Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

24 Aralık '15

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
236
 

Kişisel yazgı...

Kişisel yazgı...
 

Tüm aksini yazmama, etmeme rağmen hayat gerçekten karmaşıktır!

Bazen notlar alıyorum hayata dair ve bunları birleştirip sizlere hikayeler anlatıyorum. Ve en son bunu “Rüzgar gibi saçmak” isimli bloğumda yaptım. Bu notların birbirleriyle alakası yok. Sadece hayatta dikkatimi çeken laflardan oluşuyor; aşağıda size birkaç yeni örnek:

“Bütün hatıralar gözyaşlarının işidir.”

 “Hiçbir şey sonsuza kadar sürmezdi.”

Ve bütün bu yazmalara ve çizmelere, hayatı yaşama önermelerine karşın hayat sürekli değişim ve devinim içerisinde olduğu için kendinizi yeniden hayata karşı kurgulamanız ve adapte etmeniz gerekmektedir. “Yani ben bitirdim bu işi, oldu” deyince hiçbir şey bitmez. Ve hatta bu noktadan itibaren yepyeni bir yazgı başlar. İnsan ve kaderi arasındaki ilişki bu kadar basittir!

Birgün büyüyünce gözyaşları da biter ve o anla birlikte duygulardan öte bir bilgelik başlar hayatta ve hatta öyle ki duygular önemini yitirir bu eşikten sonra! Çünkü duyguları kontrol edememek söz konusu değildir. İnsanlar sana bir beyin gözüyle bakarlar ve sen hüzünlenmezsen şayet, hayatın intikamını senin üzerinde almak isterler. Seni kıskanırlar, verimliliğini yerin dibine sokmak isterler ve böyle zamanlarda oturup hayatı yeniden sorgular ve anlam veremezsin olup bitenlere!

Ve sonuç olarak anlarsın ki hayatta değişmeyecek tek şey genel olarak insanlardır! Ve bütün bu anlatılar herhangi bir sonucu değiştermezler ne yazık ki! Olacaklar olduğu şekilde olmaya devam ederler!

Hayata müdahale etmen seni kesinlikle bir adım öteye götürmez. Burada önemli olan başka bir şey var:

İnsan doğaya uyum sağlamak için bir hayvan kadar boyun eğmek zorundadır. Oysa insanın en büyük sorunu da budur; doğaya karşı savaş açmıştır. İşte bu savaşı kazanmak için her seferinde tanrıdan ve onun peygamberlerinden yardım diler. İnsanın yazgısında bozulma ise bu andan itibaren başlar. Aslında insanın gözyaşları zahiridir; her şey iradesizliği ile ilgili bir durumdur!

Endonezya’ya gittiğimde bunu fark etmiştim. Medeniyette yaşadığım her saniyede, doğadan sonsuz kopuk yaşıyor, tabiat ananın benim için belirlediği yaşamın içine girmeyi başaramıyordum. Tüm parasal zenginliğime rağmen mutluluktan nasibimi alamıyordum. Ve bu korkunç kadersiz ve değersiz hayatımı yaşarken üstelik mutsuzluğumun sebebini aşksızlığa bağlayacak kadar hayatımda arsızdım. İstiyordum ki doğayı her değiştirmeye kalkıştığımda doğa bana boyun eğsin. Oysa ki her seferinde doğa beni parça pinçek edip korunmasız bırakıyordu. Üstüm, başım, beynim delik deşik oluyordu.

İşte tam bu noktada hayatta normalleşmeyi seçtim.

Evet, beynimin hızlı çalışması benim de hızlı yaşayıp genç ölmem anlamına gelmiyordu. Ve kazandığım parayı azaltarak yeterince kazanacak şekilde yaşamayı seçtim. Evlendim, sıradanlaştım, çocuklarım oldu ve hayata kök saldım. Sıradan olma duygusu beni aptallaştırırken yaşama isteğim normalleşerek dengelendi ve mutluluğu buldum. Ve fark ettim ki varsa yoksa hayat ailedeki mutluluğun ta kendisiydi çünkü bir tek aile içerisindeki beraberliğin temel amacı para değil sevgiydi.

Yazılan onca kelimenin, görülen onca ülkenin, emekle üretilen onca duygu, düşünce ve kültürün aksine, yaşamak ailenle sevgiyi paylaşarak yürütebileciğin kurumun mutlu anlarının bütünüydü!

Bir insan dünyadaki en güzel resmi yapabilirdi ama aynı zamanda son derece mutsuz olabilirdi. Yıllarca gagalanan “başarı mutluluğu getirir” söyleminin aksine, Steve Jobs örneğinde olduğu gibi, seni mutsuzluğun ıssızlığına terk edebilirdi ve kanserden aniden ölebilirdin.  

Evet, herkesin kendi karakterine göre oluşturduğu yazgı, başarı-sağlık-mutluluk üçlemesinden bağımsız kişiye has farklı önermeler, problemler veya sonuçlar üretebilir. İşte buna, yani yazgıya, sadece şansla  yaklaşmak veyahutta sadece kaderine güvenmek aptallığını hayatında sürdürmek, seni işin içinden çıkılmaz hale getirebilir. Bu yüzden Doğa ve Tanrı sana ve tüm canlılara duyduğu saygıyı duyarak, hayat konusunda emsal olarak bilimsellikten daha öte, bilimin çıkmasına neden olan, doğa olayları ile hayatını açıklamanı tavsiye ediyor. Çünkü doğada var olan her şey gerçek iken sen sadece kendi bencil kaderinle bu hayata tutunmaya çalışıyorsun. Dolayısıyla yazgını oluştururken doğaya duyduğun saygı kadar doğadan sevgi ve saygı bulacaksın.

Ve bu bağlamda çağdaş mimar Antonio Gaudi bile, henüz yapımı tamamlanmamış bir kiliseyi üretirken kilisenin adını La Sacrada Familia (Kutsal Aile) koymuş, mimari yapısını oluştururken doğadan hareket edip sütunları ağaçlara benzetme ihtiyacı hissetmiştir.

Hangi meslekten, ülkeden, dinden, mezhepten, kültürden ve cinsiyetten gelirse gelsin, insan için mutluluk tanımı, SEVGİ dolu bir ailedir. Kendi doğduğumuz aileyi  seçemeyecek olsak da kuracağımız aileyle mutluluğumuzu garanti altına alarak KİŞİSEL YAZGIMIZI gerçekleyebiliriz.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Çoğu insan ruhunun kilidini kapalı tutar.Anahtarına ulaşabilmeyi akıl edemez.Aslında içinde yaşadığı ve varlığını ona borçlu olduğu çömert doğa da yardım elini uzatır,ama o bilisizliği yüzünden hünerini göstermez.Bedenen büyümesini sürdürür ve kabaca kişisel yazgısının baskısı altında ezilir.Bazı sevinçli ve kederli davranış biçimlerini ve onlardan doğan belirtileri de iradesizliğe yükler,ama bu onun yanılgısı olur...Sağlıklı,huzurlu ve mutlu,zengin bir hayatın aileden geldiği fikriniz oldukça yerinde...Güzeldi!Elinize sağlık değerli Anıl.Selam ve saygılarımla.

Abbas Oğuz 
 02.01.2016 0:56
Cevap :
Hayatta ne kadar ortak paydamız varmış! Aklın yolu birdir diyorum da inandıramıyorum. İnsanın bilgi düzeyi artıkça tek doğruya doğru yöneliyor. Size de harika bir yıl dilerim. Teşekkürler... En derin selamlarımla  04.01.2016 8:37
 

Bu dünyadaki en büyük mutluluk insanın sağlıklı olmasıdır. Kimseye muhtaç olmadan yaşamasıdır. Sevgi dolu bir aile de, mutluluğun taçlandırılmasıdır. Onun dışında alınmış olan en yüksek eğitimler, çok parlak iş yaşamı, sınırsız kazançlar yaşamımızı güzelleştirecek çinilerdir ama mutluluk getirmeyebiliyorlar. Mutluluk en basit haliyle anlamak ve anlaşılmaktır çoğu zaman diye düşünüyorum ben de...Selamlar, mutlu kalın...

Ayşegül HAYVAR 
 26.12.2015 20:39
Cevap :
Çok güzel söylemler bunlar ve hepsine birden sahip olabilmek için şanslı mı olmalıyız? Yoksa şansı hak edecek kadar çok mu çalışmalıyız! Bence ikincisi... Güzel yorumdu. Siz de mutlu kalın...  04.01.2016 8:53
 

"Düşüncelerimiz amaçlarımizi doğurur. Amaçlar eylemlerimize yön verir.Tekrarlanan eylemler alışkanlıklarımıza yol açar. Alışkanlıklar da karakterimizi belirleyerek kaderimizi tayin eder" diyen beylik bir Shakespeare sözü var! Diğer uçta ise:"İnsan sahip olduklarının toplamı değil, fakat henüz gerceklestiremediklerinin toplamıdır!" diyerek varoluşçuluğun felsefi derinliklerine kulaç atan bir J.P.Sartre sözü...Kişisel deneyim ve gözlemlerinle sentezlerinin bu blogunu okurken bu iki söz arasında -yeniden= salınıp durdum. Aksi (salınımsiz kalmak) kimse için mümkün degil sanırım. İctenligine, aktarım ve sentez gücüne sağlık azizim. Sevgi ve selamlarimla...

Ersin Kabaoglu 
 25.12.2015 23:10
Cevap :
Ben hep aklın yolu bir derim ve o da bilimsel düşünce! Bilimsel düşünce de doğa ve yaratılarını gözlemleyip sonuç çıkarabilme yetisi. Bizi biz yapan bu özellikler olduğu için ortak payda da buluşuyoruz. Ne güzel ki sayımız hiç de azımsanmayacak kadar! Yorumunuz çok güzeldi! Mutlu yıllar...   04.01.2016 9:04
 

Benim, içinde gözyaşı olmayan anılarım da var ama:) Ve ben büyüdüm, gözyaşlarım daha da arttı. Acaba büyümedim mi, yoksa bilge mi olamadım:) Şaka bir yana, bence “gözyaşı” kıyas değeri olmamalı. Ayrıca, “zahirî” olduğu ve iradesizliği ifade ettiği fikrine de katılmıyorum. Evet, belki öylesi de vardır; ama genelleme yapmak yanlış! Aile kurumuyla ilgili düşüncelerin çok güzel ve doğru. Bir zamanlar bir reklam vardı TV’lerde: “Evdeki huzur, mutluluk budur.” derdi. Selam ve sevgiyle.

Ata Kemal Şahin 
 25.12.2015 7:44
Cevap :
Aslında demek istediğimi tam olarak anlatamamışım ve bu benim yanlış ifademden kaynaklanıyor. Demek istediğim insanlar iradeleri açısından bakıldığında zayıftır ve bu zayıflıklarından dolayı ekseriya ağlaktırlar. Size katılıyorum, tüm insanlığı bu şekilde yaftalayamayız... Uyarınız için teşekkürler...  25.12.2015 14:49
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 613
Toplam yorum
: 1644
Toplam mesaj
: 19
Ort. okunma sayısı
: 286
Kayıt tarihi
: 10.04.11
 
 

Eric küllerinden doğduktan sonra dünyada büyük değişiklikler olsa da Türkiye'de çok fazla şey değ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster