Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

22 Kasım '07

 
Kategori
Kişisel Gelişim
Okunma Sayısı
801
 

Kişisel gelişim nedir?

Sanırım gittikçe yaygınlaşan, daha sık duyduğumuz gördüğümüz bir şey olmaya başladı. Şey de nedir?

Bir şey işte, diyelim piyasa.

Bu bir ihraç olabilir mi? Nerden peki?
Bakmak lazım, benim dikkatimi çeken, ilk önce bir kitap dalgası olarak başladı.
O kitaplarda, mutlu olmak, başarılı olmak, bilmem ne konusunda iyi olmak önde vs olmak anlatılıyordu.

Kişisel gelişimcilikteki bu artışı şeye benzetiyorum. Mesela ev dekorasyonunda modalaşan değişimler oluyor. Son zamanlarda örneğin, pencere sistemi, daha sonra çelik kapı, sonra laminat parke, camdan balkon diye devam ediyor. Bakıyoruz kitlesel olarak insanlar bu değişime uyuyorlar. Kimse geri kalmak istemiyor. Birdenbire her taraf çelik kapı satanlarla doluyor. Piyasa doyunca bakıyorsun başka bir ürünü satanlar.

Bunda garip olan ne ki? Teknoloji yeni ürünler yaratıyor insanlar da alıp kullanıyorlar..

Kişisel gelişim konularında şimdilerde ise kurslar, internet siteleri, çeşitli eğitim paketleri, seminerler yaygın.
Anlaşıldığı kadarıyla artık bir piyasa oldu bu.

Bu kitapların okunası şeyler olduğunu sanmıyorum. Hem ucuz anlatımlarından dolayı, hem sanki, hayatın sırrını sattıkları izlenimi yaratmalarından dolayı, hem de aslında bilimsellikten uzak, uydurmalar oldukları için.

Kalitelisi de aynı ucuzu da aynı. Abd filmleri. Bana öyle geliyor ki, az çok aklı başında biri kolaylıkla, kaliteli bir ABd filmi yapabilir. (Senaryo yazabilir diyim, çünkü hakkaten film yapımında çok para harcıyorlar, olsun ne de olsa, dünyada bir Abd idealizmi yaratmışlar, nasıl olsa kazanıyorlar) Bütün abd filmlerinde basmakalıp sahneler vardır. Hangi durumda hangi sahne seçilir. Adeta puzzle gibi. Değişik olan şey sadece puzzeldaki desendir. Bu filmlerdeki şablonlardan biri, birinin, kaygısal durumlar yaşayan birine bir öykü anlatarak möhim bir hayatın sırrını keşfettirmesidir. Bu o kadar etkilidir ki, bütün abd filmlerinde işe yaramıştır. Bu kişisel gelişimcileri de, bu abd filmlerindeki bu öykü anlatıcılara benzetiyorum.

Başarının ne demek olduğu üzerinde doğru düzgün fikri olduğu şüpheli olan biri, sana kalkıp, başarının sırrını anlatır. Elinde hazır bir öyküsü de vardır muhtemelen.

Evet kişisel gelişim önemli bir şeydir. O da nedir? Kişinin kendi aklını kendi başına kullanmasını sağlayacak erdeme, akla ve bilgiye doğru yönelişidir, ona bu imkanların verilmesidir. İnsan, kişisel gelişimcilerin kovası değildir, olaya böyle yaklaşmadıkları sürece. Ki olaya böyle bakılırsa, insana sadece malzeme verilir, ordan gitme burdan git, şunu yapma bunu yap, kendini ödüllendir denmez. Ayrıca köpekler ödüllendirilince, belli davranışlar gösterme eğilimine giriyorlar, bu kişisel gelişimciler, insanı köpek yerine bile koyabilirler yani. Köpek, insandan daha asil bir hayvandır o ayrı. Ama sonuçta ikisi ayrı varlıktır.

Hayatın sırlarına gelince, hayatın sırrı yoktur, hayatın hileleri vardır, hile yapmıyorsan, keşfedeceğin bir sır yok. Hayatta başırılı olmak zorunda değilsin, mutlu olmak zorunda değilsin, sosyal olmak zorunda değilsin, hiçbir şey olmak zorunda değilsin. Başarı olsaydı, bunun ölçütü ne olacaktı? Kazanılan para mı? Ün mü? Altında çalışan kişi sayısı mı? Ne?.. Saçma olmayan bir şey ne olabilir?.. Saçma olmayan tek şey, bireyin kendisinin ulaştığı doyumdur. Bu ise tamamen bireysel alandaki öznel bir şeydir. Hakkında kişinin kendisi dışında, kimsenin bir şey bilemeyeceği bir alandır.

Size akıl veren her şeyden kaçının. İhtiyacınız akıl değil, bilgi ya da diğer malzemelerdir. Sonra onları birleştirip, yorumlayarak kendi başınıza akledersiniz. Dünyadaki en eşit dağıtılan şeylerden biri zekadır.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

“Köpek, insandan daha asil bir hayvandır...” esprinize katılmasam da genel olarak güzel ve yerinde bir analiz. Sonuçta vardığınız “İhtiyacınız [ihtiyacımız] olan akıl değil bilgi ya da diğer malzemelerdir” ana fikrine içtenlikle katılıyorum. Evet; İhtiyacımız olan esas şey, bilgi; bilgiyi idrak, bilgiyi paylaşmak, sürekli gelişmek ve geliştirmek. Görüşünüzü destekleyen blogu bilgilerinize sunuyorum; http://blog.milliyet.com.tr/Blog.aspx?BlogNo=75133

Kaliteli Yaşam 
 23.11.2007 9:40
Cevap :
Oh ne güzel düşüncelerime katılmışsınız, diyecektim ki, aklıma Nietzsche'nin bir sözü geldi, diyor ki, 'bizimle aynı fikirde olmayana yükleniriz, oysa, bizimle aynı fikirde olana yüklenmemiz lazım,' bir tane de Wilde'dan, o da diyor ki, 'ne zaman insanlar benimle aynı fikirde olsa, hatalı olduğumu düşünürüm.' Ben de diyeyim ki, 'anlaşılmak bir tür varolmaktır.' Evet bunlar akıllı insanlar, ama son dönemlerin mottosu 'pozitif olun, pozitif olun!' ezberine de muhalefet edecekleri bu sözlerinden düşünülebilir. Valla bu konularda insanlarla konuşuyorsun, okuyorsun, bakıyorsun herkesin dilinde benzer düşünme şablonları, benzer yöntemler, örnekler filan. Bir tür tektipleşme oluşuyor. Oysa bilmek yapabilmek değildir. İlki, zihin işidir, diğeri ise, karakter meselesi. Akıllıca edilmiş üç beş özlü sözle ya da nasihatla insanların karakteri ve hayatı değişmez. Kişinin en fazla bir süre bir şeyleri taklit etmesini sağlar o kadar.  23.11.2007 12:29
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 464
Toplam yorum
: 945
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 937
Kayıt tarihi
: 21.10.07
 
 

Ankara'da yaşıyorum. Çeşitli güncel konularda, zaman zaman "Neden olaya böyle bakılmıyor?" diye d..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster