Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

13 Şubat '20

 
Kategori
Aşk - Evlilik
Okunma Sayısı
56
 

Kıskançlık Nedir? Ne yapmalı?

Kıskançlık aşkın koruyucusu olarak düşünülse de çoğu zaman ilişkiler üzerinde yıkıcı bir etkisi olur ve kıskanan kişiye dayanılmaz bir acı verebilir. Aslında kıskanmak, insanın doğasında var olan bir duygudur. Kaybedilmek istenmeyen bir kişinin ya da ilişkinin elden gideceği sanısıyla ortaya çıkan, kişiye ciddi bir bunaltı ve sıkıntı verebilen karmaşık bir ruhsal yaşantıdır. 

Kıskançlık üzerine araştırmalar yapmış psikologların üzerinde fikir birliğine vardığı tanım ise, değer verilen biriyle kurulmuş olan ilişkinin tehlikeye girdiğini düşünme ya da gerçekten bozulmasıyla ortaya çıkan öfke, mutsuzluk ve korku duygularıyla kendini gösteren bir duygu durumudur.

Aşırıya kaçmadığında kıskançlığın normal olduğunu ve diğer kişiye verilen değeri gösterdiğini söyleyebiliriz. Ancak aşırıya kaçtığında bir sevgi belirtisi olmanın aksine evliliklerde ve yakın ilişkilerde ciddi problemlerin yaşanmasına yol açan bir durum haline gelmektedir. Günümüzde bir çok evli çiftin kıskançlık sebebiyle şiddetli tartışmalar yaşadığını veya evliliklerini sonlandırma kararı aldıklarını bilmekteyiz: Evlilik terapistleri ile yapılan bir araştırmada psikoterapiye başvuran çiftlerin 3’te 1’inin ana sorununun kıskançlık olduğu ortaya çıkmıştır. 

Kıskançlık doğuştan mıdır?

Psikolojik problemlerin neredeyse tümü için kaynağında hem biyolojik hem de çevresel faktörlerin bulunduğunu söyleyebiliriz. Kıskançlıkta da genetik olarak aktarılan endişeli ve kaygılı kişilik yapısının yanında, diğer insanlara güvenme ya da sürekli kuşku duymayı öğrenme etkili faktörler olarak öne çıkmaktadır. Yani genetik olarak aktarılan kıskançlığa yatkınlık, yaşanılan olaylardan ve çevreden öğrenilenlerden etkilenerek ortaya çıkar, ardından da kuvvetlenerek devam edebilir.

Kişinin geçmiş yaşantılarının bu noktada oldukça etkili olduğunu söylemek gerekir. Geçmişte aldatılma, kendisine yalan söylenilmesi gibi durumlarla karşılaşan insanlar, gerçekte hiçbir sebep olmadığı halde aşırı kıskançlık yaşayabilir ve bu duyguyla başa çıkmada güçlük yaşayabilirler.

Aşırı koruyucu ve kollayıcı anne-babaların çocuklarında, strese karşı dayanıksızlık, özgüven eksikliği ve kıskançlıkla başa çıkmada güçlük görülebilir. Kendine güvensiz ve değersizlik duygusu yaşayan çocuklar, kıskançlıklarını abartılı yollarla ifade edeceklerdir. Bu duyguları besleyen ve çok sık yapılan hatalardan birisi de çocuğun kardeşleri ve arkadaşları ile sürekli karşılaştırılması, yarıştırılmasıdır. Ayrıca eleştirmek, söylediklerini anlamaya çalışmaktan çok yargılamak çocuğun duygularını uygun yollarla ifade etmesini engelleyecektir. 

Kıskançlığın belirtileri nelerdir?

  • Partnerinin kendisine olan ilgisinin azaldığından ya da aldatacağından aşırı derecede korkma
  • Partnerini güvenilir olmamakla suçlama ve bunu takıntılı bir şekilde düşünme
  • Bir aldatılma ya da ayrılığı engellemek için partnerini aşırı derecede kısıtlama
  • Partnerinin sürekli nerede olduğunu ve ne yaptığını kontrol etme
  • Duygusal dalgalanmalar, depresyon ya da sürekli yaşanan huzursuzluk hali
  • Öfke patlamaları
  • Saldırganlık ve şiddet eğilimi
  • Uyku bozukluğu, iştahta değişikler, nefes darlığı, kalp çarpıntısı, baş ağrısı gibi fiziksel belirtiler.

Kıskançlık kadın ve erkekte farklılık gösterir mi?

Araştırmalar bize kıskançlığın nedenlerinin kadınlarda ve erkeklerde farklı olmadığını, sadece kıskançlığın yaşanma şeklinin ve sonrasında ortaya çıkan davranışların farklılaştığını göstermektedir. Kadınların kıskançlığı daha fazla duygusal seviyede, erkeklerin ise daha fazla fiziksel dışavurum ile yaşadığını söyleyebiliriz. Buna göre aşırı derecede kıskanç bir kadın, depresyonun ve aşırı kaygının eşlik ettiği duygusal dalgalanmalar, ağlama nöbetleri, eşini sürekli kontrol etme gibi belirtiler yaşarken; erkekler daha fazla öfke patlaması, partnerini takip etme, fiziksel şiddete başvurma gibi belirtiler göstermektedir. 

Hiç kıskanmamak mümkün müdür?

Kıskanmak kuşkusuz insanoğlunun doğasında var olan bir duygudur. Ancak yaşamı olumsuz etkileyecek seviyeye geldiğinde veya tamamen yersiz bir şekilde ortaya çıktığında problem olarak düşünülür.  Oysa ki aşırı kıskançlık engellenebilir ve psikoterapi ile önlenebilir bir durumdur. Kıskanan kişinin iç dünyasından, yaşanan olaylara yaptığı abartılı ya da yanlış yorumlardan, yani bir takım düşünce hatalarından kaynaklanmaktadır. Psikoterapi sürecinde kişinin geçmişte ve şimdi yaşadığı olaylara yaptığı bu tür hatalı yorumların nasıl düzeltilebileceği kişiye öğretilmektedir.

Kıskanç kişi neler yapar? 

Kıskançlık yaşayan kişilerde aşağıdaki davranışların bir ya da birkaç tanesinin ortaya çıktığını gözleriz:

  • Herhangi bir nedeni olmadan partnerini suçlar
  • Nerede, kimlerle, nasıl vakit geçirdiğini aşırı derecede sorgular
  • Partnerini takip eder
  • Telefonunu, bilgisayarını karıştırarak ipucu yakalamaya çalışır
  • Partnerinin arkadaşlarından, çevresinden gizlice bilgi edinmeye çalışır
  • Yersiz bir şekilde suçlamalarda bulunur
  • Gün içerisinde sürekli aldatılmayla ilgili düşünceleriyle meşgul olur
  • Endişeleri sebebiyle uykusunda ve iştahında düzensizlikler ortaya çıkar
  • Öfke patlamaları olur
  • Ağlama nöbetleri olur

Kimler daha fazla kıskanır?

Uzun yıllardır psikologlar kimlerin daha fazla kıskanç olduğuna ilişkin araştırmalar yapmış ve en etkili faktörlerin şunlar olduğu sonucuna varmıştır:

  • Düşük benlik saygısı
  • Genetik yatkınlık: Kaygıya duyarlı ve duygusal dalgalanmalara yatkın olma
  • Bağımlı kişilik yapısı
  • Düşük özgüven: Partneri için yeteri kadar iyi olmadığını düşünme
  • Kaygılı bağlanma stili: Her türlü kişisel ilişkide beğenilmeme, dışlanılma ve terk edilme korkusu yaşama
  • Zihinsel alışkanlıklar: Yeterince kanıt olmadan, sadece hislerden ya da başkalarının yaşadığı örneklerden yola çıkarak sonuçlara varma ve bu sonuçların kesin doğru olduğuna inanma  

Özellikle düşük benlik saygısına ve düşük özgüvene sahip insanların kıskançlığa daha yatkın olduğunu söyleyebiliriz. Kendisini yeterince iyi görmeme sonucunda terk edilme ya da beğenilmeme, aldatılmama korkuları çok daha kolay ortaya çıkmaktadır. Ayrıca diğerlerinin onayı olmadan karar alamayan, hata yapmaktan çekinen insanlarda da kıskançlık daha sık görülmektedir. Son olarak olabilecek kötü olaylardan sürekli endişelen kaygılı kişiler de kıskançlıktan muzdarip olmaktadır.

Kıskançlık hangi durumlarda problem haline geliyor?

Patolojik kıskançlıkta, normal kıskançlıktan farklı olarak gördüğümüz farklar şunlardır:

  • Kişinin gününün büyük çoğunluğunu bu konuyla uğraşarak geçirmesi
  • Partnerini yersiz bir şekilde suçlaması
  • Kıskançlıkla ilgili konular gündeme geldiğinde öfke patlaması, ağlama nöbeti gibi aşırı tepkilerinin olması
  • Kendisini rahatlatmak için aşırı bir kontrol çabası içerisinde olması ve sürekli partnerinin davranışlarını sorgulaması
  • Aksi kanıtlandığı halde düşüncelerinden, şüphelerinden vazgeçmemesi
  • Sevildiğini ve beğenildiğini sürekli onaylatmaya çalışması

Kıskançlığı tetikleyebilen psikolojik ve organik hastalıklar var mıdır? 

Bazı psikiyatrik rahatsızlıklar gerçekdışı inançlarla birlikte aşırı kıskançlığa sebep olabilmektedir. Bipolar bozukluk (manik-depresif bozukluk), şizofreni, hezeyanlı bozukluk gibi rahatsızlıkların alevlenme dönemlerinde gerçekte kişinin kıskanmasını gerektirecek herhangi bir olay olmadığı halde, rahatsızlığın etkisiyle aşırı bir kıskançlık gözlenebilir. Bu tür durumlarda vakit kaybetmeden bir psikiyatri uzmanına başvurmak gerekmektedir. 

Kıskançlığın uzun süreli ve yoğun yaşanması hangi psikolojik sorunlara davetiye çıkarır?

Aşırı derecede yaşanan kıskançlık psikiyatrik rahatsızlıkların ortaya çıkmasına sebep olabilmektedir. Yüksek düzeyde yaşanan stres, korku ve kaygılar sonucunda depresyon, panik bozukluk, yaygın anksiyete bozukluğu, obsesif-kompülsif bozukluk gibi rahatsızlıklar tetiklenebilir ve tedavi edilmemesi durumunda uzun süre devam edebilir.

Kıskançlığı yoğun yaşayan kişilerin günlük yaşantısını olumsuz etkileyen örnekler nelerdir? 

Klinik tecrübelerimde kıskançlığın yol açtığı olumsuz durumların oldukça çeşitli ve yıpratıcı olduğunu gözlemleyebiliyorum. Kıskançlık yaşayan kişi şüphelerinin doğruluğunu kanıtlamak adına dedektif tutma, evinin her köşesine güvenlik kamerası yerleştirme, pahalı teknolojik ekipmanlar alma gibi aşırı çabalara girerek büyük miktarlarda maddi kayıplara uğrayabiliyorlar. Ayrıca günlerinin çoğunu bu konuyla uğraşarak geçirmeleri işlerini yapmalarına engel olduğu için iş kaybı ya da kendi işleriyse iflas etme gibi durumlarla karşılaşabiliyorlar. 

Öte yandan öfkesini kontrol etmekte güçlük yaşayan kişiler maalesef yaralama, hatta öldürme gibi hem kendisine hem de çevresine ciddi zararlar verecek davranışlar sergileyebiliyorlar.

Son olarak aşırı kıskançlığın yol açtığı anlaşmazlıklar, süregiden tartışmalar sonucunda evliliklerin sona erdiğini de eklememiz gerekiyor. 

Patolojik kıskançlık kişinin yaşadığı ikili ilişkileri nasıl etkiler?

Patolojik kıskançlığın bir sonucu olarak kişi çevresindeki insanlara güvenmekte sorun yaşayacak ve giderek yalnızlaşmaya başlayacaktır. Diğer insanlara sürekli kuşkuyla yaklaşan bir kişinin kendi duygu ve düşüncelerini daha çok kendisine saklamayı tercih etmesi, diğerleri tarafından da daha az tercih edilmesine yol açacaktır. Sonuç olarak yalnız kalan kişi, diğerlerine güven duyabileceği sosyal ortamlardan da giderek uzaklaşacak ve mutluluğa ulaşması çok zorlaşacaktır. 

Aşırı boyutlarda kıskançlık, yaşayan kişinin evliliğinden ya da ilişkisinden aldığı keyfi ve doyumu azaltacak, iş ve aile hayatını olumsuz etkileyerek çatışmalara yol açacak, mutsuz, huzursuz, keyifsiz ve kaygılı bir ruh haline bürünmesine neden olacaktır. Kıskançlığın yarattığı bu sorunları yaşamaktansa çözüm için destek almanın çok daha kolay ve etkili bir yol olduğunu bilmenizde yarar var. Günümüzde modern psikoterapiler ile aşırı kıskançlığın önüne geçilebilmekte ve gelecekte tekrarlaması önlenebilmektedir.

Aşırı kıskançlık kişinin kendisini daha mutsuz, huzursuz, kaygılı, öfkeli hissetmesine yol açar. Kendisini, çevresini ve geleceğini daha karamsar bir bakış açısıyla değerlendirir. Aynı zamanda hem kendi yeteneklerini ve başarılarını küçümser ya da görmezden gelir, hem de çevresindekilerine kuşkuyla yaklaşarak güvensizlik yaşar. Tüm bunların sonucu olarak da aile ve iş hayatı ile kişisel ilişkilerinde problemler yaşaması kaçınılmaz hale gelir.

Kıskanç kişiler ne zaman doktora başvururlar? 

Patolojik kıskançlık yaşayan kişilerin içerisinde bulundukları durumun abartılı ya da zarar verici olduğunun ne kadar farkında oldukları doktor/psikolog başvurularını etkilemektedir. Ancak kişisel tecrübelerimden yola çıkarak kıskançlık yaşayan kişinin çoğunlukla kendi isteğiyle değil, yakınlarının zorlamasıyla başvuruda bulunduğunu söyleyebilirim. Kişi her ne kadar kendisi de ciddi derecede sıkıntı yaşamaktaysa da, yakınları bu kıskançlığın etkisini daha yıkıcı bir şekilde deneyimlediklerinden ve normal olmadığını değerlendirebildiklerinden bir uzmanın yardımının gerekli olduğu sonucuna varabiliyorlar. 

Kıskanç bir eşiniz varsa bunları yapmalısınız:

  • Karşı saldırıya geçerek, onu yaptıklarından dolayı suçlamayın. Sizin üste çıkmaya çalışarak bir şeyleri gizlediğinizi düşünebilir. Onu anlamaya çalıştığınızı ancak gerçekte olanların farklı olduğunu sakince anlatın.
  • Onun kıskançlığından çekinerek yaptıklarınızı gizlemeyin. Eninde sonunda öğrenecek ve bunları kanıt olarak yorumlayacaktır. Bunun yerine gizli saklı bir şeyler yapmak istemediğinizi anlatın.
  • Kıskançlık karşısında yaşadığınız duyguları gizleyerek iletişim kurmaktan kaçmayın. Sizin uzaklaştığınızı görmek, onun kuşkularını besleyecektir. Hislerinizi açıkça paylaşın.
  • Unutmayın, anlatmazsanız anlamaz!
  • Onun yanında üstü kapalı konuşmalardan, imalardan kaçının. 
  • Onun size ne kadar değer verdiğini anladığınızı gösterin ve siz de verdiğiniz değeri göstermeye çalışın.
  • Kıskançlığın ilişkinize zarar vermesini istemediğinizi ve bir uzman yardımının etkili olabileceğini anlatın.
  • Çift terapisinin faydalarından ve kıskançlığın üstesinden gelinebildiğinden bahseden yazıları okumasını sağlayın.

Kıskançlığı törpülemek için kişinin kendi kendine yapabileceği şeyler var mıdır?

Kıskançlık yaşayan biriyseniz şunları deneyebilirsiniz, ancak unutmayın ki bu sorunun üstesinden bir uzman yardımıyla gelmek çok daha etkili bir yoldur.

  • Kıskançlığa yol açan takıntılı düşüncelerinize inanmayın çünkü gerçekliği ciddi bir şekilde çarpıtırlar. Dikkatinizi başka bir işe, uğraşıya vermeye çalışın.
  • Düşüncelerinizin doğru olmadığına dair nasıl kanıtlarınız olduğunu ya da yaşananların farklı bir şekilde nasıl açıklanabileceğini kendinize sorun.
  • Kıskançlığınızla ilgili eşinizin/partnerinizin düşüncelerinin neler olduğunu sakince ve sonuna kadar dinleyin.
  • Eşinize/partnerinize duygularınızı (şüphelerinizden çok duygularınızı) açın. Yaşadığınız üzüntü, kaygı, endişe neyse bunu sakince açıklayın. 
  • Eğer konu açıldığında öfkeleniyorsanız ertelemeyi ve sakinleştikten sonra konuşmayı deneyin.
  • Asla ama asla şiddet uygulamayın. Öfkenizi kontrol edemiyorsanız mutlaka bir doktora görünmelisiniz.
  • Günlük hayatınız, iş yaşamınız, sağlınız etkileniyorsa yine mutlaka bir doktora başvurun.

Patolojik kıskançlığın tedavisi var mıdır?

Patolojik kıskançlığın günümüzde etkili bir şekilde tedavisi yapılmaktadır. Özetle etkili tedavileri iki kategoriye ayırabiliriz:

1- İlaç tedavisi: Hem kıskançlıkla beraber ortaya çıkan depresyon, anksiyete gibi psikiyatrik rahatsızlıkların tedavisinde hem de kıskançlığa yol açabilen psikiyatrik rahatsızlıkların tedavisinde etkili bir yoldur.

2- Psikoterapiler: Günümüzde patolojik kıskançlığın tedavisinde etkili olan birden fazla psikoterapi yöntemi kullanılmaktadır. Bilişsel-davranışçı terapiler kıskançlığı ortaya çıkaran ve sürmesinde etkili olan düşünce hatalarının belirlenmesi ve yeniden yapılandırılması konsunda oldukça etkili bir çözüm seçeneğidir. Ayrıca şema terapi çocukluk çağından itibaren oluşan ve kişiliğin oluşmasında etkili olan temel düşünce kalıplarının ortaya çıkarılmasında ve yeniden düzenlenmesinde etkili sonular vermektedir. Bireysel terapilerin yanında farklı ekollerden beslenebilen çift terapileri de kıskançlığa birlikte çözüm bulabilmek adına yine işe yarayan çözümler sunmaktadır.

Kaynak: https://psikologcumhuravcil.com/

ETEM SEVİK bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 2
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 43
Kayıt tarihi
: 11.02.20
 
 

1981 yılında Bursa'da doğdu. 1999 yılında Bursa Erkek Lisesi'nden, 2004 yılında ise Ankara Üni. P..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster