Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

07 Kasım '17

 
Kategori
Kişisel Gelişim
Okunma Sayısı
557
 

Kişisel Gelişim ve Farkındalık Yolculuğu

Kişisel Gelişim ve Farkındalık Yolculuğu
 

Sevginin Kendi Hali


Sevginin Kendi Hali

Dünyada yolculuğumuz sevgide başlar ve sevgide biter... Bu muazzam güzellikte yaratılmak ne büyük lütuf,  Acaba kendimizi layıkıyla seviyor muyuz? Çoğu kişi  farkında değil ama ben söyleyeyim hiç sanmam! Aa nasıl yani elbette seviyorum ne demek sevmemek? bak kendimi öyle seviyorum ki şu şu marka kıyafet aldım, şu marka araba aldım  gibi egosal şeylere hizmet eden bir sürü şeyle önce kendimizi sonra başkalarını kandırma meylinde olabiliyoruz. Kendini sevmek; kendini beğenmişlik, kibir, herkese tepeden bakma değildir. Peki kendini sevmek nasıl olur? Kendini sevmeyince ne olur? 

Kendini sevmeyen insan henüz dünyaya ve çevresine farkındalıkla bakamaz . Kabulde ve şükürde olmaz, yadırgaması eleştirisi her an her dakika devam eder üstelik sıradan şeylere bile. Konuşacak kimse bulamazsa kendisiyle içinden konuşarak yargılarını sürdürür.  Başkalarına yargısı devam ederken sanmayın ki kendisine merhametli davranır!  Aslında en kötüsü de bu olur, en çok kendini yargılar, yadırgar, eleştirir. Kendini yargılaması öyle basitte olmaz … 

İstediği okulu ve bölümü kazanamadıysa kendisini eksik, başarısız olarak ya da zekasını küçümseyerek yargılar,  İşinde istediği konuma gelemeyince  kendisini yetersiz ,değersiz olarak yadırgar veya yargılar, yine istediği ilişkiyi yaşayamazsa kendisinin ilişkiyi hak etmediğini  (çirkinim, kısayım, kiloluyum, benden daha çok kazanıyor beni ne yapsın ki  vb.) düşünerek  sürekli yargılama yadırgama ve eleştiri peşindedir.  

 Bu örnekleri çoğaltmak mümkün bununla beraber farkındaysanız en acımasız ve ağır eleştirileri kendine yapıyor insanoğlu.  Başkasının bize zarar vereceğinden endişe ederken, bu düşüncelerle en çok kendimize zarar verdiğimizin farkında bile olmayız çoğu zaman. Kendinizi ne kadar eleştirip yargılıyorsanız dışarıdan da o kadar eleştiri ve yargı alacağınızın garantisidir. Bu ne demektir?  

Doğduğu anda onu eline alan ebe şöyle bir baktı bebeğin suratına ve '' ne kadar çirkin bir kız bu dedi...'' ve sonra  annesine verdi bebeği, anne ise  ebe ile hemfikir  oldu ve içinden ''kızım gerçekten de çok çirkinmiş'' diye geçirdi..

ilk çirkin kaydı, ebe hanımın sesi ile  yazıldı bilinçaltına, daha sonra annenin kızı hakkında düşüncesi de frekans şeklinde bebeğin bilinçaltı tarafından emildi ama tanımlanmadı sadece anlamsız bir frekans olarak yazıldı ta ki anlamlandıracağı yaşlara kadar yaşayacak olduğu bir kaç deneyimle beraber daha bu eleştiriyi pekiştirecekti.  Bu sesler, frekanslar,  tıpkı bir çiviyi duvara sağlamlaştırmak için üst üste vurulur gibi hep ona yaşatıldı artık bu tatlı kızın gerçeği, yadırgayan eleştiren iç sesi  onunla beraberdi.

“Çirkinim ben“di bu ses.  Sonra çirkin olarak hareket etmeye başladı öyle ya başkasının gerçeğini sanki kendi gerçeği gibi kabullenmişti. O gerçek bazen yüksek sesle bazende fısıltıyla hatırlatıyordu kendini. Ne yaparsa yapsın kaç estetik olursa olsun bir türlü ikna olmuyordu ve içindeki kendi güzelliğini, keşfeden insanlara da  inanmıyordu. Zaten kendisi de çirkin şeylerden hoşlanmazdı. Eğer biri çirkinse sevilmezdi , kabul görmezdi...

Kendini çirkin olarak yadırgayan (ki çirkin veya kötü ASLA yoktur, her insan biricik ve özeldir) bu bayan, tam olarak bilinçaltında buna inandığı için onun gerçek güzelliğini fark edecek insanları hayatına çekemez.  Tam aksine kendi  içinde bulanan (ben çirkinim)  frekansının yaydığı  gibi onu, çirkin bulacak insanları hayatına seçer ve belli bir süre sonra ise  o hayatına seçmiş olduğu insan ona gerçekten çirkin hissettirir ve kendi düşünce veya duygusunu kendisine kanıtlayan bilinçaltı yargılama sesi şöyle seslenir ' çirkinsin işte bak bu insanda sana bunu ispatladı' oysa ki  başka bir kodu olsaydı bilinçaltı onu da ispat edecekti.

Bilinçaltı bu kadar basit  ve otomatik olarak  çalışır durur. İçimizdeki negatif sesler hep karar alırken bizi yönlendirir ve sırf ispatı gerçek olduğu, haklı çıktığı için kendisini hem iyi hisseder hem de çirkin olduğunu bir kere daha kabul eder bu kısır döngü de böyle devam eder.  Kendisinden ayrı düşmüş insan , kendisini sevmemeye devam eder içinde  çığ gibi büyür bu duygular ve düşünceler  ve hayattan keyif almamaya başlar belki biraz izole bile yaşayabilir.... Bu örneği bir sürü konuya giydirebiliriz. Hayatımızda belki yanı başımızda duran insanlarda bile  görebiliriz başka başka yaşanan paradoksları !!

Çünkü ve eğer kelimeleri ile  başlayan  cümlelerimizi  sevgi  ile tamamlayamayız. Hayatta 3 tür sevgi vardır ve en güzeli rağmen türü sevgidir. Hatalı seçimler yapıyor olmama rağmen kendimi seviyorum gibi içinde kabul bulunduran bu tip cümleleri  kendimize söyleyerek önce kendimize şefkat ve merhamet göstermeyi öğrenmek  belki de ilk sorumluluğumuzdur..  

Çoğu danışanın haklı olarak akıllarına gelen ilk  soru  ise kendimizi sevmek için ne yapmalıyız?  Ne yapınca kendimizi sevmiş oluruz?

Öncelikle kendimizi sevmeyi bilmek için gerçekten sevdiğimiz insanlara nasıl davrandığımızı bularak işe başlayabiliriz.

Hadi liste yapalım aklımızdan veya yazalım bir kenara lazım olacak :) listeye yazacaklarımdan hariç şeyler bulmak tamamen sizin yaratıcılığınıza bağlı. E öyleyse başlayalım...

Sevdiğimiz insanlara öncelikle saygı duyarız, ilk kural belli oldu bile kendimize saygı duyacağız, ne yapabiliyorsak veya yapamıyorsak her halimize saygı duyacagız.

Sevdiğimiz kişilere zaman ayırırız, onları dinleriz.  Kedimize kaliteli vakit ayıracağız ve kendimizi şımartacağız. Belki sahilde yürüyerek belki de  güzel bir filmi tek başımıza seyrederek kendimizi şımartacağız. Bu birazda kendimizle flört oluyor aslında ki kendimizle flört edersek tek başınalığın tadına varmış oluruz bununla birlikte artık yalnız kalmaktan korkmadığımızı fark ederiz ve yaratıcı her düşünce ve duyguyu keşfederiz hem de  özgürce.

Sevdiğimiz kişi hayatımızda olduğu için sürekli şükrederiz değil mi? evet gerçek şükrü hem yüce Yaradan’a, bizi sevgi ile var etti diye en önce ona, sonra kendimiz olduğumuz için bulunduğumuz her ne halimiz varsa ona şükretmeliyiz. Şükür çok büyük bir enerjidir. Olmayanı da oldurur ve var olanı çoğaltır. Aldığımız her nefese Yüce Yaradan’ın verdiklerine ve vermediklerine her şeye şükür etmek çok anlamlı bir sevgi açılımıdır.

Sevdiğiniz olarak çocuğunuzu ele alırsak onu iyi yetiştirmek ve gelişimine katkıda bulunmak adına her gün bir şey öğretirsiniz, bunu kendimizi beslemek için kendimize de muhakkak uygulamalıyız. Her gün yeni bir bilgi öğrenmek ve uygulamak hem beyni geliştirir alzheimer gibi bir çok  rahatsızlığa engel olur hem zihniniz yeni bilgiyi uygulamaya almaya çalışırken eğlenirsiniz ve hayatınızı daha anlamlı kılar.

Sevdiğimiz insanlarla yediklerimize içtiklerimize de özen gösteririz o zaman belki biraz daha özenli yemek yemeliyiz tek başımıza da olsa harika bir sofrayı kendimize muhakkak hazırlamalıyız. Sevdiğimiz ve bedenimize sağlık katacak  yiyecekleri keyifle yemek güzel fikir.

Bu gibi davranışları sürekli yaparak kendimizi sevdiğimizi somut olarak kendimize gösteririz aslolan  yapılabilirse en muhteşem olanı ; olan her şeyin en mükemmel halde olduğuna tüm kalbimizle inanmak, bütün negatif düşüncelerimizi serbest bırakarak an'a teslim olmak  ve kendimizi, herkesi ,her şeyi olduğu gibi kabul etmek , şükretmek ! İşte bunlar kendimizi sevmektir.

Sevgi ve selamlarımla

Yaşam Koçu

Özlem YAŞAR

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 6
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 205
Kayıt tarihi
: 06.11.17
 
 

İstanbul'da doğdu, babası devlet memuru olduğundan Türkiye'nin farklı bölgelerinde farklı kültürl..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster