Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

30 Mart '21

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
31
 

Kişisel Gidişim


Her şey hazır; sancılar artık dayanılmaz boyutta, doğal koşullar altında, beyaz önlüklüler iki bacak arasından sımsıkı kapalı bir çift göz, ilk nefesini almaya ramak kalan küçük bir burun ve buruşuk dudakların bir araya geldiği kırışık, ıslak bir yüz görmeyi bekliyorlar. Beklentilerin cirit attığı bu ortamda, mutluluk ve heyecan birinciliğe oynuyor. Kırışık, ıslak yüzün ardından beliren çifterli el ve ayaklar tüm bu seremoninin bir es işareti oluyor. Cirit atan beklentiler hedefi tam ortadan vuruyor. Buruşuk dudakların önce açılması, sonra içindeki karanlıktan gelecek olan sese izin vermesi, ‘’hayattayım’’ demenin lisansızlaştığı o an bekleniyor. Olmadı mı? O zaman tüm beklentilerin nazik bir tokata dönüşmesiyle, ilk darbe yeniyor. Şimdi ses duyuldu mu? İşte her şey daha yine başlıyor. Yeni başlamıyor evet, yine başlıyor. ‘’Sana geldim’’ denilen hayat, ‘’dur hele’’ dercesine, şu dakikalar içinde gerçekleşen olayı, döngüler halinde sunmaya çoktan hazır. O sunmaya hazır da, bu sunumu kabul edenler ne olacak?

 

 

Daha dünyaya gelmeden kırmızı halıda geçit töreni düzenleyen beklentiler, rahmin içinden hayatın içine geçiş sırasında tokat da oluyor ses de. Kırışık, ıslak yüz, büyümenin karşı konulmaz şiddetiyle tanıştığında, sancıların transferi gerçekleşiyor. Tokatların biçim değiştirip ellerden meydana gelmeyen hali, çoğalan ama bu sefer kendinden çıkmayan seslerle harç olup karışınca, mutluluk artık ikinciliğe oynuyor. Ağaçların, üzerinde rakamlar yazılı ederli kağıtlara dönüşmesinin pahası, bir türlü biçilemeyedursun, kırışık, ıslak yüz başlıyor ağlamaya. Yine kırışık, yine ıslak. ‘’Hayattayım’’ demek artık ‘’lisanssız’’ olmayacağından, kişisel gelişim markası altında, daha kendini dokumaya başlamadan, okumaya başlıyor.  Olmadı mı? O zaman beklentilerin sert bir tokata dönüşmesiyle son olmayacak o darbe yeniyor. Şimdi ses duyuldu mu içerden? İşte her şey daha yeni başlıyor.

Her şey hazır; sancılar artık dayanılmaz boyutta, doğal koşullar altında, beyaz önlüklüler artık kapanması kaçınılmaz bir çift göz, son nefesini vermeye ramak kalan büyük bir burun ve buruşuk dudakların bir araya geldiği kırışık kupkuru bir yüz görmeyi bekliyorlar. Beklentilerin cirit attığı bu ortamda mutluluk ve heyecan çoktan diskalifiye olmuş. Kırışık, kupkuru yüzün ardından kıpırdayamayan çifterli el ve ayaklar tüm bu seremoninin bir es işareti oluyor. Lisansızca ‘’Hayatta değilim’’ demenin lisanslandığı o an bekleniyor. Olmadı mı? O zaman tüm beklentilerin taş gibi bir tokata dönüşmesiyle son darbe yeniyor. Şimdi ses duyuldu mu? İşte artık her şey için çok geç oluyor. Beklentiler yönetmenliğinde sürülen hayatın, kişisel gelişimlerin, kendinden gidişlere dönüştüğü anlaşılıyor.

Son açışım içimin biçimini

Son kaçışım biçimsiz içimden

Geçimimi sağlayıp, kendimi sollamışım

Seçimime ağlayıp, kendimi kollamışım

Allamış, pullamış, yollamışım

Yolamadıklarımı kafamdan.

Kaçırdığım akılların açık görüşlerinde kaşıklamışım

Benli anların dibini

Kaşıklarım bitmesin ki sıyırayım

Akıllarımı.

ETEM SEVİK bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 19
Toplam yorum
: 6
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 55
Kayıt tarihi
: 02.01.19
 
 

Dokuz Eylül Üniversitesi İngilizce İktisat 3.sınıf öğrencisiyim. Düşünce yazıları ve edebi yazılar ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster