Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

10 Mart '11

 
Kategori
Kişisel Gelişim
Okunma Sayısı
2262
 

Kişisel gelişim 1: Otodidakt insanlar

Kişisel gelişim 1: Otodidakt insanlar
 

Kişisel Gelişimin ilk adımı galiba Yunus Emre’nin büyük öğütünden geçer “Sen seni bil sen seni…” İnsan her şeyden önce kendini bilmeli. Kendini görebilmeli, kendini değerlendirebilmeli. Bunun için de olgunlaşmak gerekir. 

Yaşın getirdiği bir olgunluk vardır. Ama bu yetmez. İnsanlar mutlaka bulunduğu yaşın özelliklerini göstermeli fakat “gelişmiş” bir insan belki de yaşından çok daha olgun görünecektir; düşünceleri ve değerlendirmeleri çok daha ileri düzeyde olacaktır. 

İnsanın kendini çevreyi ve dünyayı büyük bir olgunlukla değerlendirebilmesi için iyi yetişmesi gerekir. Yetişme kavramının içine okuma, eğitilme girdiği gibi dış deneyim de girer. 

İnsanın yetişmesi iki türlü olabilir . İnsanı çevresi yetiştirir. Bu eğitilme işi ailede başlar ; çevrede sürer ve özellikle okul çevresinde devam eder. Sonra , sonra da bütün ömür boyunca sürer gider. 

İnsan bütün eğitimi boyunca iki türlü bilgi alır. Bir, kendi uzmanlık alanını belirler ve o meslek veya uzmanlık dalında derinleşir. İki, çok geniş kaynaklardan kendine ve insanlığa yararlı bilgileri elde ederek, zamanı gelince bunları insanlar için, çevresi için kullanır . birinci tip insan “uzman”dır. İkinci tip insan ise “aydın”dır. Bir insanda hem uzmanlık, hem de aydınlık vasfı bulunabilir mi? Niye olmasın. 

Genellikle , okullarda bize verilen bilgiler , özellikle yüksek öğretimde, uzmanlıkla ilgili bilgilerdir. Ve bizi belli bir mesleğe hazırlar. Oysa insan “Kültürü” kendisi edinmek zorundadır. Bunun için , yararlı kaynakları bulmak, edinmek ve okumak zorundadır. 

İnsanın önce temel bilgilere ihtiyacı vardır. Bu bilgileri anadan, atadan elde eder. O bilgilerin ışığında, ve kendi kaynaklarını oluşturmaya ve bilgisini görgüsünü geliştirmeye çalışır. 

Fakat insan ileri evrede , yararlı kaynakları nereden bulacaktır, nereden bilecektir. Bazı düşüncelere göre okunacak her şey okunabilir, okunacak her kitap yararlı olabilir. Bir bakıma doğru ama, insan ömrü sınırlıdır; dünyadaki bütün kitapları okumaya kimsenin ömrü yetmez. Onun için mutlaka bir seçim yapmak gerekir. Bu seçimi kim yapacaktır. 

Bu kaynak seçim işini ya başkaları bizim için yapar, bizde uygun görürsek okuruz; bir yerden sonra da artık kendi kaynaklarımızı kendimiz seçmek durumunda kalırız. 

Dünyada her şeyi öğrenmeye , her şeyi bilmeye ve okumaya imkan yoktur. Seçmek gerekir, demiştik. Yararlı, bizi geliştirici, önümüzü açıcı ve bizi izleyen insanlara da yararlı olacak kaynaklar… Kolay değil. Başkaları da tavsiye etse, insanın kendi seçtiği de olsa, kitap, kaynak seçmek hiç de kolay değildir. Ama kendi özelliklerimize, heveslerimize, ve yolumuza göre kitapları da bulmak pek de zor değildir. 

Bir insana okulda verilen bilgiler yetmez. Çoğu iyi eğitilmiş insanlar kendi kendilerini yetiştirmiş insanlardır. Bunlara “Otodidakt” denir. Bunların bir bölümünün resmi bir eğitimi de yoktur ama kendilerini öylesine yetiştirmişlerdir ki, bunlar belki de “aydın” kişi olmanın ötesinde , aynı zamanda “bilge “ kişilerdir ve yaşadıkları sürece çevrelerine ışık saçarlar.
Aydın kişi, öğrendiği bilgileri, deneyimleri kendine saklamaz. Anlatır, söyler, yazar, tartışır.. Doğruları, güzellikleri, iyilikleri diğer insanlarla paylaşmak ister. Sorusu olanların sorularına yanıt vermek ister… O çevresi için büyük bir ışık kaynağıdır. Bilgi kaynağıdır. Her toplumda az da olsa böyle insanlar vardır. 

Böyle insanları kıskananlar da vardır. Fakat böyle bilge kişiler genellikle mütevazi, hoşgörülü insanlardır ve tek düşünceleri diğer insanlara yardım etmektir. 

Kişisel Gelişimin ilk adımı iyi kaynakları ve bu iyi kaynakları salık verecek bilge kişileri bulmaktır. Sonra, hep okumak, öğrenmek gelir… Bu da ömür boyunca sürür. Bilge insanlar hem kendilerini hem de başkalarını aydınlatırlar. Bundan hem gurur duyarlar hem de kendilerini yetiştirmiş olurlar. 

Başkalarını iyi anlamak mı istiyoruz; kuşkusuz kendimiz kendimizi iyi anlamalıyız. Tanımalıyız. Bunun için kendimizi değerlendirecek duruma gelmeliyiz. Boş insan çok çabuk belli olur, dolu insan ise, o da belli olur… Ama toplumda bu ikisinin değer farklıdır. 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

bir duzeltme yanlis yazmisim " odaktik" her iki kelime ayni manaya geliyor ama birisinden biri yanlis galiba yanlis olan benim aklimda kalanmi? Saglik ve saygiyla

Newyorker 
 10.03.2011 20:55
Cevap :
Sayın NewYorker,"Odaktik" sözcüğünü ilk kez sizin aracılığınızla tanıdım. Ondan önce bilmiyordum. İNTERNET'e baktım ,sadece bir yerde geçmiş bu sözcük ,ama "Otodidakt" benim söylediğim anlamda bir çok yerde geçiyor. "Odaktik"in doğru kullanıldığına emin değilim, ama olabilir. "Otodidakt" , "İng "Deduct" sözcüğünden geliyor. Aslı "Didaktik" ,"Öğretme" demek . Yunanca ve Fransızcada da eşanlamlıları var. Benim bilgim bu kadar, Saygılarımla...  10.03.2011 22:39
 

otodidakt nerden aklimda kalmissa didaktik olarak kalmis. Yazili bir metine de ulasma imkanim yok. Internet bilsine guvenmem huysuz bir adamimdir. Rica etsem bir aciklama.saglik ve saygiyla

Newyorker 
 10.03.2011 11:38
Cevap :
Sayın Sade, biz biraz eski kuşaktan olduğumuz için o sözcükler aklımızın bir köşesinde kalmış. Otodidakt , bana göre, resmi bir eğitim görmeyen fakat kendisini üstün bir şekilde yetiştirmiş insanlara , denir diye biliyorum.İlginize teşekkürler.  10.03.2011 17:04
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 2579
Toplam yorum
: 10204
Toplam mesaj
: 237
Ort. okunma sayısı
: 834
Kayıt tarihi
: 24.10.10
 
 

Mesleğim eğitimcilik… Şimdi artık emekli bir vatandaşım… biraz şairlik, biraz hayalcilik, biraz s..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster