Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

08 Mart '07

 
Kategori
Müzik
Okunma Sayısı
5159
 

Kitaro - 30 yıllık yolculuk (2)

Kitaro - 30 yıllık yolculuk (2)
 

(Önceki bölümden devam)

1986’ da Amerikan Geffen firmasıyla anlaşma imzalanır. Yeni plak firmasından çıkan ilk albüm Tenku’ dur. Bu albümde yaşam ve ölüm temalarını işlemeye başlar Kitaro ve 1987’ de çıkan The Light Of The Spirit albümünde tamamlar. The Light Of The Spirit özellikli bir albümdür. O zamana kadar Kitaro, Tenkai’ de iki (sitar, koto ve biva çalanlar), Tun Huang’ da ise bir müzisyenle (keman) çalışmıştır. Bunun dışında albümlerinde klavyeleri; sitar, santur, harpı; akustik-elektro ve bas gitarları; bateri, timpani ya da çeşitli Japon davullarını, çeşitli Uzakdoğu yaylılarını ve flütleri hep kendi çalar. 1987’deki albümde Grateful Dead grubundan Micky Heart (bu grup Alacakaranlık Kuşağı’nın müzikleriyle tanınır), ünlü perküsyoncu Zakir Hussein başta olmak üzere pek çok müzisyen ve ses sanatçısı ona eşlik eder. O zamana kadar alışılmış olan Kitaro albümlerinden farklı bir çalışmadır bu. Elektrogitar kullanımı vardır, kompozisyonlar daha renkli hale gelmiştir. İlk Grammy adaylığı da bu albümdeki The Field isimli parçayla gelir ama kazanamaz.

Kitaro’ nun müziği değişmektedir. Nitekim 1988’ de yayınladığı 2 CD’ lik Ten Years albümü bir toplamadır ve Kitaro’nun eski kompozisyonlarının yeni yorumlarını içerir. Kitaro adeta bir dönemin kapandığını ilan etmektedir. 4 parçada, eski grup arkadaşlarından Hiroshi Araki elektrogitarda ona eşlik eder. Zaten çarpıcı olan parçalar, bu kez daha güçlü ses bütünlükleri ve hatta zaman zaman karanlık temalar içinde yeniden seslendirilir. Caravansary daha hüzünlü ve romantik denebilecek bir havaya bürünürken, The Clouds enerjiyle dolup taşar. Mirage tam anlamıyla hüzünlüdür, Flight ise daha sert çıkışlar içermektedir. İki de yeni parçası var Kitaro’nun bu albümde, God Of Thunder ve Song For Peace. God Of Thunder, vurmalılardan oluşan bir kompozisyon. Nitekim Kitaro’nun en sevdiği enstürmanlardan olan Japon davullarıyla hazırladığı bu kompozisyonlar, konserlerinde 1981’den beri mutlaka yer alıyor. En temel çalgı olmasından kaynaklanıyor olsa gerek, Kitaro 1986’ dan beri her yıl sonbaharın ilk dolunayında Fuji Dağı eteklerine dev davulu Wadaiko’ yu kuruyor ve günbatımından gündoğumuna kadar Doğa Ana’ ya bir saygı ifadesi olarak çalıyor.

Ten Years’la bir dönemi bitiren Kitaro, 1990’da en başarılı tema albümlerinden birini, Kojiki’yi çıkardı. Skywalker Orkestrası yaylılarının yer aldığı albümde yine çeşitli müzisyenler görev yaptı. Neredeyse unutulmaya yüz tutmuş bir Japon yaratılış efsanesi Kojiki. Kitaro bölüm başlıklarına uygun olarak yaptığı bestelerde, Dünyanın yaratılışı, yaşam ve ölüm, Güneş’in saklanması ve kandırılması, yeniden doğuş gibi temaları işledi. (İyi ki de yapmış, yoksa haber bültenlerinde acıklı temalarda kimbilir hangi parçaları kullanırdık Sorrow In A World Of Darkness yerine). J

Bu albümdeki parçaların yorumlandığı konserler dizisinden bir kayıt, 1991’de Live In America başlığı ile çıkar. Amerikalılar son anda Japon müzisyenlere vize vermediği için dünya turunun Amerika duraklarında JVC müzisyenleriyle çalmak zorunda kalır Kitaro. Ancak sonuç yine de başarılı sayılır ve bu duraklardan birinin kayıtları yayınlanır albüm olarak. Tam da bu sırada Kitaro, Japonya’daki sosyalist hükümetin icraatlerine bir tepki olarak Amerika’da yaşamayı seçer. Colorado’da bir dağın eteklerinde Mochi House ismini verdiği evini ve stüdyosunu kurmaya başlar. Stüdyo, aynı anda 70-80 kişiyi alacak kadar geniştir ve kayıt kapasitesi de bununla orantılıdır.

1992’de daha özel bir projeye sıra gelir. Efsanevi Yes grubunun benzersiz sesi Jon Anderson’ın dört parçada vokal yaptığı, orkestraya daha fazla ağırlık verilen Dream albümü yayınlanır. Kojiki’deki karanlık ve ürperten temalar burada da devam eder. Bugüne kadar hemen her albümde birlikte çalıştıkları flüt ustası Kristin Stordhal Kanda ile de ilk çalışmasıdır bu Kitaro’nun. Daha önce Queen Millennia melodisi Dara Sedaka tarafından Angel Queen ismiyle sözlü olarak yorumlanmış, Caravansary’nin melodisi ise söz yazılarak Pages tarafından seslendirilmiştir ama Kitaro ilk elden hiç şarkı yazmamıştır. İlk kez Dream albümünde sözlü parçalar yer alır. Hepsinin sözleri Jon Anderson’a aittir; Lady Of Dreams, Island Of Life ve muhteşem Agreement. Orkestra düzenlemeleri Kojiki’den daha ayrıntılıdır Dream’de, gerçekten özel bir çalışmadır.

1993’te bir Oliver Stone filmi olan Heaven & Earth için müzikler besteler Kitaro. Filmin yönetmeniyle birlikte bir yandan sahneleri izleyip, bir yandan da parçaları şekillendirir. Dream’de orkestral düzenlemeleri yapan Randy Miller, bu filmin müziklerinde de görev yapar. Orkestra, Uzakdoğuya özgü çeşitli müzik aletleri ve synthesizer’lar harmanlanır. Bu çalışma ödülsüz kalmaz, Kitaro Altın Küre ödülüne aday gösterilir ve kazanır. Oliver Stone, Kitaro’nun olağanüstü bir yeteneği olduğunu ve O’nun tutkulu anlatımının, filmin görselliğini tamamladığını söyleyecektir bir söyleşisinde.

1994’te bu kez Mandala çıkar piyasaya. Kitaro artık Japon müziğinin kökleriyle ilgilenmektedir, Budist-Şintoist inancın öğretileri doğrultusunda anlatımını yeniden şekillendirmeye başlamıştır. Albüme adını veren Mandala ve Dance Of Sarasvati, bunun ilk habercileridir. Winds Of Youth’da ise giden gençliğin ardından duyulan hüzün ve karamsarlık vardır adeta. Bu albümde de Angus Clarke katılır Kitaro’nun ekibine. Gitar konusunda virtüözite derecesinde başarılı olan bu genç adam, sonraki albüm ve konserlerde de yer alır. Aynı biçimde ekibe katılan bir diğer üye de perküsyonist Derek Zimmerman’dır. Kitaro da yeniden gitarı eline almıştır, bazı seslendirmeleri kendisi yapar. Bir kez daha Grammy’e, bu kez en iyi albüm dalında aday olur.

Bu albümün tanıtımını yapan konser An Enchanted Evening’dir. Eski ve yeni parçalardan oluşan konser büyük başarı kazanır ve film olarak da piyasaya sürülür. Winds Of Youth’un elektrogitarlarla bezeli yeni yorumu, Dance Of Sarasvati’nin daha akıcı hale gelen sunumu ve yine güçlü bir davul kompozisyonu olan Spirit Of Taiko, bu konser albümündeki yıldızlardır. 9 müzisyen, başarılı bir performans sergiler sahnede. İlk albümündeki Fire başta olmak üzere, toplam 12 parça seslendirilir. (Ne yazık ki şimdiye kadar basılan CD ve DVD’de bunların 8 tanesi yeralıyor). Kitaro’nun çeşitli albümlerinde eşlik eden Tibetli flüt ustası Nawang Kehocg konserde de çalar Kitaro ile birlikte. Winds Of Youth’daki karşılıklı flüt düetleri görülmeye değer.

1996’da promosyon amaçlı olarak basılan bir CD hazırlanır. Noel İlahileri, Kitaro ve bir grup müzisyen tarafından yorumlanır ve Peace On Earth başlığıyla sunulur. Çocuk korosu da eşlik eder şarkılara. Albüm daha sonra piyasaya da sürülür.

1997 yılında yine çok özel bir proje vardır Kitaro’nun gündeminde: “Cirque Ingeniaux”. Kanada’nın medar-ı iftiharı Cirque du Soleil’in Amerikan versiyonudur bu sirk. Hayvanları doğası dışında davranmaya zorlayan eskimiş anlayış yerine insan yetenekleri üzerine kurulu, bedenin sınırlarını zorlayan, basit düşüncelerden yola çıkıp onları şaşılası bir güzelliğe büründüren ve bunu da özel müzikler ve sahne düzenleriyle sunan Cirque du Soleil, Cirque Ingeniaux’ya da ilham kaynağı olmuştur. Müzikler için Kitaro ve ekibine teklif götürülür. Hikâye bildiktir: Kahramanın Yolculuğu. Maria, bir trapezle uzaklara gidecek, bir terzi ile tanışıp büyülü bir dünyaya adımını atacaktır. Yeraltına da inen bu yolculukta, yeni bir insan olmayı öğrenecektir. Doğum, yaşam, ölüm ve yeniden doğuş temalarının işlendiği bir sürü efsane gibidir yani.

Sirk gösterisinin başarısı konusunda bir fikrim yok ama müzikal anlamda Kitaro’nun bambaşka ufuklara yelken açtığı ve onun en başarılı çalışmalarından biri olduğu kesin. Bu albüm, Kitaro’nun 30 yıllık solo kariyer yolculuğunda kesinlikle farklı bir öneme sahip.

Kitaro’nun Türkiye’de yayınlanan son albümü 1998 yılında çıkan Gaia Onbashira oldu. Japonya’nın eski bir festivali olan Onbashira’nın temalarına dayanan albümde, Kitaro yine kalabalık bir müzisyen kadrosuyla çalıştı. Japon müziğinden çeşitli ilahi formlarını da parçalarına kattığı bu albümünde, üzerinde yaşadığımız yerküreyi bir bütün olarak ele alan ve tek bir us olarak gören Gaia inancından izler görmek mümkün. Bu albümle birlikte Kitaro’nun Türkiye’deki yayın macerası, hiç olmazsa şimdilik bitmiş durumda. Dinleyicileri yeni albümleri, eğer bir mağaza tek tük CD ithal ederse ya da internetten alışveriş yaparsa edinebiliyor ancak.

Oysa Kitaro, 2007’de 30. yılını dolduran müzik macerasına, 2000 yılında çıkarttığı Thinking Of You ile devam etti ve o yıl En İyi New Age Albüm dalında Grammy ödülünü kazandı. Hemen ardından, yine Japon Devlet Televizyonu NHK tarafından çekilen ve eski uygarlıkları anlatan bir belgeselin müziklerini hazırlamaya girişti. Eski Mezopotamya, Mısır, Aztek ve İnka uygarlıklarını konu alan bu belgeselin müzikleri 2001’de yayınlanan Ancient ve 2002’de yayınlanan An Ancient Journey albümlerinde toplandı. Her iki albümde Ortadoğu müziğine göndermeler yaptı ama bunu bildiğimiz anlamda arabik kemanlar, zurna, darbuka kullanarak değil de, ud ya da tambura benzer sesler ve batılı formlara yaslanmakla birlikte makamsal özellikleri önplana çıkan ses dizileriyle yaptı. Hatta Ancient Journey albümünde, Mısır’daki çeşitli toplantı ve mevlidlerde aldığı şarkı kayıtlarını kullandı. Bu iki albümden Nile, Tumba Dance, Spirit Of Harp, Itonami, Dholavira, Daichi, Tabiji, Maya Magic, Inca, Towards The East, Sitara IV, The Pharaoh ve Nile (2. versiyon) güzel parçalardır, özellikle de The Pharaoh!..

(Devam edecek)...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 39
Toplam yorum
: 91
Toplam mesaj
: 16
Ort. okunma sayısı
: 1970
Kayıt tarihi
: 05.03.07
 
 

Bankacılığı bırakıp kendini reel sektörün kollarına atmış bir adamım... Kitaro başta olmak üzere ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster