Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

18 Temmuz '17

 
Kategori
Psikoloji
Okunma Sayısı
229
 

KISKANÇLIK ÜZERİNE-3

KISKANÇLIK ÜZERİNE-3
 

www.kadinlive.com


Yazıma üçüncü ve son kısım ile devam ediyorum. Bu kısımda kıskançık ile baş etme yolları, tedavi seçenekleri ve Othello Sendromu'ndan bahsedeğim. İyi okumalar...
 
KISKANÇLIKLA NASIL BAŞ EDİLİR?
 
Descartes’e göre “Kıskançlık, sahip olduklarını koruma isteğinden kaynaklanan bir tür korkudur”. Sokrates'in e göre ise ''Kıskançlık ruhun ülseridir''. Kişi ruhunu kemirmeye başlayan rahatsızlık boyutundaki kıskançlığı ile bir an önce baş etmelidir. Güvensizliklerinizin ve korkularınızın nedenlerini gözden geçirip onları düzeltmelisiniz. Birçok kişi geçmişte yaşadığı yaraları içinde taşır ve şimdiki ilişkisinde bu yaraların tedavisiyle uğraşır. Fakat önemli olan ve yapması gereken, bu yaraları tanımak ve bugünkü ilişkisine yansıtmamaktır. Normal sınırları çoktan aşmış ve sorun yatarmaya başlamış kıskançlık duygunuzu yenmeniz için yapabileceğiniz birkaç şey var. Bunu kendiniz yenmek için bu tavsiyeleri uygulayın, yine de sorun yaratan kıskançlık duygusunu yenemezseniz bir uzmandan destek alın. İşte yapılabilecekler;
 
-Öncelikle kıskançlık duygunuzun çoğu zaman gerçek sebeplere dayanmadığını, bu durumun sevdiğiniz kişiyle ilgisi olmadığını, bunun sizin çözebeleceğiniz bir sorununuz olduğunu kabul etmelisiniz. Acaba ona haksızlık mı ediyorum diye kendinize sormalısınız.
 
-Karşılıklı güven için iletişimin kopmaması çok önemlidir. İmalı sözlerden, üstü kapalı eleştirilerden ve küskünlüklerden kaçınmak gerekir. Bu noktada, kıskançlığa ılımlı yaklaşmak ve eşleri karşılıklı konuşmaya teşvik etmek önemlidir. Mesela bu sorunla yüzleştikten sonra, eşinizi karşınıza alın, kıskançlık sorunu yaşadığınızı ve bu sorunu yenmek için desteğine ihtiyacınız olduğunu söyleyin. Korkularınızı, endişeleriniz dozunda bir şekilde konuşmanızın büyük faydası var. Ya da rolleri değiştirin, beraber olduğunuz kişiye siz biriyle konuştuğunuz her sefer kıskançlık yaptığını düşünün, aranızda bunun doğru olup olmayacağını konuşun.  
 
-Kıskançlık duygunuzu ortaya çıkaran durumların bir listesini oluşturun. Bu liste kıskançlık yaşadığınız olay ve durumlara daha objektif bir gözle bakmanızı sağlayacak bu durumlarda size yardımcı olacaktır. Listenizi objektif bir gözle değerlendirmeniz kötü duygularınızdan arınmanızı sağlayacaktır. Bu sayede olumsuz kıskançlıkları hayatınızdan yavaşça çıkarabileceksiniz. 
 
-Kimseyi kontrol edemeyeceğinizi kabul edin. Kıskançlık hiç kimseye yararı olmayan bir duygudur. Ne kıskanılan ne de kıskanan için bir çözüm yoludur. Hayatı zehir etmekten başka bir işe yaramaz. Şöyle düşünün; eşinizi aşırı kıskanmakta kendinizce haklı olsanız bile, kimseyi her an kontrol altında tutamazsınız. Eğer sizin düşüncenize göre aldatmayı kafasına koymuşsa, hiçbir kontrol ve baskı aracı ile eşinizi kontrol edemezsiniz. O zaman bu eziyet neden? Hem bir ilişkinin ahlaki ve etik değerleri olduğunu unutmayın. Her şey seks veya cinsellikten ibaret değildir. Gereksiz kıskançlık gösterdiğiniz eşinize böyle yaklaşarak aslında onu bir seks düşkünü olarak değersizleştirdiğinizi kabul edin. Size böyle bir davranışta bulunulsa ne hissederdiniz?
 
Son olarak yaşadığınız tüm olumsuzlukları unutmaya çalışın. Başarınızı etkileceyecek, sizi üzecek olumsuzlukları unutun gitsin. Kendinizle olan iletişiminiz çok önemlidir. Kendinize özgüveninizi ve saygınızı hep yüksek tutacak olumlu telkinlerde bulunun. Neden olmasın? Ben bunu başarabilirim gibi… Kendinize ne söylerseniz beyin bunu yapabilmek için var gücüyle çalışır. Kendinizi tanıyıp problemin çözümü için doğru soruları sormalısınız. 
 
KISKANÇLIKTAN KURTULMAK VE TEDAVİSİ
 
Kıskançlık çoğu zaman kendi başımıza kontrol edilemediğinde yaşamı oldukça zorlaştırıcı bir hal alabilir. Başta sosyal ilişkilerimizde, okulda, iş yaşantımızda ve aile ilişkilerimizde kötü ve ilişkileri zedeleyici bir etkiye sebep olabilir. Üstesinden gelinemeyecek boyuta gelen kıskançlıktan kurtulmak için psikolog desteği almak böyle durumlarda zorunlu bir hal alabilir.
 
Kıskançlık duygusu bizim içimizdedir. Önemli olan şey onun bizi egemenliği altına almasına ve davranışlarımızı değiştirmesine izin vermemektir. Bu da ancak içimizdeki mevcut kıskançlık duygusunun farkında olmak ve kabul etmekle mümkündür. Oysaki topluma baktığımızda, bir başkasını kıskandığımızı hemen hemen hiç kabul etmeyiz. Kıskançlığın kötü bir duygu olduğunu kabul eder, bizim dışımızdaki insanlarda olduğunu düşünürüz.
 
Sevdiğiniz kişi hakkında sürekli olumsuz senaryolar geliştirmek ve onun size sadık olup olmadığını düşünmek sağlıklı değildir ve kıskançlığınızın hayatınızı eline aldığının bir göstergesidir. Eğer bu noktadaysanız, bir uzmandan yardım almanız ve onun, kendinizi tekrar keşfetmeniz için yardım etmesine, kendinize ve partnerinize güvenmenizi sağlamasına izin vermeniz gerekir.
 
Kişinin kendi kendine yetemediği ve düzeltemediği durumlarda ise tedavide amaç, kişinin kıskançlık duygularının altında yatan duygu ve düşüncelere ulaşmaktır. Kişiden kıskançlık hissettiği anlardaki düşüncelerini incelemesi ve kıskançlıktan önce gelen duyguları fark etmesi istenir. Bu duygu ve düşüncelerin farkına varmak, onları ayrı ayrı ele almaya ve mantıklı olup olmadıklarına daha tarafsız bakmaya bir şans tanıyacaktır. Kişiye sevilmeye değer bir insan olduğu vurgulanmalı, kendinin değersiz olduğuna dair olan düşüncelerinin altında yatan nedenler araştırılmalıdır sorgulanmalıdır. Bu noktada önemli olan, hem kişinin geçmişten getirdiği olumsuz algı ve ihtiyaçları belirlemek, hem de bu olumsuz duygularla baş etmesi için daha sağlıklı yollar bulmasına yardım etmektir.
 
Yukarıda belirttiğim gibi temel tedavi kişinin bu aşırıya kaçan ve kendisine, çevresine zarar verici boyuttaki bu kıskançlık duygusuna neden olan temeldeki düşünce ve dürtülerini öğrenmek tedavide öncelikli olmalıdır. Bilişsel davranışsal terapiler bu noktada çok yardımcı olabiliyor. Daha ileri boyutlarda ve kişide depresyonun görülmeye başladığı durumlarda ise psikiyatrist doktor yardımıyla tabiki ilaç tedavisi de seçenekler arasındadır. Daha da katı ve kompleks vakalarda beyinde prefrontal korteksi manyetik stimülasyonla uyararak düzenleme tedavi seçenekleri de mevcut. 
 
OTHELLO SENDROMU (Patalojik Kıskançlık)
 
Kendi deneyimlerimden ve internet dünyasından derleyip sade ve bir o kadar açıklayıcı bir şekilde anlatmaya çalıştığım, ne kadar sevmesekte bizi biz yapan duyguların başında gelen kıskançlık üzerine bir yazı kaleme almaya çalıştım. Umarım binlerce yıl önce genlerimize işlemiş ruhumuzun derinlerinden gelen bu çılgın duygu karmaşasını birazcık ta olsa sizlere aktarabilmişimdir. Biz varsak duygularımızda var. Her duygunun da normali güzeldir diye düşünüyorum. 
 
Yeri gelmişken Othello Sendromu'ndan da bahsetmemek olmaz diye düşündüm, sonrasında da yazımı sonlandıracağım. Adını Shakespeare'nin bildiğiniz ''Othello'' adlı eserinden alan bu sendrom kişinin sevdiği birini hastalık derecesinde kıskanmasıdır. othello ve karısı arasında geçen bayağı ilgi çekici bulduğum bu eseri okumanızı tavsiye ediyorum. Gerçekten bir rahatsızlığa adını verebilecek kadar güzel kurgulanmış ve çok başarılı bir eser. Bu patolojik seviyede yaşanan kıskançlık sendromunda kişi sürekli aldatıldığını, kandırıldığını düşünüp gerçek dışı düşüncelerle kafasında senaryolar kurmakta. En ufak bir davranıştan, kelimeden nem kapıp kafasındaki senaryolara senaryo katar. Bu rahatsızlık, eğer kişi tarafından kontrol altına alınamazsa kişi ve çevresi için çok tehlikeli boyutlara gelebilir. Konuyla ilgili uzmanlar tarafından bu sendroma sahip kişilerin narsistik yapıları olduğu, saldırganlığa ve şiddete yatkın oldukları görülmüş. Kişinin kendisine öz saygınlığı azaltan narsistik bir süreç. Belirtileri; aşırı derecede aldatılma korkusu, sevdiği kişinin hayatını kısıtlama, düşük benlik değeri, özgüven eksikliği, süreki hakaret etme, hakaret ederek kendini değersiz hissettirme, aşırı ve kontrolsüz tepki koyma, kıskandığı kişiyi sürekli tehdit etme. Dünyada bu sendrom nedeniyle birçok cinayet işleniyor. Hayatı iki taraf için de zehir eden bu sendrom için tedavi çok kolay olmasada, bir uzman yardımıyla hemen teşhis konulup tedavi başlanmalı, ancak bu sayede kıskançlık krizlerinden kurtulunabilir.
 
Kıskançlık üzerine titizlikle ve emek vererek yazdığım bu yazıyı belki bu konuda eğitim alanlar, psikologlar, psikyatristler da okuyacaktır ama ana hedef kitlem halktan diğer kesimler. Gayet açık bir şekilde söyleyebilirim ki, internette bu konu hakkında bulabileceğiniz en kapsamlı yazılardan biri oldu. Bu yazı vesilesiyle okuyucuya iletmek istediğim mesajım ise; bireysel ve toplumsal tartışmalarımızın temelinde yatan nedenlerden bir olan, aşırıya kaçınca bizi adeta çılgına çeviren, insanlığımızdan çıkaran kıskançlık duygumuzu törpülemek yukarıda da değindiğim gibi bizim elimizde. Bu yüzden hayatımızı daha yaşanabilir kılmak için bu duygumuzu dizginlemek çok önemli. Sadece biraz kendimizi bilelim, empati kuralım ve sağduyulu olalım. Böylece daha huzurlu ve sıkıntısız bir yaşantımızın olması sizcede olası değil mi?.. 
 
Biraz uzun oldu aslında ama üzerinde çok konuşulacak bir konu gerçekten. Okuyucunun sıkılmaması için çok uzun ve karmaşık cümleler kullanmamaya çalıştım. Dilerim okurken zevk almışsınızdır. Yorumlarınız ve sorularınızla katkıda bulunabilirsiniz. Okuduğunuz için ve zaman ayırdığınız için teşekkürler.
 
Emre1
 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 21
Toplam yorum
: 16
Toplam mesaj
: 7
Ort. okunma sayısı
: 3084
Kayıt tarihi
: 21.05.09
 
 

İstanbul doğumluyum... İstanbul da yaşamaktayım... Tıp Fakültesi'ni yeni bitirdim-bitiricem sayıl..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster