Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

25 Temmuz '08

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
479
 

KISKANMAK zorunda mıyım?

GÜZEL İNSANLAR MERHABA,

Bu benim MB daki ilk yazım. Yıllardır eskitemediğim dostlarla paylaştığım, duygu ve düşünce iklimimde hayat bulan görüşlerimi, yeni dostluklara vesile olması dileğimle beğeninize sunuyorum. Olumlu yada olumsuz yapacağınız her türlü yorum ve önerilerinizin, ufuk çizgimi çok daha uzaklara taşıyacağının bilinciyle buradayım.

Aslında herşey 'SEVEN Mİ KISKANIR, YOKSA KAYBETME KORKUSU OLAN MI? sorusunun yanıtını aramak için, bilinçaltımın karanlık dehlizlerine yaptığım yolculukla başladı. Sorunun benim açımdan özel olan tarafı, çok sevdiğim bir insana yardımcı olabilmek düşüncesiyle, onun adına kendime sorduğum bir soru olmasıydı. İyiki de o soruyu sormuşum, iyikide o yolculuğu yapmışım. Sebep olan dostuma ve şu anda bu yazıyı okumakta olan siz yeni dostlarıma, KISKANÇLIK DUYGUSUNDAN UZAK MUTLU GÜNLER DİLERİM.

Kıskançlık duygumuzun doğuştan değilde, yaşadığımız süre zarfında sahip olmak istediklerimiz yada sahip olduklarımızı kaybetmek korkusu olduğunu fark eden bir arkadaşınız olarak bunu iki örnekle somutlaştırmak isterim. Birinci örneğimiz çocuklar arsındaki KARDEŞ KISKANÇLIĞI olsun. Kardeşi doğana kadar her yönüyle uyumlu olan, birinci çocuk o yaşa kadar bilmediği bir duyguyla tanışıyor. Annesinin ilgisini paylaşmak istememesini biz ebeveynler, 'kardeşini kıskanıyor' diye adlandırıyoruz. Yani kardeş olmasa öyle bir kıskançlıkda olamayacak. Oysa doğuştan gelen bir duygu olsaydı, kardeş olsada olmasada o duygu yaşanırdı. İkinci örneğimiz denizden uzak yaşayan ve iletişim araçlarından yoksun birinin, deniz kenarında tatil yapan insanları kıskanması düşünülebilir mi? Öyle bir olayı bilmediği gibi, varlığından bile haberi yok. Benzer örnekleri çoğalttığımızda dahada net anlaşılacağı üzere, bana göre kıskançlık duygusunu doğuştan değil, bu dünyada yaşayarak öğrenilmiş bir duygu olarak görüyorum.

Sevme mi? Kaybetme korkusu mu?

Kaybetme korkusu ancak birşeye sahip olunduğunda geçerlidir. Kendi yetersizliğini, sevdiği partnerinin varlığını yok sayarak, onu sahiplenmek suretıyle tamamlayan kişi, artık kendi bakış açısıyla 'DEĞERLİ BİR BİREY' olmuştur. Doğasında var olan ama ne yazık ki, buğüne kadar çevresi tarafından hep inkar edilen ve ettirilen, bu duyguyu ona yaşatan sevenini kaybetme korkusunu 'BİZ SEVEN KISKANIR'diye kamufle ediyoruz gibime geliyor.

Oysa GERÇEKTEN SEVEN BİRİ, bir yandan sevdiğinin gelişmesi için uygun ortam hazırlarken, diğer taraftanda sevdiğinin kişilik haklarına saygı duyabilmelidir.

Kendimize bile itiraf etmekte zorlandığımız, yaşanması gerektiği zamanlarda es geçilmiş, önemsenmemiş yada farkına bile varılmamış O YÜCE SEVME DUYGUSU , hep içimizde bir yerlerde varlığını sürdürmüştür. Hem de zaman zaman haykırmalarını dahi duymazlıktan gelmemize rağmen.

Yoksa KISKANÇLIK, o yüce duyguya vereceği bir hayat öpücüğüyle hayata döndürecek, adına 'sevgili' dediğimiz bir cins-i latifin, varlığından yoksun kalmaya tahammülsüzlük mü?


SEVGİ NE KADAR SIĞSA KORKU O KADAR DERİN OLUR.

SEVGİ NE KADAR DERİNSE KORKU O KADAR SIĞ OLUR

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

anlamlı biz söz bu sondaki dizeler...Koskoca yazıyı bi çırpıda özetleyivermiş Seza abi...Sevgiyle!

Serçe! 
 30.10.2008 18:59
Cevap :
Sevdiğinde de, sevildiğinde de korkunu yüzeyde, SEVGİNİN ÇOK DERİNLERDE olduğu, hep MUTLU SONLA DEVAM EDEN BİRLİKTELİKLERİN OLSUN...  31.10.2008 10:45
 

Güzel dileğiniz için teşekkürler. Size anlattığım yakınlarım ne yazık ki anlaşarak boşanıp, 15 yıl ve 2 çocuğu heba ettiler. Kadının dinmeyen gözyaşları, erkeğin yakınlarını eski eşinin evine yollayışlarına tanıklık ediyoruz şimdi... Esenlikler dilerim.

Ayten Dirier 
 27.10.2008 12:21
Cevap :
Ayten hanım,paylaşma nezaketi gösterdiğiniz olayları, sizin yaşamadığınızın sevinci, yaşayan dostlarınızın üzüntüsüyle çakışınca, karmaşık bir duygu seline kapıldım...... Sevinç duygularıyla köpürttüğünüz, SAĞLIKLI ve MUTLU BİR YAŞAM DİLİYORUM..  27.10.2008 14:00
 

Sevgili Gülay'ın yazısını tamamlayan güzel yazının, özellikle son iki cümlesi için kutlarım. Kıskançlıktan kendini kaybedip, kendisine emanet edilen kadını toplumun gözünde hasta olarak gösterecek derecede alçalan, sinsi ve gerçek paranoyak erkekler için ne dersiniz acaba? Başarılar dileğimle, esen kalınız.

Ayten Dirier 
 21.10.2008 21:39
Cevap :
Ayten hanım,siz nezaket çerçevesinde zaten o kişilerin nasıl tanımlanması gerektiğini yazmışsınız.Bu tanımlamalarınız aynı zamanda bazı iyiniyetli dostlarımıza ders olabilecek nitelikte olmuş. Kıskançlığa övgü dizenlerin ulaşacakları hedefi göstermişsiniz adeta. Paylaşcaklarım çok hoşunuza gitmeyebilir. Ama size duyduğum saygı gereği paylaşma zorunluluğu hissediyorum. Benim bildiğim şu ki,kıskanan, kıskanılandan daha zor durumda.O yazıda da paylaşmaya çalıştığım gibi, aslında sevdiğini kıskanmıyor,bulduğu diğer yarısını kaybetme korkusu yaşıyor.Bana göre,partnerini toplum içinde aşağılama,kendi değersizliğini gizleme çabasından başka bir şey değildir.Ta çocukluk evresinde ki yetiştirme hatalarının bir kurbanı olan o dostlarımıza, bu perspektifden bakınca,biraz daha hoşgörülü olabiliriz gibime geliyor.Ayrıcada onlara karşı besleyeceğimiz nefret duygularının,onlardan çok bize zararı dokunacağını bilirsek,böyle bir yanlışa da düşmemeiş oluruz.HAK ETTİĞİNİZ SEVGİYİ YAŞAMANIZ DİLEKLERİMLE  23.10.2008 23:54
 

Seven kıskanır kıskanır ama kıvamında tatlı bir kıskançlıktır bu. Kısıtlayıcı kıskançlıklar bahsettiğiniz gibi korkudan ileri gelen kıskançlıklardır. İçerisinde birazda bencillik taşır. sevgi ne kadar derin olursa korkı o kadar sığ olur. bu söze katılmamak mümkün değil :) sevgi dolu kıskançlık duygusunsan uzak günler dileğiyle:)

aslihanca 
 06.10.2008 17:05
Cevap :
Aslı hanım, 'SEVGİ DOLU, KISKANÇLIK DUYGUSUNDAN UZAK GÜNLER' dileğinizi alıp, İNSAN olabilmenin erdemine sahip olabilmiş herkese HEDİYE etmek isterdim.  06.10.2008 17:58
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 9
Toplam yorum
: 88
Toplam mesaj
: 88
Ort. okunma sayısı
: 784
Kayıt tarihi
: 24.07.08
 
 

1957 yılında GAZİANTEP'de doğmuşum. Yüksekokul mezunu olup bu yaşa kadar hep ticaretle uğraştım. Kiş..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster