Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

08 Ocak '17

 
Kategori
Kitap
 

Kitap Sarrafı: İdealist

Kitap Sarrafı: İdealist
 

Satışı bir sanat haline getirebilirsiniz. Çizgilerin, renklerin ve tonların sınırları olmadığı gibi satış dünyasında da kesinlikler yok. Satış sürecinin her aşamasının aslında bilimsel olarak da tanımlanabilir, açıklanabilir ve dolayısıyla öngörülebilir olduğunu da unutmamak gerek. 
 
Selman Yaşaroğulları ve Serap Altekin tarafında yazılan İdealist isimli kitabı diğerlerinden ayıran en güçlü özelliği, saha deneyimleri ile psikoloji biliminin verilerini entegre ederek, teorik arka plan bilgisi ile uygulamayı birleştirerek sunması. İdealist kitabı ile ilgili  Selman Yaşaroğulları ve Serap Altekin ile konuştuk. 
 
Kitabınızı yazmanızdaki etken nedir? Bu konuda yazılan kitaplardan farkı nedir?
Selman Yaşaroğulları(S.Y.): Herkes iş hayatının çok zorlu olduğundan ve sıkıntılarından bahsediyor. İş hayatını zorlaştıran biraz da bizleriz. Doğrusunu gördüğümüz bazı yanlışları samimi bir dille anlatmak ve iş hayatında en fazla nüfusa sahip, firmalarını temsil eden çalışanların ya da satış profesyonellerinin hayatlarına dokunmak adına bu kitabı yazdık. Diğer kitaplardan temel farkı yaşadığımız toprakların gerçeğinin çok farkında olması, doğu-batı sentezini doğru harmanlaması ve hem satış profesyoneli hem de tüketicinin psikolojisine odaklanması diyebiliriz.
 
Serap Altekin(S.A.): Bu kitabı yazma süreci biraz da bu alanda verdiğimiz kurumsal eğitim ve danışmanlık çalışmalarımızdan temelini aldı. İdealist’i kendi kategorisindeki diğer kitaplardan ayıran en güçlü özellik, saha deneyimleri ile psikoloji biliminin verilerini entegre ederek, teorik arka plan bilgisi ile uygulamayı birleştirerek sunması.
 
İdealist insan kime denir? İdealist olmak mükemmel olmak mıdır?
S. Y.: İdeal; ülkü, amaç demek. Felsefi açıdan sadece düşünceyle kavranabiliyor. İdealist ise düşündüğü amacın peşinde koşan, inandığı yolda emek veren kişi. Bu mükemmel olmak demek değil; hatta bu çok iddialı ve gerçek dışı bir tanım olur. Yaptığımız işten bağımsız olarak idealinin ne olduğunu bilip bu yolda ilerlemek, hayat boyu kendini geliştirmek temel amaç. Bunu yaparken de doğruluktan, dürüstlükten, samimiyetten ve güvenilirlikten sapmamak. Bizim kitabımızın amacı da bu.
 
Kitapta hem satış teknikleri hem de psikolojik taraflarına değinmişsiniz. Özellikle hayatımızda uyguladığımızda değişimi yakalayacağımız birkaç öneri verir misiniz?
S. Y.: İdealist’i okuyan bir satış profesyoneli müşterisini nasıl tanıyacağını, doğru soruları nasıl soracağını ve ihtiyacı nasıl ortaya çıkaracağını net bir şekilde öğrenebilir. Bunun dışında örneğin algıyı doğru yönetmek için rakamlarla ve teknolojiyle dost olmak, değişime ayak uydurmak ve çok iyi bir dinleyici olması şarttır.  
 
S. A.: Özel ve sosyal hayatınız arasında bir denge kurmaya özen gösterin. Kendinize, ailenize ve arkadaşlarınıza zaman ayırın. Stresiniz, üzüntünüz, kaygınız veya kızgınlığınız yoğunlaştığında ya kelimelere dökün ya yazın ya da sana veya spor gibi bir dışavurum yolu bulmaya çalışın. Gün içinde belirli zamanlarda televizyondan, bilgisayardan ve akıllı telefonlarınızdan uzak zamanlar geçirin; kendinize gücünüzü toplayacağınız zamanlar ve alanlar verin. Ve hayatınızda mizaha yer açın; eğer o gözle bakarsanız, hayatın her anında bir mizah unsuru mutlaka yakalarsınız. 
 
İnsanların inandığı bazı noktaları vurgulamışsınız. Özellikle satış yapılmasına bu durumların etkisinin olumlu olduğunu mu düşünüyorsunuz? 
S. A.: İnanmak en temel insani ihtiyaçlardan biri. Kitapta tanımladığımız anlamıyla inanç, başaracağına inanmak aslında. Gerçekçi düzeyde bir iyimser olmak, öğrenilmiş çaresizliklerin tuzağına düşmek ve dış seslerin etkisine teslim olmak yerine yapabileceğine, öğrenebileceğine, kendini geliştirebileceğine inanmak ve bu yolda yılmadan, disiplinle emek vermeye devam etmek. 
 
Satış bir sanat mıdır?
S. Y.: Satışı bir sanat haline getirmek kişinin elinde. İdealist için satış bir sanat. Sanatta çizgilerin, renklerin, tonların sınırları olmadığı gibi satış dünyasında da kesinlikler yok. Karşımızdakine olumlu izlenim bırakan, çalışma estetiğinin hissettirildiği, keyifli bir insan ilişkisine sanat benzetmesi yapmak abartı olmayacaktır.
 
S. A.: Bir sanat olduğu kadar bilimsel bir arka planının da olduğunu ifade etmek gerek diye düşünüyorum. Satış sürecinin her aşamasının aslında bilimsel olarak da tanımlanabilir, açıklanabilir ve dolayısıyla öngörülebilir olduğunu unutmamak gerek. Duyum, algılama, düşünme ve problem çözme, karar verme, ikna ve iletişim gibi pek çok bilişsel süreç iç içe geçerken, bir yandan da birey-toplum arasındaki sosyal etkileşim, insanın evrimsel ve sosyal ihtiyaçları, kültürel kodlar gibi pek çok psikolojik unsur da satış sürecinin arka planını oluşturuyor.
 
Sağlık haberciliği üzerine düşüncelerinizi öğrenebilir miyim? Sağlık haberlerinde nelere dikkat ediyorsunuz?
S. Y.: Konu sağlık olduğunda önemli olan her şey gibi sağlık haberciliği de çok önemli bir sorumluluk. Yetkin ellerde, insan odaklı ve objektif olması şart. Sağlık haberciliği de idealizm gerektiren işlerden. Sağlık haberlerinde en çok referanslara ve bireysel hayatımıza etkilerine dikkat ediyorum.
 
S. A.: Kaynağı ve yöntemi açıkça tanımlanmış güvenilir referanslı bilimsel araştırmalara yer verilmesini, kamuoyunun doğru bilgilenmesi açısından önemsiyorum. Bir de son yıllarda çok sık yaşanan bir problem olan sınır ihlalleri meselelerine dikkat çekilmesini önemli buluyorum; kimlerin hangi alanlarda sağlık ve destek hizmeti verebileceğinin, yani yetkinliğin uluslararası standartlarının tanımlanmasının, etik ilkelerin ve hasta haklarının vurgulanmasının hayati derecede faydalı olacağına inanıyorum.
 
Sağlıklı iletişiminin olmazsa olmazı size göre nedir?
S. A.: Karşılıklılık, açıklık, saygı, samimiyet ve güven, olmazsa olmazların başında sayılabilir. Duygu, düşünce ve ihtiyacımızı yerinde, zamanında ve muhatabına samimiyetle ifade edebilmek, biriktirmeden, dolaylı imalarda bulunmadan açık ve net ifade edebilmek, karşımızdakinin de bizi anlamasını kolaylaştırır. İyi bir dinleme, yani dikkatli, özenli ve aktif dinleme, gerçekten anlamak için, önyargısız biçimde dinleme vazgeçilmez bir diğer unsurdur. Yüz yüze iletişim her zaman en sağlıklı olan yoldur, yazışmak ve mesajlaşmak gibi günümüzün yaygın iletişim yöntemleri yüz ifadesi ve ses tonu gibi donelerden mahrum bıraktığı için pek çok yanlış anlaşılmaya zemin hazırlar.
 
Kısaca kendinizi tanıtır mısınız?
Selman Yaşaroğulları: 1974 İstanbul doğumluyum. İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi mezunuyum. 17 yıldır farklı uluslararası şirketlerde yöneticilik görevleri yaptım. Son dört yıldır sağlık sektöründe faaliyet gösteren Danimarka menşeili bir firma olan Coloplast Türkiye’nin Genel Müdürlüğünü yapıyorum. Bunun yanında öncelikle satış yönetimi olmak üzere farklı konularda seminer ve eğitimler veriyorum
 
Serap Altekin: Klinik psikoloğum, ağırlıklı olarak travma alanında çalışıyorum. Yarı zamanlı olarak da üniversitede ders ve süpervizyon veriyorum. Bireysel danışmanlığın yanı sıra kurumsal eğitimler geliştirme üzerine de çalışıyorum. Klinik alanda, bireysel ve toplumsal travmaların etkileri ve ikincil travmatizasyon doktora tez konum. Sosyal psikoloji alanı da çalışmaktan çok heyecan duyduğum bir diğer alan; özellikle de tüketim alışkanlıkları, tüketici davranışları, satış ve pazarlama süreçlerinin psikolojik dinamikleri.
 
 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 188
Toplam yorum
: 11
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 94
Kayıt tarihi
: 16.10.15
 
 

Gazeteci, Biyolog, Konuşmacı ve Sosyal Medya Danışmanı, Kokuyla Keşfet ve  Sağlık Haberlerine Far..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster