Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

04 Ekim '06

 
Kategori
Kültür - Sanat
Okunma Sayısı
1151
 

Kitaba para yok!

Kitaba para yok!
 

Kitaplarımı kimseye vermeye gönlüm elvermez. Bu konuda direk paranoyaklaşırım, sinirlerim bozulur. Kıyamam vermeye; çünkü geri gelmeyeceğini bilirim. Kitabı ödünç isteyen yüz kere yemin billah etse kitap geri gelmez, gelmedi. Alıştım buna artık; ama yine de anlayamıyorum, verilen söz iki elin kanda olsa yine de tutulmaz mı?

Hele ki kuaföre, üste başa tüm parasını yatıran, ‘yetmezse’ para yaratıp, kredi kartının son limitlerine kadar borçlanıp yine de o saçı sarıya boyayan, Mango’daki o bluzü alanlara hiç vermek istemiyorum; çünkü kitabı hor görmelerini kabul edemiyorum. ‘Ayy, kitapçıda çok pahalı, yere de düşmemiş ki alayım... Seninkini getirir misin, bir okuyayım. Çok istiyorum da okumayı.’

Birincisi, o bluzü ya da onuncu çizmeni de almayıver de o kitabı al, madem o kadar çok istiyorsun okumayı. İçinde koca bir dünyayı barındıran, ayların yılların emeğiyle yazılan bir kitaba bir paçavranın tercih edilmesine kızıyorum. İkincisi, kitabın yere düşmesini beklemek, yazarın emeğine saygısızlıktır; paranın fotokopiciye, matbaaya, yeraltı ekonomisine kaydırılmasıdır, orjinal kitap alanların kitapları daha pahalıya almasına neden olmaktır. Dolayısıyla korsan döngüsünü beslemektir.

Şimdiye kadar okuduğum tüm kitapları yani dünyaları, değerleri, zenginlikleri biriktirip büyük denebilecek bir kütüphane oluşturmaya çalışıyorum senelerdir. Arada bir sevdiğim kitaplara dönüp yeniden, yeniden okumak için. Önceden bulamadıklarımı bulup, daha zenginleşmek, ‘güzelleşmek’ için. Eğer birini zenginleştirmek istersem, kitabın yenisini alır hediye ederim, yine kütüphanemden vermem. Benden sonra çocuğum da bu kütüphaneden yararlansın isterim; çünkü bu kitapların tümüne yakını klasikler, kült kitaplar, önemini belki asırlardır korumuş ve koruyacak eserler... Ve tüm o kitaplar, parayı kuaföre, kıyafete, gezip tozmaya vermekle kitabı almak arasında yaptığım seçimin bir sonucu.

Kitaba değer vermeyen birine onca değerli kitapları geri dönmeyeceğini, belki de hiç okunmadan bir kenara atılacaklarını bile bile vermek içimi acıtıyor. Elimde değil. Bunun maddiyatla ilgisi yok, tam tersi bana bu duyguları yaşatan maneviyatın ta kendisi.

Kitaba para yok diyenlerden olmayın lütfen. Çoğu zaman kendi seçimlerimizdir bize bu talihsiz tümceyi söyleten.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Anliyorum, ama Internet cikti cikali da mertlik bozuldu. Istedigini buzlu cama cekebiliyorsun, sepete atabiliyorsun. Benim kütüphanem bundan 8 yil önce darmadagin oldu bu yüzden, biliyor musun. Internette aradigim herseyi buluyorum zaten diye düsündüm ve kütüphanemi (Alman Dili ve Edebiyati, Dilbilim, Türkoloji ve özel "roman"larim falan. Toplam 3.500 kadar kitap) götürüp Mersin Üniversitesi'ne bagisladim. Önce icim burkulur gibi oldu. Ama pisman degilim. Cünkü kitap alacak parasi olmayan ögrencilerin yararlandigini biliyorum. Interneti bir yana biraksak bile, istedigim kitaba para vermekte cimri degilim. Sevdigim kitaptan iki tane alip bir dostuma da armagan ettigim ender bir durum degil. CD ya da DVD'de de böyle. Sonradan birseyler paylasiyorsun böylece. Hirsizliga isyanini cok sevdim. Sagol:-)))

pirmete 
 05.10.2006 21:07
Cevap :
Sevgili Pirmete, mersin kütüphanesine bağışın örnek bir davranış gerçekten. e-kitaplar sürüsüyle var evet; ama kitaptan sayamam onları, dokunmam koklamam gerek(abarttım mı ama öyle) ve karmaşada istediğim kitaplara da pek ulaşabildiğimi söyleyemem internetten, beceriksizliğimden mi acep:) Ben de kitaba para vermeye hiç acımam; ama para vermeye acıyanlara kitaplarımı vermeye acırım. Sevgiyle Sevgili Pirmete...  06.10.2006 8:35
 

Bende kitaplarımı kimseye veremeyenlerdenim. Kitaplarımın üzerine notlar alır bir sonraki okumamda bulduğuım yenilikleri de eklerim. Benden kitap isteyenlere yeni kitap alıyorum daha çok. Hayır veremem diyemiyorum, ama gerçekten hiç de içimden vermek gelmiyor. Kimseyi kırmamak için hediye alıyorum böyle basit bir yöntem buldum :) Her okuduğum kitaba tarih atarım ben hatta okuduğum bölümlerde bile nerede okuduğuma dair tarihler notlar vardır. Ahmet Fuat Bey kimse kitabı tekrar okumaz demiş benim birçok kez okuduğum çok kitabım vardır,birçok insanın da tekrar tekrar okuduklarını bilirim. Gerçekten benim çok hassas olduğum bir konuda yazmışsınız, iyiki de yazmışsınız elinize sağlık.

Sibel ÖNAL 
 05.10.2006 12:14
Cevap :
İsteyene gidip yenisini almak -tabi isteyene göre değişse de- iyi bir fikir bence de. Hayır veremem diyemiyorum pek, yanlış biliyorum ama. Koca kütüphanede 'kabak' gibi duruyor kitaplar, biri geliyor 'aa ben şunları alayım okur getiririm'(asla getirmezler). Ben mırın kırın vs, karşıdaki anlamaza yatıp alıp gidiyor kitabı. Mırın kırından daha net ifadelere geçmek için kendimi yetiştiriyorum daha:)); çünkü kitaba sevgi ve bağlanma konusunu herkes anlayamayabilir. Kitabı kazak, ayakkabı, CD, kalem vs gibi herhangi bir mal olarak görürsen eğer bizim bakış açımız saçma ve anlaşılmaz görünüyor. Yorumun için teşekkürler, Sevgili Sibel...  06.10.2006 9:12
 

Bende Kİtaplarını cok seven biriyim hayatta kimseyle paylaşmayacagım seylerin basında gelir Kütüphanemden kitap verme hatasını 2 kez yaptım kitaplarımı ısrarlı takip sonuda geri geldi ama cok buyuk tahrip olmustu tekrardan ciltletmek zorunda kaldım ayrıca kitap almak ve okumak ısteyen insankaynak yaratabilir mesala ben taksıtle alıyorum kıtaplarımı aldıgımı okuyup yerıne yenısını alıyorum ve 6 taksıtle orjınal kıtap korsanada ve yeraltı ekonomısıne yardımda bulunmuyorum cunkı o kıtapları yazanlar yenılerını yazabilsinler diye Lütfen bu konuda birazdaha duyarlı bır cok yayın evı perakende satısta peşinfiyatına 6 taksıt yapıyor Saygılarımla

Lestatazalin 
 04.10.2006 22:00
Cevap :
Çok haklısınız. Korsan kitap alırken bir kez daha düşünmeli insan, 'Aman niye fazladan para vereyim?' sorusunun yanıtı o kadar basit değil çünkü. Saygıyla..  05.10.2006 8:59
 

çok şaşırdım...ben hemen dağıtırım..en fazla üç dört kitabım kalır elimde...hiç kimseninde eski kitabını arayıp okuduğuna şahit olmadım . öyle denir ama kesinlikle kimse okumaz kitaplar yıllarca ordan orya konur durur bence tez elden tasfiye edin ocuklar kendi alsın kitaplarını. selamlar

Ahmet Fuat EREN 
 04.10.2006 20:43
Cevap :
:) Sevgili Ahmet Fuat Bey, ben okuyorum. Bazılarını çok sevdiğim için birkaç yıl sonra, bazılarını da okurken tam anlayamamış olabilirim diye okuyorum. Ya da itiraf edeyim 'Bu çok iyi bir kitaptı; ama ben niye hiçbir şey hatırlamıyorum' diye okuyorum. Çocuklar kendi alsın kısmı doğru olabilir; ama ana bir kütüphane olması fikri de çekici geliyor, hoş, dediğiniz gibi belki eski kitapları okumayacak... ama Annem 17 yaşında isimli ilk blog yazılarımdan birinde annemin o sararmış yapraklı kitaplarını yıllar sonra okurken nasıl duygulandığımı anlatmıştım. Sanki (doğacak) çocuğum da böyle hisseder gibi geliyor. Ya da ne bu böyle eski püskü deyip bir kenara atabilir ki bunu yazarken bile saçma olduğunu bilmeme rağmen bir tuhaf hissettim. Sevgi ve Saygıyla...  05.10.2006 8:55
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 132
Toplam yorum
: 409
Toplam mesaj
: 82
Ort. okunma sayısı
: 3025
Kayıt tarihi
: 09.08.06
 
 

Odtü mezunu; edebiyat ve sinema düşkünü biriyim. AFSAD’ta fotoğraf, Sinematek’te film yapımı üzer..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster