklamalarınız için teşekkürler. Umarım okumalarınız yararlı yöndedir. Saygılar ve esenlikler.  21.09.2012 1:47
 

Kıymetli Üstat Erdal CEYHAN :Çok önemli bir yazıyı ekranlara taşıdınız.Kişinin akli, ve yeteneği,yanında yararlı ve faydalı kitapları,onların yanında iyi bir eğitmen,iyi bir Öğretici,bunların tümü birleşince kişi rahatlıkla ne olacağına karar verir. (İYİ BİR EĞİTİM ŞART)Selam ve saygılar sunuyorum, Sağlığınızı diliyorum..

Mehmet Burakgazi 
 20.09.2012 0:25
Cevap :
Değerli Burakgazi, Allah insanı yalnız ve feyizsiz bırakmasın. Aslında insan iyi niyetli de, oldukça zavallı, çoğu kez elinden tutanı yok bir, nereye gideceğini bilemiyor iki... Daha ne olsun! Saygılar ve esenlikler.  20.09.2012 13:17
 

bir kefere hocam; yapacaginiz bu tahsil size fazladan goz, kulak veya beyin artisi getirmiyecektir, Ancak bakis acinizin 360 derece olabilmesine yardimci olacaktir, Mealinden bir laf etmisti! Saglik ve saygiyla

Newyorker 
 19.09.2012 16:22
Cevap :
Hah işte ,tam onu söylemek istiyorum. Boşuna okumaların, eğitimin yararı yok... Yeterki görüş açınızı 360 derece değiştirsin... Yoksa, eşeğin de üzerine dünyanın kitabını yükler taşıtırsınız. Yararı ne? Okuduğun şeyler seni değiştirmeli; adam etmeli, adam... Yoksa , naka köfte...oka ekmek... Boşuna! Saygılar ve esenlikler.  19.09.2012 17:17
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 2579
Toplam yorum
: 10204
Toplam mesaj
: 237
Ort. okunma sayısı
: 740
Kayıt tarihi
: 24.10.10
 
 

Mesleğim eğitimcilik… Şimdi artık emekli bir vatandaşım… biraz şairlik, biraz hayalcilik, biraz s..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster