Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

24 Ağustos '20

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
112
 

Kıskançlıkta Üstümüze Yok!

Zehirli kıskançlıkların sahibiyiz. Kıskançlıkta üstümüze yok maalesef. Türk’ün Türk’e ettiği dünyada bulunmaz. Ve biz, her başarıyı, her başarılıyı mutlak cezalandırırız.

Beni bilen bilir ama… Yine de söyleyeyim. Yukarıdaki başlangıç cümlelerimi işkembe-i Kübra’dan atarak yazmadım. Hakikaten çok kıskanç milletiz. Dilerseniz, iddiamı gerekçelendirebilirim:

Efendim, diyelim küçük esnafsınız. Farz-ı misal, gençleri hedef kitle seçip bir kafe açtınız. Ve kafeniz, kısa sürede tuttu. 3 aya kalmaz, arsız bir fikir hırsızı, emek arsızı, mekan bulursa eğer… konseptinizden dekorunuza, hizmetlerinizden sattığınız ürünlere, her şeyinizi kopyalayıp, mümkünse adınızı en hızlı çağrıştıracak sözcüğü seçip, tam karşınızda, lokmanıza ortak olur. Hadi bakalım, gel de çık işin içinden!

İki en yakın hanım arkadaş, aynı davete, haberli veya habersiz gitmiş olsun. Ve tesadüfe bakın ki, iki hatun kişi de renginden markasına, bedeninden aksesuarına tıpa tıp aynı elbiseyi giysinler. Buyrun piştiye! İster şurdaki masaya kurulun, ister hanfendilerin hareketlerini izleyin gizliden; çaktırmadan! Birbirlerini kıskanmamaları mümkün mü? “Kadın kadının kurdudur,” sözü, boşa söylenmedi herhalde!

Siyasetçi, sporcu, sanatçı… Bilim adamı, asker, bürokrat… Yazar, çizer, eleştirmen… Sinemacı, tiyatrocu, pandomim sanatçısı… Seç, beğen, al! Hiç fark etmez. Hangi alanda, kim ne zaman çok başarılı olmuşsa… Anında takıveririz kulpu. Acımasızca yapıştırıveririz etiketi:

“Onun için şöyle böyle dediler… Bir şey bildiği, tek halttan anladığı yok ayol! Ballı zırtapoz!... Bu karı, anasının karnından şanslı doğanlardan!... O herifin arkasında filanca olmayaydı, görürdüm onu ben! Bırak şöhret olmayı, karnını bile doyuramazdı sünepe!... Lan o benim sınıf arkadaşımdı beee! Sümüklünün tekiydi! Bakma şimdi adamdan sayıldığına. Şapşalın önde gideniydi angut! “

Görüldüğü üzere, başarılı modellerimizi gayet nitelikli (!) şekilde tanımlarız. Hak edene hakkını veririz!

Yan dairedeki çocuk takdirname getirdiğinde, evladını sıkıştıran ebeveyn; onu kamçılayıp motive etme çabalarının ardına, kendi kıskançlıklarını gizlerler. Açıkça söyleyemeseler de:” Ah keşke bizim oğlan da böyle muvaffak olaydı…” hayıflanmasına abone olurlar; fark etmeden…

Komşusunun beyi araba aldığında, kocasını dolduruşa getirir Türk kadını: “ Necatiii! Hülya’nın eşi bilmem ne marka araba almış! Sen bizi düz vites külüstürüne bindirmeye devam et! Elin adamı neler yapıyor, bak! Sen bizi utanmasan yaya gezdiricen!”

Öte yanda, kahvede kankasıyla dertleşen Necati, söylenmektedir: “Hay benim kör talihim! Falancanın avradı, evde pinekleyen yiğidine bakarmış… İşsiz-güçsüz zibidinin cebine, bir de tomar dolusuynan harçlık indiriveriverirmiş… Biz de ha bire karı dırdırı dinleyelim. Hay benim eşek kafam!”

Yedek sporcu, asının kuyusunu kazar. En yetenekli öğretmen, meslektaşlarının hışmına uğrar. Yenilikçi yönetici, Ali Cengiz oyunlarında boğulur. Oyunları kapalı gişe izlenen tiyatro yazarı, uluslararası arenada ödüllere doymayan yönetmen; çapsız, vizyonsuz, kompleksli eleştirmenlerin eleştiri yağmurlarında ıslanır. En nitelikli politikacı, vasatlar cuntasının adaletsiz yakıştırmalarına muhataptır. El üstünde tutulacak, on numara komutan, abuk-subuk işlerle uğraşmaktan, potansiyelinin yarısını bile gerçekleştiremez. Adil sendikacı, ne yönetime, ne işçiye yaranır. Sonunda alaşağı edilir.

Başarı, düşman kazandırır bizde. Cadı kazanlarının ateşini, kazılan kuyuların derinliğini arttırır yetenekli talihsizlerimiz… Sonunda pes edip gitmese de… Canından bezdirilir düzene karşı koyan/duran.

Akıllı ol, gözlerimi kaparım, vazifemi yaparım, de. Fincancı katırlarını ürkütmek, makbul değil. Kafa yormak, gereksiz iş buralarda. En kralımız, söz dinleyenimizdir! Eski köye yeni adet getirmenin alemi yok! Sen mi değiştireceksin düzeni?! “Hadi canım sen de!” İsmet Paşa’nın kulakları çınlasın!

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Sevgili Cem, keşke eğitim ve öğrenimde , bilimsel yarışta, birey olarak, daha mükemmel düşenebilmekte kıskanç olabilsek. Sevgi ve selamlarımla. Refik

Refik Başdere 
 01.09.2020 7:35
Cevap :
O dediğinizi başarabilmenin en kestirme yolu, topyekun millet olarak kişisel korku ve komplekslerimizden arınabilmemizle mümkün olur değerli ağabeyim. Ve ben, bu yönde, ne yazık ki ne en ufak bir çaba görüyorum ne de toplumsal bir hareketlenme arzusu.Bu yüzden zaten aynı taş aynı hamam yaşam tarzımıza, davranış kalıplarımıza isyan etmekteyim. Neylersin ki, herkes bildiğini okumaya devam ediyor. Yapabileceğimiz pek bir şey yok. Yine de her şeyin zamanla değişip düzelmesini umalım. Cemce sevgilerimle...  01.09.2020 22:07
 

maşallah diyelimde nazar değmesin:)kıskanmadan yaşamakta zor..duyguların alınmış gibi:)

savas barka 
 24.08.2020 23:23
Cevap :
Evet, öyledir. Teşekkür ederim düşünceleriniz için.  25.08.2020 7:16
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1349
Toplam yorum
: 3614
Toplam mesaj
: 73
Ort. okunma sayısı
: 1737
Kayıt tarihi
: 30.01.11
 
 

İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler veTanıtım, A.Ö.F. Adalet Yüksek Meslek ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster