Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

10 Mart '15

 
Kategori
Kişisel Gelişim
Okunma Sayısı
4379
 

Kişisel Gelişim: Saygı mı, sevgi mi önce gelir?

Kişisel Gelişim: Saygı mı, sevgi mi önce gelir?
 

mebk12.mebgov.tr


Nedir saygı? 
 
Değeri, üstünlüğü, yaşlılığı, yararlılığı, kutsallığı dolayısıyla bir kimseye, bir şeye karşı dikkatli, özenli, ölçülü davranmaya sebep olan sevgi duygusu, hürmet, ihtiram(TDK). "Bir kişiye, bir düşünüşe, bir eyleme, bir başarıya yüksek değer vermekten doğan özel bir duygu…"
 
Nedense, sevgi mi önce gelir; yoksa saygı mı , pek ayırt edemeyiz… kimine göre sevgi, kimine göre saygı…
 
Ama sorarım saygı duymadığınız bir insana sevgi duyabilir misiniz? Bence önce insan önce karşıdaki insanı “takdir” eder; ona değer verir… İyi bir insan, der… Yavaş yavaş güzel bir insan der. Saygı duygusu , sevgiye doğru evrilebilir zamanla. Niye olmasın? 
 
Saygı duyduğumuz öğretmenlerimizi çoğu kez severiz. 
 
Saygı duymadıklarımızı, sevdiğimiz olmuş mudur? Belki aptal aşklarda böyle oluverir… Kişi aniden çarpılıverir. Ne olduğunu anlamadan amansız bir aşkın eline düşüverir… Ondan sonra ağla dur…
 
Genellikle saygı ve sevgi bir arada bulunur. 
 
Ama saygı bir yandan  yetkililerin bize empoze ettiği bir şeydir. “Anne , babaya saygı gösterilir. Öğretmenlere saygı gösterilir. Şef’e saygı gösterilir…” dendiği zaman , içten gelen bir şey yoktur. Belki de aktöre yaptırımlarının bize uyarlanması vardır. “Bu böyledir…” Algısı… İstersen… Böyle bir saygı elbette içten gelen bir saygı sayamayız. Öyle bir saygının içinde bir taraflı korku duygusu vardır. “Ananı babanı sayacaksın..”  bu her zaman mümkün müdür? 
 
Oysa sevgiyi insanda zorla uyandıramazsınız. Belki insanlara , nelere sevgi gösterebileceğini öğretebilirsiniz. İnsan “Güzel”e sevgi duyar… Ama aşık olur mu? Her zaman değil. Aşk, sevginin birkaç fersah ötesidir, insanın uçurumdan kendini kaptırıp koymasıdır. Artık ondan ötesi düşünme değildir; bir bakıma çılgınlıktır. Çünkü “aşk”ın öte mesafelerinde pek öyle akıllıca düşünme bulunmaz. 
 
Ama “Sevgi” insanın içinden gelen değer takdir duygusunun ötesinde bir sevinç duygusudur. Karşıdakini seversiniz, çünkü o kişi size mutluluk verir. Bir başkası tarafından “empoze” edilmemiştir bu duygu.  Belki ölçütleri içimizde vardır. O ölçütlere uyan bir kişi takdir ederiz, değer veririz, belki de severiz… Yerine göre. 
 
İnsana “sevdiğine” saygı besler mi? Belki, aldığı terbiyeye göre… eğer sevdiği kimseyi kafasında yüceltiyorsa , ona elbette saygı da besleyebilir. Özellikle kadınlar , erkeklerine çok çabuk saygı beslemeye başlarlar… Erkekler de bu anlayışlı davranışı, çok çabuk kötüye kullanabilirler. Tabii, insanından insanına değişir.
 
Şimdi bu konularda söylenmiş bazı özel sözlere bakalım:
 
“Kimi güzelim der sevdiğine, kimi özelim. Ama sevgi ne güzellik ister, ne de özellik. Sevgi, sadece yürek ister.” (neguzelsozler.com)
 
“Provası yok hayatın.Ne yeniden yaşamak mümkün, ne de yaşadıklarını silebilmek. Önemli olan, ilk defa değil son defa sevebilmek.” – Oğuz Atay
 
”Sevebilir misiniz? Karşılıksız,beklentisiz,hesapsız,çıkarsız,özgür bırakarak. Sırf bir başkasının iyiliğini, mutluluğunu isteyerek.” Elif Şafak
 
”Benden nefret edenlerden nefret edecek vaktim yok. Çünkü ben bana değer verenleri sevmekle meşgulüm.” (Gabriel Garcia Marquez)
 
“Güçsüzlük sevgi üretememektir.”  (Erich Fromm )
 
Galiba yukardakiler, Sevgi’nin değil; daha çok “Aşk”ın tanımları… Ama sevgiyle aşk arasında kaç adım vardır… Epeyce mi diyorsunuz. Doğru olabilir..
 
Peki,  acaba “Saygı” için ne demişler:
 
“Çocuklara, saygıyı öğretmenin en iyi yolu: onlara saygı göstermektir.”
 
“Saygıyı ve sevgiyi insanlar çocuk yaşta öğrenir. Büyüdükçe de geliştirir bu yüzden çocukların eğitimi ailede başlar. Ailede bir çocuğa insanlara karşı sevgi duyması öğretildiyse bu çocuk hayatı boyunca insanlara sevgiyle ve saygılı davranır. Fakat ailede çocuğa iyi bir eğitim verilmediyse bu çocuk hiçbir zaman insanlara sevgi duyamaz. Ayrıca çocuk annesinden, babasından yakın ve uzak çevresinden ilgi ve sevgi bekler. Beklentisine karşılık bulursa onlara duyduğu güven artar, bulamazsa azalır.” Mevlana
 
“İnsanların saygı ve şerefinin, itaat ve uyumunun kendinden maddeten değil, manen yüksek olanlar için gösterilmesi insan ruhunun gereklerindendir.” Atatürk
 
“Kırkayak üzgünmüş, niye bozuluyorsun diye sormuşlar. Yanıt vermiş. Dünyada nezaket diye bir şey kalmadı; kalabalık yerlerde herkes ayaklarıma basıyor.” (İlhan Selçuk)
 
“Saygı olmayan yerde aşk  da olmaz.” (Emile  Zola)
 
Son söz de gösteriyor ki, “Saygı”  , Sevgi’nin ve Aşk’ın ön koşuludur. Saygı olmadan insan sevgiye ve aşka varamaz. İnsan önce karşıdakini takdir etmelidir, değer vermelidir… Ondan sonrası kendiliğinden gelir. 
 
Kaba saba davranışlarla kim kimi aşık etmiş ki…Saygının bir diğer terimi de nezakettir. Nezaket, saygı  olmadan sevgi olmaz. 
 
Saygı ve sevgi önce ailede öğretilecek davranış biçimleridir. Bunlar içi boş kavramlar değildir. İnsan saygıyı ve sevgiyi yaşadıkça öğrenir. İnsanın evinde, okulunda, öğretmeninde saygı, sevgi… yoksa çocuk nereden öğrenecek böyle davranışları. 
 
Aslında eğitim demek “Sevgi Eğitimi” demektir. Biz okulda, öğrenebilirsek “insanlığı” öğreniriz. O da boş laflarla olmaz. Eğitimin de temeli sevgidir. O bakımdan eğitimde ne çok sevgiye sahip olan öğretmenlere, yöneticilere muhtacız.
 
Öyle öğretmenler yetiştirebiliyor muyuz? İşte sorun bu…
 
 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Türkiye'de iki asıl değer değerini yitirdi. Birincisi insanlık ve ikincisi ahlak. Bu değerleri geri getirmeden ne saygıyı, ne de sevgiyi tesis edebiliriz... sevgiler

ERIC VAN BUYTEN 
 14.03.2015 6:49
Cevap :
Her şeyden önce doğaya ve akla uygun bir düzeni sağlamak gerek.. Yoksa elbette işimiz çoktur Sayın Buyten.   14.03.2015 15:35
 

Değerli ve sevgili hocam, bu değerli iki mefhumun etrafı öylesine bir ateş çemberi ile kuşatılmış ki, ulaşmak, dokunmak, varlıklarından ilham almak mümkün değil. Peki hayatın katalizatörü olan bu iki varlıktan mahrum bir şekilde, insanlar hayattan nasıl kam alacak, bu unsurlar olmaksızın nasıl aşık olabilecekler. Bu unsurları gerçek anlamda uhdesinde bulundurmayan, sahtekarların, sevgiden saygıdan söz etmeleri, ilişkilerinde karşı cinsine "seni seviyorum" diyebilmeleri, ne büyük riyakarlıktır. Yüce Yaratanımız, gerçek sevgi ve saygıya aşık olacak ruh versin insanlara, samimi, menfaatten ve bencillikten uzak bir bilinç ve iradeyle!!!! Saygı ve selamlarımla. Refik

Refik Başdere 
 11.03.2015 0:14
Cevap :
Bu iki kavram olmadan nasıl yaşanır ki.. Hem kendimiz için, hem başkaları için beklediğimiz, umduğumuz... (Ve çoğu kez hayal kırıklığına uğradığımız bu iki kavram değil midir?) Çoğunu beklemeden, bulduğumuzla yetinerek yaşamaya çalışalım değerli arkadaşım.Başka çaresi var mı? Saygılar ve sevgiler.  11.03.2015 19:17
 

yillar once o zaman Adina munazara dedigimiz, bir fikir tartismasi vardi kazanani kaybedeni olarak. Siz bilirsinizde bilmiyenler icin; Agzi laf yapan bir velet oldugum icin okul tarihinin ilk son sinif olmiyan kultur edebiyat kolu bsk. kardesiniz kursuye cikti soyle bir bakindi yaklasik bes yus kisi salonda oturuyor ve bakiyor.Titreyen sag bacagini kursuye dayadi aynen baslik gibi sevgi mi? Saygi mi ? Dedi ve sayginin taraftari olarak topluluklara ilk hitabini yapti. Ve saygi kazandi!!!

Newyorker 
 10.03.2015 22:06
Cevap :
Eee..hangi tarafta bir New-York'lu olsaydı, o taraf kazanırdı. Demek münazara konunuz buydu? Biz de fazlasını yapmıyoruz ki... Sen sağolasın. Saygılar.  11.03.2015 19:19
 

Değerli dost, saygı, sevgi, hoşgörü vb. hepsi bir arada.

Şahin ÖZŞAHİN 
 10.03.2015 19:56
Cevap :
Öyle olmalı zaten. İnsan insanı sayıp, sevmedikçe, niye yaşar ki?  11.03.2015 8:05
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 2767
Toplam yorum
: 10164
Toplam mesaj
: 237
Ort. okunma sayısı
: 587
Kayıt tarihi
: 24.10.10
 
 

Mesleğim eğitimcilik… Şimdi artık emekli bir vatandaşım… biraz şairlik, biraz hayalcilik, biraz s..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster