Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

12 Aralık '06

 
Kategori
Felsefe
Okunma Sayısı
1054
 

Kişisel gerçeklik atölyemizin subjektif ürünü: "Algı"

Kişisel gerçeklik atölyemizin subjektif ürünü: "Algı"
 

Sen miydin?...

Titreyen mumda gördüğüm, uzun gecede ki o sessiz gölge,
Ya masam da duran elmanın, buğulanmış kabuğunda kırmızı ile sarının kaynaştığı tam o nokta,
Defne yaprağının üzerinde ki o tek damla su da,
Ya çiğ tanelerinde biriken ıslak gün ışığında,
Henüz başvermiş ekinde ki, o yaşam kokan tomurcukta,
Karıncanın ağızında sürüklediği, hayat veren lokmada,

Sen miydin?
Yoksa...
Her yerde seni gören, ben miydim?

Algılananın, algılayanın gözünde büründüğü başkalaşım halleri ve ardından gelen sorular, sorgulamalar. Bunlar bitmek bilmeyen vazgeçilmezler ben de bu aralar...

Bence dışarıda olanla, algılayanın gözünden yaşanan bambaşka oluşlar aslında. Her zihnin, sadece kendi içindeki malzemeyi kullanarak kurgular oluşturuyor.Zihinlerimiz, sanki özel bir sinema salonu gibi. Her görüntü, her söz, her duruş sadece o zihne özel sahnelenen, tek kişik oyunun ayrı ayrı parçaları. Ve bu film, başından sonuna kadar sadece tek kişi için oynatılıp duruluyor.

Sözler , bakışlar, algılayışlar ve kavrayışlar tamamı bu subjektif dışavurumlar atölyesinin ürünleri.
Ortada dolanan da bu durumda: İnsan sayısı kadar gerçeklik oluyor bu durumda...

Alt katagorilerde ise; bu gerçekliklerin hangisinin hakikat olduğunu anlamaya çalışanlar, yada umursamayıp gelişine göre yaşayanlar veya bu ayrımları farkında dahi olmayanlar...

Algılayış: Geçmiş deneyimler, öğretiler, kalıplar, edinilenler, anlık duygular ve hissedişler harmanından ibaret.
Tüm öfke, heyecan, belki de aşk dediğimiz kavramların doğuşu ise, aynı kaynaktan: Bir elektirik akımının siniruçlarına varışıyla başlayan sürecin, tüm bedene ve zihne hakim oluşundan başka bir şey değil aslında yaşanmakta olan. Üstelik o an da oluşumlarının neredeyse önüne geçilmesi imkaansız olan bu akımlar, sadece en ilkel güdülerimizin tetikleyicisi olmakla da kalmıyorlar. Bir de Üstüne üstlük "kişisel gerçeklik imajımız" ın da mimarı olanlar da, bunlar...

Tüm olan bitenin yansımasıda:
Ben; gözünün içine baktıklarımla, aynı dili konuştuklarmla anlaşabilmekten uzak olan...
Sen; sarılıp yattıklarınla aynı duyguyu hissedebilmenin imkaansızlığını yıllar öncesinde fark edip kavrayan, bsonrasında bunu kanullenip bildiği doğrultuda yaşayan...
O; tüm olan bitene kayıtsız; onun adı zaten bunun için: Umursamayan...
Öteki; her an herkezin hissettiğinin aynı olduğunu, hala sanan...

Boyut boyut gerçeklik, aşama aşama algılayış düzlemi: Ne biri diğerine göre daha doğru, ne öteki bir başkasınınkinden daha üstün. Her zihin kendi dünyasının mimarı ve her hissediş algılayanın yüreğinin yegane ussalı.

Tarihte ve hala bu günde: Her zaman ve her yerde, her sözde, her bakışta, her oluşta ve bozuluşta...
Hayata karşı takınılan tüm bu duruşlarda: Dünya var olduğundan beri ve hala "her şey olması gerektiği gibi yaşanmakta"

Sevgi ve ışıkla
Ayna

12.12.06

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Her şey daha güzel olabilir. İhtiyacımız olan tek şey:İSTEMEK....

Alichar 
 12.12.2006 22:34
Cevap :
Sevgili Durmuş, Ne kadar da doğru, her şey taleop etmekle başlıyor. Dilerim öyle olsun. Sevgi ve ışıkla Ayna  12.12.2006 23:55
 

sanki spinoza girmiş yazına ve "mümkün olan en mükemmel evrendeyiz" demekte. peki gerçekten de bu evren mümkün olanın en iyisi midir? daha iyisi olamaz mı? bizler bir kurgunun eseri miyiz yoksa kurguyu yapan bizler miyiz?

Başak ALTIN 
 12.12.2006 20:06
Cevap :
Başakcığım, benim düşünceme göre: Evren'de olmakta olan her şey, bizim tercih ve ihtiyaçlarımız doğrultusunda bizzat bizim tarafımızdan oluşturulmakta. Hegelin anlatımıyla "ussal olan gerçek, gerçek olan ussaldır.” O halde olmakta olan ihtiyaca karşılık gelendir ve gereklidir. Bizim var oluş düzlememizde deneyimlememiz gerekenler değiştikçe her şeyle beraber elbette ki "mükemmellik" konusunda ki değer yargılarımızda gelişecek, dönüşecek ve nhyetinde değişecektir. Paylaşım ve katkın için teşekkür ederim arkadaşım. Sevgi ve ışıkla Ayna  13.12.2006 0:01
 

Senin Matematik sevgin yine ortaya çıkmış bu yazında... Ama iyi bilirsin bir matematik Probleminin denklemi subjektif değildir hayatın her alanında... Yazının başından sonuna değin tespitlerin bir pınar akıcılığında... Algılayışının tavana vurduğu bazı zamanlarda... Yazıya net bir yorum yapılamamakta... Yorum adına, eleştiri adına algılayışına ara vermek zorunda kalırsın adına eleştirisizliğim... Çok beğendim sevgili Ayna... Sevgiler, saygılar..

Yücel EVRENN 
 12.12.2006 15:35
Cevap :
Sevgili Yücel Dostum, Biliyor musun, bu yazıyı yazıp bitirdiğimde senden bu tarz bir yorum alacağımı hissetmiştim. Yanılmamışım:)) Gerçekten içtenlikle söylüyorum: Gerek kavrayışında ki nesnelliği gördüğümde, gerekse paylaşımlarındaki dürüstlük ve yansız olma gayretinle ışık tutuyorsun. Sağol var ol... Sevgi ve ışıkla  12.12.2006 15:42
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 268
Toplam yorum
: 1159
Toplam mesaj
: 159
Ort. okunma sayısı
: 1882
Kayıt tarihi
: 15.09.06
 
 

Var olan her oluş ve bozuluş hakkında gözlem, tahlil ve sonuca varma sürecindeki yolculuğumu, siz..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster