Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

11 Mart '11

 
Kategori
Kişisel Gelişim
Okunma Sayısı
8838
 

Kişisel gelişim 2: Karşıdakini tanıma

Kişisel gelişim 2: Karşıdakini tanıma
 

İnsanının kendini tanıması belki bir ömür sürer. Belki de insan kendini hiç doğru dürüst tanıyamaz. Niye? Çünkü tanımak istemez. Biraz kendisinden biraz, boşluktan korkar? Ben kimim? Sorusunun cevabı bazen korkutucu olabilir. Üstelik, bir de kendi kendimize tanıdığımız “Ben” le başkalarının tanıdığı “Ben” arasında her zaman belli bir fark olabilir. Ben kendime “Aslanım, kaplanım…” diyorum ama, karşıdaki de aynı gözle mi bakıyor? 

Evet, karşımızdaki insanı tartmak önce kendi değer ölçülerimizden geçer. “İnsan” hakkında ne biliyoruz? İnsanın davranışları, yalanları, doğruları … Hareketleri… Nedir? Bunları analiz edip o kişi hakkında karar verebiliyor muyuz. ? Bunlar için bazı temel değer yargılarına sahip olmamız gerekir. Nereden elde ederiz bu bilgileri , kuşkusuz bilimden; Özellikle Sosyal bilimlerden, Psikoloji’den, Sosyoloji’den ve diğer Davranış Bilimlerinden.. Bir de hayatın bize yüklediği “Öz Deneyimler”den… Kendimiz ne öğrendik insanlar hakkında , işte onlara bakarak insan hakkında karar vereceğiz. 

İşte şu karşımızda oturan insan, ne düşünüyor, ne istiyor, nasıl bir insan ? Ağzını açmadan karar verebilir misiniz ? Kolay değil… Ne demişler atalar, “zarf mazrufun aynasıdır, ” Şöyle süzeriz insanı… Oturuşuna, kalkışına, gülmesine, bakarız. Kılık kıyafeti bir çok şeyi ele verir. Ondan sonra konuşması… Konuşması, evet, artık onun kültürü, düzeyi, eğitimi, değer yargıları birkaç cümleyle ortaya çıkar. İnsan kendi kendini deşifre eden bir varlıktır. Ama aynı zamanda saklayan bir varlıktır. O kadar güzel konuşan ve o kadar güzel yalan söyleyen insanlar vardır ki, hayret edersiniz… 

Karşıdaki insanı nasıl ölçeriz? Kendi değer yargılarımızla… Onlarca yılın deneyimlerinin bizde bıraktığı düşüncelerle karşı insana bir yafta vururuz: İyi, doğru, yalancı, cesur, korkak…Falan filan … Bütün bunlar doğru mudur? Biz veya “Ben” ne kadar doğruysam, karşımdaki hakkında verdiğim yargılar da o kadar doğrudur. 

Kısaca bir “Karşılaştırma” yaparım , “Kafamdaki ideal Ben” ile karşımdaki varlığı karşılaştırırım. Bu karşılaştırmadan, karşıdaki varlık, insan kaybeder veya kazanır. Ama bu görece bir değerlendirmedir. Benim yargılarıma göre karşıdaki hakkında karar vermedir. Belki bir başkası , bu karşılaştırmada benden çok daha farklı bir değerlendirme yapacaktır. 

Peki “Kendini Geliştirme” adına bu karşılaştırmadan neler çıkarabilirim? 

İnsan durmadan , örnek insanı, Model_İnsanı veya Nietzsche’nin deyimiyle “Üstün İnsan” ı arar… Niye? Çünkü genellikle hepimiz hayatta yalnızızdır. Bize , doğruyu göstermek isteyen kişiler çoğu kez eksiktirler veya yetersizdirler. Veya biz öyle görürüz.. Ve durmadan ararız … “Mükemmel İnsan” nerede ? Bazen bulduğumuzu sanırız… Bu bir öğretmen olabilir, bir arkadaş olabilir veya bir artist “İdol” olabilir … Bir süre o insanın meziyetleriyle avunuruz. O “İyi..” deriz… Ama bir noktaya kadar, ondan sonra bütün putlar yıkılır. Evet bütün putlar yıkılır… O çok bilir dediğimiz babamız, meğer o kadar çok şey bilmiyormuş… O dost, yanlış bir arkadaşmış… Evet hayal kırıklıkları başlar.. Ama bazen de yanılırız. Kötü sandığımız bir insan iyi çıkar. 

İnsanları tanımanın yolu, insanların “Kişiliğini” iyi analiz etmekten geçer. Bunun da temeli Psikoloji Bilimidir. Ve bütün Sosyal Bilimlerdir. Böylece insanı tanırız. İnsanı tanıdığımız zaman kendimizi de tanırız. 

Arkadaş bildiğimiz insanın iyi çıkması ne güzel bir kestirmedir… İyi diye bildiğimiz bir öğrencinin yıllar sonra çok iyi bir mühendis olarak karşımıza çıkması ne güzel bir belirlemedir. 

Ama şunu da bilmek gerekir. Derler ya, “İnsan yedisinde neyse, yetmişinde de odur” biraz doğruluk payı olmakla birlikte , insanlar değişir. Gelişir, olgunlaşır. Ama temeline bakmak gerekir… Aldanmamak için.. Çünkü insan her zaman aldanır. Biraz “Kuşkuculuk” iyidir. 

İnsanın Kendini Geliştirmesi , bir bakıma karşıdaki insanları tanıma ve onların eksik yönlerini görme , ona göre kendini yapılandırırken , o eksik yolları giderici, ve kendini daha mükemmel hale getirici çareleri aramaktan geçer. O insanı göreceğiz. “Ben böyle bir insan olmak istemiyorum” veya “Hah işte benim için mükemmel insan budur, bunu örnek almalıyım” diyeceksiniz. İnsan bunu her zaman açıkça yapmaz. Ama sürekli kendimizi başkalarıyla karşılaştırırız. Dünya yeri bir bakıma boy ölçüşme yeridir. Nedir o sınavlar? Hep boy ölçüşme… Ölçütleri elde ettik mi gerisi kolay… Ama insanı ve kendimizi tanımanın yollarını bulmalıyız. Mükemmel insanı aramalıyız. Belki hiçbir zaman bulamıyacağız ama belki bizden daha üstünleri görüp onların neden üstün olduklarını anlayabiliriz. Ama ilk önce gerçeği itiraf etmek gerekir. “Bu insan benden iyi” … Ama niye iyi… Hangi yönlerden iyi..? İşte ondan sonra değişim başlar… Önce kendimizin eksik yönlerini keşfetmeliyiz. Bunun bir yolu da karşımızdaki insanları anlamaktır. Kolay olmasa bile .bunun araçlarını keşfetmeliyiz. 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 2579
Toplam yorum
: 10204
Toplam mesaj
: 237
Ort. okunma sayısı
: 834
Kayıt tarihi
: 24.10.10
 
 

Mesleğim eğitimcilik… Şimdi artık emekli bir vatandaşım… biraz şairlik, biraz hayalcilik, biraz s..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster